21 Mart 2022

Türk Telekom dosyasından bir portre: Saad Hariri

Siyasi suikastların ve artan gerilimlerin ortasında, Hariri hanedanının varisi olan Saad Hariri...

Türk Telekom dosyasında çeşitli konulara bakmayı sürdürüyoruz. 2005 yılında Türk Telekom'un yüzde 55'inin özelleştirilmesi ihalesini 6,55 milyar dolar ile kazanan Oger Telecom (Lübnan şirketi), Türkiye'de Ojer Telekomünikasyon AŞ. (OTAŞ) firmasını kurmuş ve paranın sadece 2,5 milyar dolarını ödedikten sonra Türkiye'ye 4,75 milyar dolarlık dev bir borç bırakmış, temettü paraları ve başka bilmediğimiz paraları alarak gitmişti.

OTAŞ'ın 2 ortağı Saudi Oger ve Oger Telecom firmalarıydı. Bu firmaların her ikisi de başında Saad Hariri'nin olduğu Lübnanlı Hariri ailesine aitti.

Bundan önce Türk Telekom ile ilgili gelişmeleri yazarken, Hariri ailesinin Türkiye'deki 2 şirketi olan T-Bank ve OTAŞ'a ayrı baktık[1][2];

  • Ödemediği 4,75 milyar dolar kredisi olduğu halde, 2,4 milyar TL nakdi ödenmiş sermayeli OTAŞ'ın 2022 Mart'ında kapanma (tasfiye) izni nasıl verildi?
  • T-Bank hâlâ açık ve o da 1 milyar TL sermayeli ve Haririler yüzde 50'nin yüzde 57'sine sahip oldukları için bu bankada söz sahibi.

Bunları incelerken bir yandan da bu Saad Hariri ne yapıyor diye merak ettik. Zaman zaman Türkiye'ye gelip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile içeriğini açıklamadıkları bir takım toplantılar yaptığını biliyoruz sadece[3]. Bir de Güney Afrikalı mankene harcadığı paraları.

Kısaca hatırlatalım; 2013 yılında Güney Afrikalı enerji içeceği pazarlamacısı ve eskort Candice van der Merwe'ye Seyşeller'deki milyarderler kulübünde tanıştıktan sonra 16 milyon dolar nakit para ödedi. 2019'da, Güney Afrika mahkemeleri, ödenen paranın hediye olduğunu iddia eden van der Merwe’ye, gelir vergisi ödemediği için dava açınca olay ortaya çıktı[4].

2005 yılında suikaste kurban giden Refik Hariri’den sonra ailenin reisi olan Saad Hariri de babası gibi Lübnan'da başbakanlık yaptı. Bir hayli karışık olan Lübnan'da oğul Hariri Sünni cemaatinin toparlayıcısı olarak, babasının suikastinden itibaren gidip gelerek 4 kez başbakan oldu [5][6].

Orta Doğu haberleri veren bir online yayında, ocak sonu tarihli ve "Lübnanlı Saad Hariri, Çürümüş bir Hanedan ve Gerileyen Bir Kariyer Bıraktı" başlıklı makaleyi görünce, Türk Telekom'da olanlar nedeniyle ilgilendiğimiz bu kişi hakkındaki bazı bölümleri okuyucularımızla da paylaşalım dedik...

Baba: Refik Hariri ve hanedanın yükselişi

Lübnan'ın güneyindeki eski Fenike şehri Saida kasabasındaki mütevazi kökenlerden geldiği kaydedilen baba Refik Hariri, servetini, petrol gelirleri nedeniyle inşaat sektöründeki patlama sırasında Suudi Arabistan'da yaptı, Kral Fahd ile yakın bağlar (kız kardeşi ile evlendi) kurdu ve hatta Suudi vatandaşı oldu.

Kurduğu Saudi Oger İnşaat firması, kralın akrabası olması nedeniyle Suudi Arabistan'daki tren yolları ve büyük inşaat projelerini üstlenerek büyüdü.

Lübnan'ın 15 yıllık iç savaşı 1990'da sona erdiğinde, Hariri ülkesinin siyasi mücadelesine dahil oldu. Kendisini bir savaş ağası yerine başarılı bir göçmen iş insanı olarak sundu, ülkesini yeniden inşa etmeye hevesliydi. 1992'de başbakan oldu ve Lübnan'ın savaş sonrası yeniden inşasına öncülük etti[7].

Baba Hariri, 1992'den 2005'e kadar Lübnan siyasetinde otoriter bir figür haline geldi ve şubat 2005’de öldürülene kadar, bu yılların çoğunda başbakan olarak görev yaptı.

Suikastı Lübnan'ı sarstı. Suriye destekli hükûmet bir hafta sonra istifa etti. 1976'dan beri Lübnan'da bulunan Suriye ordusu, Lübnan ve dünyada, Hariri'nin yanı sıra 21 kişinin ölümüne neden olan bombalamanın arkasında, Esad hükûmetinin olduğuna dair yaygın inanış üzerine geri çekildi.

Oğul: Saad Hariri

Siyasi suikastların ve artan gerilimlerin ortasında, Hariri hanedanının varisi olan Saad Hariri, ülkenin Sünni lideri haline geldi.

1970 doğumlu olan Saad Hariri, Georgetown Üniversitesi'nde işletmecilik okudu. 1996'dan günümüze Oger Grubu'nun içindedir. Babasının suikastinden sonra işlerin başına geçti. Bu dönemde Oger Grubu satışları 3.15 milyar dolara varan bir inşaat, telekomünikasyon, medya devi haline geldi [8].

Forbes dergisi dünya zenginleri sıralamasında 2005'te 1.2 milyar dolarlık bir servet ile 548. sırada gösterildi. Suudi Arabistan baz alındığında ülkesinin 7. büyük zengini, Lübnan baz alındığında en büyük servetine sahip. 2011 yılında servetinin net 2 milyar dolar değerinde olduğu hesaplandı. Mayıs 2018 itibarıyla net servetinin 1,36 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Babasının suikastinden sonra, 2005 seçimlerinde siyaset sahnesine girdi. Partisi, Hizbullah liderliğindeki ve Esad yanlısı 8 Mart ittifakına karşı çıkan Batı'ya ve Körfez ülkelerine sempati duyan mezhepçi ve mezhep dışı bir grup parti olan 14 Mart ittifakının önde gelen gücü oldu.

Lübnan, Suudi Arabistan ve Fransa vatandaşlığına sahip olan Saad Hariri, güvenlik nedeniyle 2011'den 2014'e kadar Paris'te yaşadı ve 8 Ağustos 2014'te Lübnan'a döndü. Hariri, 1998 yılında nüfuzlu ve zengin Suriyeli inşaat patronu Bashir Al Azem'in kızı Lara Al Azem ile evlendi. Üç çocukları var: Houssam (1999 doğumlu), Loulwa (2001 doğumlu) ve Abdulaziz (2005 doğumlu).

Saad Hariri'nin kariyeri çöküşte

Saad Hariri, ülkesinde halen tartışılan bir kimlik olarak ortada. Başarısız liderliğine rağmen Lübnan'daki Sünni toplumunun liderliğini üstlenecek birisinin gözükmediği bir yanda, 2020 yılında  başbakanlıktan ayrılırken, kendini uzlaşmanın kurbanı olarak sunması diğer yanda.

Bir dönem Lübnan'ın mali, ekonomik ve siyasi alanlarına hakim olan güçlü bir siyasi hanedanın varisi olan Saad Hariri'nin siyasi müttefikleri zayıfladıkça ve düşmanları --özellikle İran destekli Hizbullah, hükûmette daha belirgin hale geldikçe-- siyasi kariyeri darbe alıyor.  Hariri, kendisinin ve Gelecek Hareketi'nin siyasetten çekildiğini ve mayıs parlamento seçimlerinde kendisinin ve hareketinin aday olmayacaklarını açıklamış durumda.

Hariri, televizyonda yayınlanan bir konuşmada İran etkisi ve mezhepçiliğe işaret ederek seçime girmeyecekleri şöyle ifade etti;

"Halkımızın ve milletimizin hizmetinde kalıyoruz, ancak kararımız geleneksel anlamda yönetim, temsil veya siyasetteki herhangi bir doğrudan rol veya sorumluluk almaktan uzak durmak şeklinde"

Lübnan nereden nereye geldi?

1975-1990 arasında iç savaş [9] yaşayan Lübnan'ın kamu borcu, baba Hariri'nin etkin olduğu 1990'lardan itibaren ödenemez boyutlara ulaşırken, Lübnan devleti ve kamu fonlarının, savaş ağalarının, iş adamlarının ve onların Suriye askeri gözetmenlerinin kişisel cüzdanı haline geldiği tanımlaması yapılıyor.

2009'da yapılan seçimlerin ardından, Saad Hariri başbakanlığa yükseldi. Destekçileri, rahmetli babasının mirasını sürdüreceğine inanıyorlardı. Ancak, işlevsiz bir devleti ve can çekişen bir ekonomiyi miras almıştı. Ocak 2011'de kabinesindeki rakiplerin toplu istifası ile hükûmet düştü.

Saad Hariri, sonraki yılların çoğunu güvenlik tehditlerini öne sürerek Suudi Arabistan'da geçirdi. Siyasetten çok ticaret ile uğraştı. Liderleri başında olmayan Gelecek hareketi ve dolayısıyla 14 Mart koalisyonu yavaş yavaş parçalandı.

Mayıs 2014'ten Ekim 2016'ya kadar Lübnan'da cumhurbaşkanı yoktu. 8 Mart bloğu, Hür Yurtsever Hareket (FPM) lideri savaş zamanı genelkurmay başkanı Michel Aoun'un başkan seçilmesinde ısrar etti. 2016'da Aoun ve FPM ile anlaşmaya vararak siyasi bir dönüş yaptı.  Ekim 2016'da Hariri'nin ikinci kabinesi doğdu.

Ancak o yıl, bu sefer babasından devraldığı ticaret imparatorluğu  parçalanmaya başladı. Yıllardır desteği ile inşaat projeleri aldığı Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın 2015 yılındaki ölümü sonrasında babası Refik Hariri'nin kurduğu inşaat şirketi Saudi Oger, 2016 yılında Suudi prensi Salman el Suud'dan sıkı bir tekme yedi ve borçlarını ödeyemeyerek çöktü [10].

Kasım 2017'de, Hariri Riyad'dan seslenerek başbakanlıktan istifa ettiğini duyurdu. Daha sonra Suudi Arabistan'da rehin tutulduğu, Fransızlar aracılığıyla kurtarıldığı ortaya çıktı[11]. Muhammed bin Salman'ın, Hariri'nin Hizbullah ve müttefiklerine verdiği tavizlere karşı böyle davrandığı konuşuldu[12].

Devamında Hariri'nin siyasi hayatı zor dönemlerle, protestolar ve kayıplarla devam etti. 17 Ekim 2019 ayaklanması sonrasında Saad Hariri istifa etti. Ancak 4 Ağustos 2020'de Beyrut Limanı'ndaki patlama sonrasında ekim sonunda yeniden başbakan oldu. Çeşitli sıkıntılar arasında Temmuz 2021'de tekrar geri çekildi.

Saad Hariri ve Gelecek Hareketi görünüşte yakın gelecek için siyasetin dışındayken, ülkenin meşhur mezhepçi siyasetinde doldurulması gereken bir boşluk kaldı. Son yıllarda Hariri'ye bazı Sünni alternatifler ortaya çıktı ama ne olacağı belirsiz.

Ama bizim baktığımız açıdan gözüken şu; Hariri hanedanının çöktüğü görülüyor. Bahsettiğimiz makale şu paragraf ile bitiyor;

"Önde gelen bir siyasi hanedanın çöküşü, en azından --Hariri'nin babası tarafından Beyrut'un merkezindeki mülkleri çalınan tüm Beyrutlular başta olmak üzere-- çok sayıda Lübnanlı için bir sevinç nedenidir." [7]

İşte AKP hükümeti, Türk Telekom'u özelleştirmeyle böyle bir aileye vermişti.


[1] Hariri’lerin Türkiye’de hâlâ Banka Ortaklığı mı Var?

[2] OTAŞ (Ojer Telekom) 8 Mart 2022’de Kapandı

[3] Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saad Hariri'yi kabul etti

[4] Hariri Türk Telekom’un Paralarını Mayo Mankenleri ile mi Yedi?-yedi/

[5] Türk Telekom’un Eski Ortağı Hariri, Lübnan Başbakanlığından Ayrılmak Zorunda Kaldı

[6] Vadesi Gelen 1,2 milyar dolar’lık Borcunu Ödeyemeyen Hariri’nin Ülkesi Lübnan İflas Etti

[7] Solidere

[8] Saad Hariri

[9] Lübnan İç Savaşı

[10] Türk Telekom’un yüzde 55 Hissesine Sahip Saudi Oger İflasa Gidiyor

[11] Türk Telekom’un Ortakları Birbiriyle Savaşın Eşiğinde mi? Saad Hariri Suudi Arabistan’da Alıkonuldu mu?

[12] Eski Lübnan Başbakanı Hariri, Suudi Arabistan'la yaşanan krizden Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Yazarın Diğer Yazıları

Boğaziçili hocaları durduramayan AKP, mail ve bilgilerinde açık mı arıyor?

bir özel firmaya Boğaziçi Üniversitesi'nin akademik ve idari personelin, öğrencilerin ve gelmiş geçmiş tüm mezunların kişisel bilgilerinin bulunduğu dört önemli veritabanına bu kişilerin bilgisi ve onayı olmaksızın erişim verdiler

Felsefe, tarih ve gençler... Bu ülkede ümit biter mi?

Ülkemizdeki her şey bozulduysa da üzülmeyelim. Dünya da daha iyi durumda değil. Önümüze bakıp, nasıl ve neresini düzeltiriz diye düşünmeye başlayalım

BTK, Abone Deseni'ni seçim nedeniyle mi almaya çalışıyor?

Sonuçta Adıgüzel'in ortaya koyduğu "Abone Deseni" gerçekten Türkiye Cumhuriyet'inin en büyük "fişleme skandalı"