22 Haziran 2021

Eyy gençler, bir zamanlar ben de gençtim; Mülkiye mezunu olarak Almanya'ya giderken, Sirkeci'de tren istasyonunda: "Bir daha bu memlekete ayak basmam!"

Yoksa kendimizi hayat boyu hep hayallerde gezinerek mi avutacağız?..

Haftalık gazete Oksijen'de gençlerle yapılmış
bir röportajı okuyorum, başlık çarpıcı:
 

Bu ülkede
gelecekten
korkuyoruz!

Desen: Selçuk Demirel

Çoğu kapağı bir an önce
yurt dışına atmak istiyor.
Söylediklerini okudukça,
içimde bir hüzün dalgası kımıldıyor.
Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un
o sözlerini hatırlıyorum yine:
 

Ama beklediğim yarınlar
dünde kaldı. Hayır kızım,
bir daha hiç gelmediler. 

Yıllar sonra kızına kavuşan bir baba,
hayatta uğradığı hayal kırıklıklarını
böyle özetler.
Her seferinde içimi acıtan bu iki cümleyi
kim bilir kaç defa okudum.


Doğu'nun Limanları adını taşıyan
ve Osmanlı İstanbul'undan başlayıp
Paris ve Beyrut'ta devam eden,
Türklerin, Ermenilerin, Yahudilerin,
Arapların, Hıristiyan ve Müslüman
Lübnanlıların rengârenk yelpazeler çizdikleri
romanının sonuna doğru,
hayatta umduğunu bulamamış bir baba,
kızına itiraf eder: 

Beklediğim yarınlar
dünde kaldı,
hiç gelmediler!

İçimde duygu fırtınası estirmişti bu cümle.
Bilinmez bir geleceğin arayışı içinde
insanların bazen kendilerini nasıl
tükettikleri kafama takılmıştı ilk okuduğumda.
Ve düşünmüştüm: 

Kendimizi hayat boyu
hep hayallerde
gezinerek mi avutacağız? 

Gençlerin sesine kulak veriyorum.

Ayça Meriç Çelik
23 yaşında, Hacettepe Üniversitesi
Bilgisayar Mühendisliği mezunu. 

ustos 2021'de Londra'da
yazılım mühendisi olarak işe başlayacağım.
Yurt dışına gitmedeki asıl sebebim
toplumdaki huzursuzluk ve ülkede
bir
öngörülemezliğin hakim olması...

Gülin Özcan.
23 yaşında, Boğaziçi Üniversitesi
Sosyoloji Bölümü 

Daha iyi bir eğitim almak için
yurt dışına gitmek, orada yaşamak
istiyorum. Bu zaten kendimi bildim
bileli aklımda olan bir şeydi,
fakat üniversitemize rektör atanması
olayından sonra yaşananlar
bu kararımın tuzu biberi oldu.
Sene sonu itibarıyla Cenevre'de
yüksek lisansıma başlayacağım.

Berfin Şimşek.
26 yaşında, Koç Üniversitesi Elektrik-Elektronik
Mühendisliği ve Matematik mezunu 

Mezun olduktan sonra akademik
kariyerimi devam ettirmek üzere Lozan'a geldim.
Şu anda École Polytechnique'te
doktora yapıyorum. Düzenli bir hayatım,
üretken olabildiğim bir işim var.
Beklentilerimin karşılandığını s
öyleyebilirim.
Türkiye'ye dönmek bir adım geri gitmek
olacakmış gibi hissediyorum.

Aydın Ulu.
23 yaşında. Galatasaray Üniversitesi
Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi 

ustos'ta Johns Hopkins Üniversitesi'nde
uluslararası ilişkiler yüksek lisansı
na
ba
şlayacağım. Yurt dışı hayalim vardı,
ancak ülkenin özellikle son yıllardaki
genel huzursuzluğundan dolayı
kararım netleşti.

Şule Güneş.
24 yaşında, Marmara Üniversitesi
Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi

Bu seneye kadar yurt dışı planım yoktu.
Fakat Ankara, Ke
çiören'deki bir hastanede
doktorlara hasta yakınlarının saldırdığını,
doktorların ise barikat kurduğunu g
önce,
"Ben bu insanlara mı hizmet edeceğim,
eme
ğimin karşılığını nasıl alacağım"
diye düşündüm ve bugün bu noktaya
geldim. Mesleği ülkemde yapmak istememem
çok acı bir durum. ABD'ye gitmek için sınavlara
hazı
rlanıyorum, mesleğimin orada
çok kıymetli olduğunu biliyorum.

Yiğit Barkın Ünal.
23 yaşında. Hacettepe Üniversitesi
Bilgisayar Mühendisliği mezunu. 

Londra'da yazılım mühendisi olarak
çalışma teklifi aldım.
Hayallerimi
ülkemde çalışarak
yakalayamam.

Gençlerin sesine kulak verirken
56 yıl öncesine, 1965'e gidiyorum.
İstanbul, Sirkeci Tren İstasyonu.
Siyasal Bilgiler Fakültesi,
yani Mülkiye mezunu HC,
arkadaşları, anası babası, ailesi
tarafından Almanya'ya uğurlanıyor.
Babası ona Bremen'de bir iş bulmuş,
"Git çalış, biraz da Almanca öğren" demişti.
HC elinde ikinci mevki tren bileti,
Almanya'ya gidecek işçilerle sırasını bekliyor.
Pasaport polisi aksi biri, soruyor HC'ye:

Kaç paran var? 

HC'nin yanıtı:

50 dolar karşılığı
Alman markı...

Bu yanıt polise inandırıcı gelmiyor.
HC sinirleniyor.
Polis sesini yükseltiyor: 

Çıkar cüzdanını! 

HC tersleniyor, polis ayaklanıyor,
HC'nin cüzdanını kapıp ters çeviriyor,
50 Alman markı banknotlar halinde
yerlere saçılıyor, arkadaşları teskin
etmeye çalışırken HC ağlamaya başlıyor,
sesi yükseliyor, avazı çıktığı kadar bağırıyor: 

Bir daha bu memlekete
ayak basarsam... 

Yurt dışı maceram böyle başlamıştı.
Bir buçuk yıl geçti, yine memlekete döndüm,
bir daha da hiç ayrılmadım.
İki yıllık askerlik sonrası
"Türkiye hayalleri"min
peşinden koşmaya başladım.
Önce "darbe"yle, "devrim"le Türkiye'yi
"kurtarma"ya soyundum.
12 Mart darbesinde hapse girmekten
kıl payı kurtuldum. Gerçek gazeteciliğe
adım atarken yüzümü de
"demokrasi"ye,
hukuk ve özgürlüğe döndüm.
Yarım asrı geçti, bu değerler için
mücadele ettim, ediyorum.
Peki, hayallerim gerçekleşti mi?
Ne yazık ki hayır. 

Beklediğim yarınlar
dünde kaldı,
hiç gelmediler!

Eyy gençler!
Diliyorum, sizin hayalleriniz gerçek olur.

Yazarın Diğer Yazıları

Evet, umutsuz olmaya hakkımız yok!

Hoşgörü-diyalog-uzlaşma... Tek adamlığa karşı güçler ayrılığı, yetki paylaşımı... Koalisyon korkusu değil uzlaşma kültürü... Yarınki Almanya seçimlerini düşünürken böyle bir halkayı çekiyorum.

Kürt sorunu... Kılıçdaroğlu... HDP... İmralı... Kandil... Ve barış...

Kılıçdaroğlu'nun, "Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz" derken olumlu bir çıkış yaptığını düşünüyorum ama, "aması" da var.

Hrant Dink'ten: “Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim!”

Sevgili Hrant’ın bu sözüydü, yaşadığı acılardı, Erivan’da bir sabah vakti gün doğarken Soykırım Anıtı’nın önünde bana duygu fırtınası yaşatan...