23 Ocak 2020

Toprak Dede - Deniz yıldızı

Amacım sadece bu çok yaşlı ama asla "moruk" olmamış adamı, fazlasıyla hak ettiği namıyla "Toprak Dede"yi saygıyla anmaktan, kucağına döndüğü toprağa giderken onu uğurlamaktan ibaret değil

- Toprağın kokusu Engin bey, yeni sürülmüş toprağın kokusu, ince ince yağan yağmura doymuş toprağın kokusu, yaz güneşini içine çekmiş toprağın kokusu, biçilmiş çimenle buluşmuş toprağın kokusu… Hepsi farklıdır ve hepsi mutluluk verir. Bu yaşıma kadar geldim, artık sadece üç kuruş para uğruna topraktan uzak geçen yıllarıma, günlerime yanıyorum.

Bu cümleler Toprak Dede diye anılan, dün "toprağa" verilen Hayrettin Karaca ile yaptığım bir röportajdan.

Kurucusu olduğu TEMA Vakfı'na yollanmış ve "Öyle tek tek ağaç dikerek, insanları ağaç dikmeye çağırarak kendinizi oyalıyor, güya çare oluyorsunuz. Ama sizin gibi kapitalistler yüzünden helak olan memleketi böyle kurtaramayız" yazan bir faks almıştı. Elinde sallayarak kederini ve inadını anlatıyordu.

O çok bildik fıkrayı ilk kez o gün, ondan dinledim. Daha sonra birkaç Tırmık’ta kullandım; belki ileride yine kullanacağım. Çünkü değer.

Gelgit’in sert hissedildiği okyanus kıyısında, bir kumsalda, "Gel"in getirdiği ama "Git"in götüremediği yüzlerce deniz yıldızı kızgın güneş altında can çekişirken; küçücük bir oğlan kumsalda yorulmak bilmeden, oradan oraya koşuşturarak kumların üstünden aldığı deniz yıldızlarını vargücüyle yeniden okyanusa fırlatıyormuş.

Kıyıda yürüyüş yapan bir "moruk" (Evet bir "yaşlı adam" değil, bir "moruk") önce suratını buruşturmuş, sonra sırıtmış:

- Beyhude çaba çocuk, demiş, bak yüzlercesi var kumların üstünde ve her gün bu böyle. Bir şey değişmez bu yaptığınla…

Küçük oğlan elindeki deniz yıldızını fırlatıp suyla buluşturmuş ardından moruğa dönmüş:

- Bu bunun için değişti

Sonra eline yeni bir deniz yıldızını almak için eğilmiş…

* * *

Amacım sadece bu çok yaşlı ama asla "moruk" olmamış adamı, fazlasıyla hak ettiği namıyla "Toprak Dede"yi saygıyla anmaktan, kucağına döndüğü toprağa giderken onu uğurlamaktan ibaret değil.

Hayrettin Karaca’nın diktiği, diktirdiği fidanlar şimdi kocaman birer ağaç oldular. TEMA Vakfı'na omuz veren genç yaşlı, kadın ve erkeklerin diktiği, dikilmesine destek, önayak oldukları fidanlar boy attılar, ağaç oldular. Yeni fidanlar boy atacak, ağaç olacaklar.

Hayrettin Karaca’nın öz torunundan da daha yakını, Greta Thunberg adlı bir genç kız, öfkeden çakmak çakmak gözleriyle yaşıtlarına, büyüklerine ve küçüklerine doğayı sevmeyi ve savunmayı öğretiyor. Doğayı, yani suyu, güneşi, ağaçları ve toprağı sevmeyi ve savunmayı öğretiyor. Öğrettikleri ağaçları koruyacak, fidanların kurumadan ağaç olmasını sağlayacak…

Kimi 18, kimi 38, kimi 78 yaşında moruklar ise yine homurdancak:

- Yav, büyük küresel güçler, şirketler, devletler havaya her an bilmem kaç milyon metreküp karbon dioksit salarken, fosil yakıtlar havayı zehire dönüştürürken, buzulları eritirken böyle bireysel çabalar nedir ki? Sivrisinekleri tek tek yakalayıp öldürerek sıtma ile mücadele mi edilir?

Böyle diyen ve sadece bunları söyleyip sonra kıçını devirip yatanları tanıyorum. Onlar bundan birkaç on yıl önce kadın sorunu, çevre sorunu konuşulurken aynı yıvışık sırıtmayla konuşurlardı:

- Yav bırakın böyle tek tek meselelerle oyalanmayı. Devrim olunca hepsi çözülür bunların…

Türkiye’de o "devrim" olmadı; "devrim" oldu denen ülkelerde de o sorunlar çözülmedi.

Deniz yıldızları serilip kaldıkları kumsalda kızgın güneş altında öldüler.

* * *

Sakız çiğnerken merdiven çıkılabilir, yürürken türkü çığrılabilir…

Devrim ya da sistemi değiştirecek çabalar içindeyken Greta Thunberg de olunabilir, Hayrettin Karaca da…

Uğurlar olsun Toprak Dede

Yazarın Diğer Yazıları

Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır…

Kıbrıs sorunu şu anda yeryüzünün en eski sorunu. Artık ondan "Kıbrıs düğümü" diye değil, "Kıbrıs kördüğümü" diye söz ediliyor

Pazar mavrası

"Mavra yapacağım" diye yazıya başladım, ortaya okuduğunuz yazı çıktı...

Savcı meydanı boş sanmış, oysa boş değil

Gezi davası savcısını duruşmalar boyunca sanıkların, avukatların söyledikleri, kanıtlar, tanıklar filan hiç etkilememiş. Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücalla Yapıcı hakkında ömür boyu ağırlaştırılmış hapis, öteki sanıklar için de 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istiyor