12 Haziran 2019

Bu kez olmadı

Bulaşık fırçası uzatmayı mizah olarak görenler, bu yaşananı ne olarak gördüler bilmiyorum ama işin sosyal medya üzerinden gaz verme kısmı son derece galiz küfürlerle süslü ve gereksizdi

İzlanda karşılaşmasında milli takımımız bir türlü istediği futbolu ortaya koyamadığı için istediğimiz sonucu maalesef bu kez elde edemedik. Gerilimi kendi lehimize çeviren bir anlayışa sahip değiliz ve bu durumu bir kez daha yaşamış olduk. Karşılaşma süresince de oyuncularımızın moralini bozmaya dönük hareketlerin yapıldığı ve hakemlerin de bu duruma sessiz kaldığı bir doksan dakika izledik. Elimizde son derece genç ve oynamak isteyen bir milli takım var. Buna karşın böylesi karşılaşmalarda saha içerisindeki gerilimi yönetebilecek ve rakibin ‘pisliklerine’ de sessiz kalmayacak isimlere ihtiyaç duyuluyor. Maalesef takımın kaptanı Burak Yılmaz, kendi sinirlerine hakim olamadığı için bu durumu yerine getirmekten uzak bir performans sergiledi.

Karşılaşmayı kaybetmemiz gruptan çıkma konusundaki azim ve kararlılığımızı ortadan kaldırmış değil. Sadece eğer galip gelmiş olsaydık durum bundan sonra çok daha farklı bir görünüm kazanmış olacaktı. Bu takımı desteklemek ve daha iyi yerlere gelmesine yardımcı olmak durumundayız. Burada asıl dikkat etmemiz gereken bundan sonraki karşılaşmalarda ‘gaza gelmeden’ sinirlerimizi sağlam tutmak suretiyle rakiplerimizi alt etmek olmalıdır. Futbolun ve sporun içerisinde kalarak, bunun dışındaki unsurları sahanın dışarısında bırakarak, yolumuza devam etmeliyiz. Tekrar belirtmek gerekirse gerilimli ortamlarda ayarımız bozuluyor ve yapabileceklerimizi yapma konusunda sekteye uğruyoruz. Kendimizi her ortamda ayakta kalmaya alıştırmak ve buna uygun farklı yaklaşımlarla hareket kabiliyeti geliştirme konusunda hazırlamalıyız. Bu sadece sportif alanda değil hayatın tüm diğer alanları için de geçerli bir durum ve maalesef sosyalizasyon süreçlerimiz boyunca bu kültürle yetişmiyoruz.

Buna karşın kendimize yapılan haksızlıklar konusunda hızla bir araya gelebildiğimizi ve yapılanlar karşısında sesimizi yükselttiğimizi de belirtmeliyiz. İzlanda’ya inişten itibaren yaşananlar üzerine yazdığım yazı ile ilgili olarak gelen eleştirilerde ısrarla Konya’da Fransa milli marşını ıslıklayanlar ve saygı duruşunda saygısızlık yapanları görmezden gelme gibi bir yaklaşım söz konusuydu. Oysa ne bu durumu es geçmiştim ne de daha önceki karşılaşmalarda yaşananları görmezden gelmiştim. Yaşadıklarımızı aynen karşı tarafa yaşatmak yerine kendi farklılığımızı ortaya koymanın çok daha yaratıcı olduğuna inandım hep. Oyunun içinde kalarak ve oyuna zarar vermeden de bütün bunların mümkün olduğunu düşündüm. Ama öte yandan hayat değişiyor ve teknoloji ile birlikte tepkilerimiz kadar yaşadıklarımız karşısındaki yanıtlarımız da farklılaşıyor. Tıpkı bu son olaylarda olduğu gibi, Emre Belözoğlu’na bulaşık fırçası uzatan Belçikalı Corentin Siamang’a ulaşıp, kendisine milli takım forması giydirip, özür diletmelerinde olduğu gibi.

Bulaşık fırçası uzatmayı mizah olarak görenler, bu yaşananı ne olarak gördüler bilmiyorum ama işin sosyal medya üzerinden gaz verme kısmı son derece galiz küfürlerle süslü ve gereksizdi. Başka türlü tepkilerde verilebildiğini zaten gösterenler oldu buna karşın küfürlü mesajları İzlandaca iletecek kadar kendinden geçenlerin olduğunu da bu vesile ile görmüş olduk. Küfürler üzerinden yürüyen ve buradan türeyen erkeksi zihniyet kalıplarının dışında bir yaklaşımla futbolun ve hayatın içerisinde kalmak gerekiyor. Son bir söz de bakanlığın özel uçağı ile karşılaşma izlemek için gittiğini şov amaçlı duyurma yaklaşımı gazetecilik etiği ile örtüşecek bir durum değildir. Herkesin kendi konumuna ilişkin davranışları ve hassasiyetleri koruması son derece önemlidir. Hepimizin adımlarımızı atarken sadece kendimizi değil içinde yaşadığımız bu topraklardaki bütün insanları düşünüp hareket etmemiz gerekmektedir. Aksi noktada ne milletten ne toplumdan ne de değerlerden söz edebilmek mümkün olmaz!

Yazarın Diğer Yazıları

İnsana dair

Son bir hafta içerisinde yaşadığımız tüm tartışmalar dönüp dolaşıp bir noktada kilitleniyor ve her defasında olduğu gibi yine çözümsüzlüğe doğru yol almayla nihayete eriyor

Ekolig rakamlarındaki süper lig

Ekolig raporu ülkemizde futbolun ticari anlamda giderek büyüyen bir sektör olduğu gerçeğini net bir biçimde önümüze koymaktadır

Ekolig raporundaki sayılara yakından bakıldığında

Dijital dönüşüm futbolu ve onun tüm paydaşlarını da etkisi altına almıştır. Bu açıdan hem stadyumlar yenilenirken buna uygun bir biçimde dönüştürülmekte hem de kulüpler kendi müşteri profillerini buna uygun olarak oluşturma yoluna gitmektedirler