09 Aralık 2021

Fanatizmi körükleyen zihniyet

Siz bakmayın onlara ve onların kullandıkları kelimelere, asıl oynayanlara ve oynayanların bıraktıkları unutulmaz hatıralara odaklanın

7 Aralık akşamı Galatasaray ile Fenerbahçe kulüplerinin kadın futbol takımları tarihlerinde ilk kez, kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla Galatasaray'ın ev sahipliğinde karşı karşıya geldiler. Maçın yapılış amacından çok sonucunun ön plana çıkmış olması ise tam anlamıyla büyük bir talihsizlik oldu. Türkiye'de futbol denilen bu alanı sadece ve sadece kendi tarafgirlik pencerelerinden görmeyi alışkanlık edinenler açısından karşılaşmanın beşinci dakikasında gösterilen kırmızı karttan başlayarak, maçın skoru dahi Galatasaray'ın erkek futbol takımına yönelik olup bitenlerle eşleştirildi. Süper Lig'de Galatasaray'ın hakemler tarafından doğranıyor olduğu tezi bu kez kadın futbol takımının da benzer bir akıbete maruz kaldığı şeklinde yorumlandı. Sosyal medya başta olmak üzere maçın amacının sonucun gerisine düştüğü ve anlamın kaybolduğu bir gece ile karşı karşıya kalmış olduk.

Maçın bitiminde Fenerbahçe soyunma odasında kulübün başkan vekili görevini yürüten Erol Bilecik'in sözleri ise yaşadığımız tuhaflığın arkasındaki gerçek durumu ortaya koyar nitelikteydi. Bilecik maçı kazanan futbolculara yönelik olarak yaptığı konuşmada şu sözleri kullanıyordu: "Müthiş bir oyun oldu. Canı gönülden tebrik ediyorum. Bizi gururlandırdınız. İşin güzel tarafı biz Galatasaray'a 'cincon'a 6 Kasım'da 6 tane atmıştık, siz 7 Aralık'ta 7 tane attınız."

Kulübün en yetkili isimlerinden bir tanesinin ağzından dökülen sözlere bakar mısınız lütfen! Ezeli rakibi olan Galatasaray kulübü için aşağılayıcı bir biçimde 'cin con' ifadesini kendisini çeken kameralar önünde söylemekten çekinmiyor bile! Aslında bu durum Türkiye'de kulüp yöneticilerinin tüm bu yaşamakta olduğumuz tuhaflığın arkasında nasıl bir yer tuttuklarını ortaya koyması açısından son derece iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Çünkü kafalarındaki taraftarlığı yönetici olmalarına rağmen hiç ama hiç geri plana atamayan bu zihniyet sayesinde bizler sürekli olarak medyada taraftarların çıkarttığı şiddeti okuyup duruyoruz. Oysa ergen tavırları ile olup bitenleri yorumlamayı sürdüren yönetsel zihniyetin yarattığı tahribatı hiçbir zaman tartışmaya bile açmıyoruz. Halbuki asıl mesele bu zihniyet kalıplarının üretildiği anlayış üzerinden gerçekleşiyor.

Ülke futbol ve spor tarihinin iki güzide kulübünün son derece anlamlı bir gecede karşı karşıya gelmesinin arkasında bile olup biteni kör bir fanatizm üzerinden berbat edebilen bir anlayış söz konusu. Üstelik kadın futbolculara konuşmanın ikinci kısmında biz yani erkekler 6 Kasım'da 6 gol atmıştık. Siz yani kadınlar 7 Aralık'ta 7 gol attınız diyebilecek kadar da var olan durumun uzağında, yani kadınları ötekileştiren bir dil kullandığının bile farkında değil! Ama buradaki amacın gurur vermek, başarı kazanmak olmadığı gerçeğini ise bilmesi gereken bir konumda bulunduğu gerçeğini bir kez daha tarihe not düşmek durumundayız. Çünkü bu iki kulüp sadece bugünün değil geçmişin ve geleceğin de taşıyıcıları olma özelliğini devam ettirecekler. Siz bakmayın bu ve benzeri dil sürçmeleri üzerinden kendilerini temize çıkartmaya çalışanlara. Onlar bu rekabetin sadece küçük birer çizikleri olarak durdukları yerde durmayı sürdürecekler, o kadar. Bunun dışında asıl vurgu yapılacak olanların her daim bu iki takımın formalarını hakkıyla terleten ve onurlu sporcu duruşları ile tüm topluma örnek teşkil eden isimlerin olacağını unutmamalıyız. Fanatizmi yaratan ve körükleyen zihniyetlerin toplumsal yaşam içerisinde kısa süreli haz ve tebessüm oluşturabildikleri duygusu sizleri aldatmasın sakın. Çünkü bu duygu hali beraberinde dostluğu, fair play duygusunu ve bir arada olabilme düşüncesini de yok edecek noktaları da çoğaltmaktadır. Sporun/futbolun gerçek hikâyesi ise ayrıştıran değil birleştiren bir dilin dolaşıma sokulmasındaki başarısında gizlidir. Siz bakmayın onlara ve onların kullandıkları kelimelere, asıl oynayanlara ve oynayanların bıraktıkları unutulmaz hatıralara odaklanın. Tarihin büyüttüğü bu iki takımın duygularını böylesi bakış açıları ile küçültülemeyeceğini aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayın. Bu ve benzeri yaklaşımların anılarak dahi çoğalmasına katkıda bulunmayın!



Pazartesi günü kaybettiğimiz Türkiye Psikoloji camiasının önde gelen isimlerinden sevgili hocam Prof. Dr. Yurdal Topsever'i saygı ve minnetle anıyorum. Kederli ailesi ve öğrencilerine baş sağlığı dileklerimi iletiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Akıl, sağduyu ve hakkaniyet giderek yok oluyor

Burası hakikaten çok ama çok ilginç bir ülke ve futbol bu ülkenin insanları için bir varlık nedeni olma durumunu sürdürmekte. Kulüp başkanları ve yöneticiler bu ilgiyi kötü yönde kullanmayı sürdürdükçe, oynanan oyun her geçen gün biraz daha fazla çirkinliklerle birlikte hayatlarımızı karartmayı sürdürecek

Futbol kalmadı size yabancı madde verelim!

Türkiye'deki taraftar güzellemeleri aksini iddia etse de ülkenin taraftar kültürünün maç öncesi bağırıp çağırmanın ve oynanan karşılaşmayı motive etme doğrultusunda değil tam aksine kışkırtma amaçlı bir eğilim içerisinde olduğunun örnekleri saymakla bitmez

Marka değerinizin karşılığı bu mudur?

Keşke bütün bu tuhaflıklar yerine sadece futbolu ve futbolda yaşananları konuşuyor olabilseydik!