30 Mayıs 2022

Gaziantep: Her şeyiyle tanınmayı hak eden görkemli bir kentimiz

Elbette en büyük keyfi ünlü Zeugma Mozaik Müzesi'nde yaşadık. Beni böylesine mutlu eden bir başka mozaik müzesi bilmiyorum: İkisini de gördüğümüz Tunus’ta ve Hatay’daki müzeler de dâhil...

Gaziantep... Yıllar önce gitmiştim: 2010’ların eşiğinde... Ve o zaman da çok sevmiştim. Gezi notlarım seyahat kitaplarımdan biri olan “Hindistan Sıcağından Norveç Buzuluna”da yer almıştır (Türkuaz Yayıncılık, 2009).

Ama bu kez her şey bambaşkaydı. Üstelik çok az kalmamıza karşın... Son Yılmaz Güney Kitabı’mı basan Puslu Yayıncılık’ın sahibi Murat Bulut dostumun ısrarıyla oradaki kitap fuarına gittik; eşim Leman’la birlikte... Uzun süredir (yani pandemiden beri) bu ilk önemli yolculuğumuzdu. Üstelik Leman ilk kez görüyordu bu kenti... Sonuç olarak, fuardaki tüm aksaklıklara karşın (kötü şeyleri unutup iyileri hatırlamayı hep tercih etmişimdir), işte size bu yolculuktan notlar...

7 bin kilometre kare üzerine üç milyona yaklaşan nüfusuyla ülkenin 6. büyük kenti olan Gaziantep, benim şimdiye dek gördüğüm en çok müzeye sahip kentlerden biriydi. Bunların büyük bölümünü gezemedik elbette, o kısıtlı zamanda... Hayli yaygın kentte bir uçtan öbürüne gitmek vakit alıyor ve yollarda hep bir şeyler gözünüzü okşuyordu. Ünlü Kale ve onu çevreleyen eski şehir; bir kısmı kiliseden bozma olan güzel camiler; oldukça ağaçlı yollar veya yeşil alanlar... Ayrıca hayvanat bahçesi ve botanik parkı da gayet güzelmiş. Çarşıları apayrı bir çekicilik taşıyan ve eski eserlerle birlikte tüm amatör fotoğrafçıları davetkâr bakışlarla kendine çeken...

Fotoğraf: Atilla Dorsay

Kentte öylesine sosyal faaliyetler vardı ki... Fuarın dışında uluslararası yüzme ve karate yarışmaları yapılıyordu. Ve her ikisinin gencecik sporcuları da bizim Yılmazoğlu Otel’de kalıyorlardı. O günlerde bir halı fuarı da olmuş. Buranın aynı zamanda Türkiye’nin her yanına halı yollayan bir merkez olduğunu da öğrendik.


Fotoğraf: Atilla Dorsay

Elbette en büyük keyfi ünlü Zeugma Mozaik Müzesi'nde yaşadık. Beni böylesine mutlu eden bir başka mozaik müzesi bilmiyorum: İkisini de gördüğümüz Tunus’ta ve Hatay’daki müzeler de dâhil... Bu haliyle müze benim ilk ziyaretimden sonra açılmış, asıl yerinden sökülüp getirilen mozaikler büyük bir çaba ve özenle bütünlenmişti. Yerde veya duvarlarda eski çağdan yaşam tabloları; gündelik hayattan sergilenen manzaralar; dönem insanı ve onun yaşam, giyim, aile tarzları üzerine son derece estetik bakışlar vardı.

Fotoğraf: Atilla Dorsay

Ve elbette o uluslararası üne sahip ‘Çingene Kızı’. Alt kısmı biraz eksik olsa da bakışlarıyla her bakanı büyüleyen bir kadın yüzü; antik çağın Mona Lisa’sı... Karşılıklı dakikalarca bakıştık. Gerçi canlanmadı; ama yine de bize büyük keyif verdi!...

Fotoğraf: Atilla Dorsay

Ve de müzelerden Panorama Müzesi. O gün son günümüzdü, yani pazartesi (gece döndük). Pazartesileri birçok müze kapalıydı; tüm ülkede olduğu gibi... Ama şansa bakın ki orası sürekli açıkmış. Böylece gezdik ve yine başımız döndü. Böylesi bir zenginlik, böylesi bir güzellik...


Fotoğraf: Atilla Dorsay

Öncelikle şunu hatırlamak gerekir: İstiklal Savaşı sırasında tüm kentlerimiz gibi Doğu kentleri de zafere büyük katkılar yapmışlar, unutulmaması gereken özverilerde bulunmuşlardır. Onun içindir ki Antep Gaziantep, Maraş Kahramanmaraş, Urfa Şanlıurfa olmuştur. Bunların hepsini ziyaret ettim. Ama o katkıyı Gaziantep’in Panorama Müzesi kadar görkemli biçimde verenine rastlamadım. Bu arada o yörede kadınların savaşta büyük rol oynamışlar. Özel bir anıt da bunu anlatıyordu.


Fotoğraf: Atilla Dorsay

Bu büyük ve bir kaç kata yaygın müze, savaşın aşamalarını kimi yerde tablolarla, ama daha çok olayları ve insanları üç boyutlu olarak, tiyatro sahnesi gibi canlandıran geniş mekânlarda sunuyor. Öylesine ki gezerken savaş denen şeyin tüm dehşetini duyumsuyorsunuz. Tarihe tanık oluyor, kahramanlarımıza minnet duyuyor, şehitlerimize acıyorsunuz. İyi ki dönüşümüz gecikmiş ve de bu müzeyi görebilmişiz. Gerçekten kolay unutulmaz bir deneyim oldu bu... Herkese tavsiye ederim. 

Fotoğraf: Atilla Dorsay

Kentin elbette başka müzeleri de var: Arkeoloji, Mevlevihane Vakıf, Kültür Tarihi, Yesemek Açık Hava, Hasan Süzer Etnografya, Şahinbey Milli Mücadele, Emine Göğüş Mutfak, Atatürk Anı, Oyun ve Oyuncak, Medusa Cam Eserleri, Ali İhsan Göğüş, ve Araştırmalar, İslam Bilim Tarihi, Yaşayan Gümrük Han, Zooloji ve Doğa, Hamam, 15 Temmuz Demokrasi müzeleri. Hepsinin başına Gaziantep sözünü de ekleyin... Ve bu kent için birkaç gün ayırmayı unutmayın.

Fotoğraf: Atilla Dorsay

YARIN: ÇARŞILAR, YEMEKLER VE GERÇEK FAN’LAR

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kendine özgü bir fantastik sinema denemesi

Film belli motiflere ağırlık veren karışık bir yapı kuruyor; öncelikle bir western dekoru, atmosferi ve estetiği

Livaneli ve iki ilginç kadın yazarın kitapları

Zülfü Livaneli, Ayşe Övür ve Yeşim Rüzgar'ın yeni kitaplarına dair...

Yaz okumalarım: Başyapıtlar ve düş kırıklıkları

Başka yaz kitaplarından ilk fırsatta söz edeceğim...