K24'te geçen ay: Şubat 2022

Geçen ay K24'te yayımlanan yazıların bazılarından oluşan bir derleme... K24 veritabanında her an bulabileceğiniz bu yazıları bütün bir ayın toplamı olarak bir araya getirdik: Gözden kaçıranlar için Şubat ayına genel bir bakış.

 

Bundan böyle her ay, bir önceki aydan seçtiğimiz yazıları burada gördüğünüz şekilde  bağlantılarıyla birlikte tekrar bir araya getireceğiz. Okura gözden kaçırdığı yazıları tek bir tıklamayla yakalama şansı vereceği gibi, bir önceki ayın kuşbakışı resmini çekmeyi de sağlayacak bu. 

K24'ün yeni arayüzü üzerinde çalışıyoruz, birkaç ay içinde bitirmeyi umuyoruz.

Her zaman olduğu gibi, her türlü görüş, öneri, katkı, yazı ve eleştirilerinizi bekleriz. K24'ün dışa açık olduğuna ilişkin küçük bir istatistik: Aşağıda görmüş olduğunuz yazıların yarısına yakını, geçen yıl itibariyle yazarımız olmayan kişilerce kaleme alındı! 

"Bıçakçı fotoğraf ve söyleşi vermeyi sevmese de 'flörtöz' bir yazardır: Gelen tepkileri (ve gelebileceğini tahmin ettiklerini) metnin içine sızdırır, hatta bu beklentileri yazara yöneltilmiş birer talep olarak 'konuya' dahil eder. Okurun sevdiği (kolay, külfetsizce zevk alabildiği) özellikleri öngörüp talebe uygun kitaplar üretmek değildir bu. Oyunlu, parodili, kendi üzerine dönen, tehlikeli de olabilecek bir ilişkidir." 

"İdeolojik olmayan, çünkü savunulmayan, önerilmeyen bir kadercilik, Bıçakçı’da olumsallıkla iç içe kendini gösterir. Saf rastlantının ürünü gibi duran olaylar, sahneler ve davranışlar, aynı anda bir kımıldatılmazlık görünümü de almış gibidirler. Ama yine aynı anda, hiçbir parçanın onu bir başka parçayla değiştirilemez kılan bir özselliği, bir zorunluluğu olmadığı görülür."

"İslâm’a göre beden (bütün doğa gibi) değerli bir emanettir. Bu nedenle de (önemli sünnet/hitan istisnası bir yana bırakılırsa) bedeni kalıcı bir biçimde değiştirmek haramdır. Yani bir erkeğin iğdiş edilmesi İslâm inanışıyla bağdaşmaz ve nitekim tarih boyunca bazı âlimler buna karşı çıkmıştır. Bununla birlikte Emevîlerden itibaren birçok İslâm toplumunda birçoğu İslâm topraklarına varmadan önce hadım edilmiş olan hizmetkârlara yer verilmiştir. Bu çelişkiyi nasıl açıklamalı?"

Metaverse, NFT gibi teknolojik gelişmeleri önümüzdeki aylarda da konu etmeye devam edeceğiz.

"Teknolojik belirlenimcilik artık günümüzü geçmişteki olaylarla, kavramlarla, şablonlarla anlamanın imkânsız olduğunu, günümüzde olup bitenlerin geçmiştekilerle hiçbir bağının bulunmadığını, teknolojik gelişmelerin bu kopuşta temel katalizör olduğunu iddia ederken O’Shea günümüzü ve ilerisini anlamak için insanlığın tarihsel birikimine bakmamız gerektiğini söylüyor."

"NFT’ler o kadar hızlı alınıp satılır ki, birer imgeye dönüşecek zamanı bulamazlar. Bunun bir diğer nedeni de, artık insani bir iradeye ihtiyaç duyulmaması olabilir. İmajları yapay zekâ üretir; neyin trend olacağını bir yazılım tahmin eder ve imajlar bu veri doğrultusunda üretilir; bir muhasebe yazılımı kullanarak kâr getirmesi olası imajları, gif’leri, ikonları satın alırız..."

"Stallabrass, binlerce sunucu, milyonlarca bilgisayar üzerinde aynı anda var olan bir sanat eserini piyasa ne yapabilir diye soruyor. Fakat yazarının 2020’de yazdığı satırların hemen ardından ortaya çıkan NFT ve sanat piyasasının bu alana hızlı adaptasyonu, piyasanın bu soruya cevabı olarak görülebilir."

Salâh Birsel üçlemesinin Birsel'in şiirine odaklanan son yazısı, Mart ayı içinde K24'te yayımlanacak.

MAHMUT TEMİZYÜREK: "Çoğunlukla kitaplar üzerine yazmıştır Salâh Birsel; evet ama dünyada yazılmış milyonlarca kitap varken, o da bunları okumaya bayılıyorken üstelik, neden bir de tutup bunları anlatmak, bazen özetini çıkarmak, bazen de buluşturup çarpıştırmak ya da seviştirmek istemişti? Yazarların özgün özelliklerini, en mahrem dünyalarını neden anlatı nesnesi yapmak istemişti? Neyin eksiğini buluyordu da uykusuz bir zahmetle onu tamamlamaya çalışıyordu?"

MAHMUT TEMİZYÜREK: "Salâh Birsel’in okurla diyalogu aslında bilinçle işlettiği bir yazı tekniğidir: Bunu ‘yazıyı havalandırma’ tekniği olarak kullandığını itiraf eder. Nasıl ki tütün balyaları, (diyordu bir yerde) arada bir havalandırılmazsa küflenir, çürürse, yazı da öyledir."

BARIŞ ÖZKUL: "Mavi Anadolu içinde Azra Erhat’ı Balıkçı’dan ziyade Eyüboğlu’na yaklaştıran bir özellik, püritanizme varan ölçüde didaktikliğidir. Erhat, kitaplarını bir öğretmen edasıyla yazdığı gibi, okurunu da çok zaman öğrenci yerine koyar. Çalışkan öğrenci-titiz öğretmen ısrarı onda derin bir ahlakçılığa yol açar."

MÜGE GÜLMEZ KORKMAZ: "Sinema teorisinin estetiğini, tarihini, kültürünü, siyasetini ve ekonomisini tarihsel olarak karşılaştırmalı biçimde ele alan çalışmaların bir araya geldiği kitap, teorik tarihi yüz yıllık olan sinema sanatının hiçbir kesitinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini, hatta felsefe, sosyoloji ve psikoloji gibi alanların da sinemayla ne kadar ilişkili olduğunu gözler önüne sermekte."

AYÇA GÜÇLÜTEN: "Mesut Varlık edebiyat camiasının da, okurun da yakından tanıdığı bir isim. Türlü mecralarda eleştiri, deneme, inceleme ve şiirleri yayımlanan, editörlük ve çeviri işleri de yapan, yayıncılığın dergicilik kanadında da hayli aktif bir yaratıcı-üretici şahıs. Kısaca, donanımlı ve üretken bir fikir işçisi de diyebiliriz kendisi için ki, son kitabı bunu iyiden iyiye ortaya koyuyor."

"Film kendi istediğini başarıyla yerine getiriyor ama açtığı kapıdan Türkçede birçok kitabı yayınlanmış yazar Annie Ernaux’nun dünyasına girmek de mümkün ve bu belki daha da ilginç."

"Hollandalı yazar ve şair Marieke Lucas Rijneveld bu yılın başında eril kişi zamiriyle anılmak istediğini ilan etti. 2020’de Uluslararası Booker Ödülü’nü alan, Türkçesi geçtiğimiz yılın sonunda çıkan kitabı Akşamlar Rahatsız Edicidir  basıldığı yıl zehir zemberek eleştiriler almıştı. Ama en sert eleştirenlerin bile sesi zamanla kısıldı – çünkü sanat rahatsız edici olabilir ve değişim kaçınılmazdır."

"Gerçekten çok değerli bir hazine bu mektuplar. İyi ki ele geçtiler ve yayınlandılar. Bu kitap Attilâ İlhan çalışmalarına yepyeni boyutlar getirecek... Yarın İlhan’ın gerçek biyografisini yazacaklar için olağanüstü ve dışı bir kaynak."

"Selçuk Orhan, önceki romanlarında da atmosfer yaratmakta (ve sürükleyici bir olay örgüsü kurup sürdürmekte) çok başarılıydı. Müderris ve Virtüöz’de de tarihî atmosfer bizi hemen içine alıyor ve roman boyunca orada tutmayı başarıyor."

"Didik Didik Freud, sıkıcı bir Freud kronolojisine dayanan ya da resmî bir Freud biyografisi çizgisinde ilerleyen bir metin değil; tam tersine, nokta atışı tespitlerin, çarpıcı anekdotların, beklenmedik bağlantıların karşımıza çıktığı, son derece akıcı, sürükleyici bir anlatı."

"Enzensberger’in 99 Vinyet’i ile Cemal Süreya’nın 99 Yüz’ü karşılaştırmalı olarak okunabilir. Yine de bir farktan söz etmek gerekir. Enzensberger belli bir problematikten hareketle yazıyor, dolayısıyla problemi gereği sadece yazarlara odaklanıyor."

"Yazar ve K, İstanbul’un yokuşlu yüzeyini keşfediyor ama yokuş sadece topografya değil; yokuş, yokuşta yaşama dair her bir unsurun diğerleriyle ilişki kurarak dönüşmesinin ve dönüştürmesinin formu aynı zamanda."

Şubat ayında yitirdiklerimize dair anma yazıları:

"Bütün yazdıkları, şiirleri, yazıları yaşamı anlamlandırma çabasındaki uğraklardı sanırım, hissetmekle anlamak arasındaki bağı ne çok önemsediğinin işaretiydi. Şiirinin doğduğu yer de burası olmalı."

EBRU ERBAŞ Aysel Bora'yı uğurlarken son sözü Bora'nın yayın dünyasından sevenlerine bırakıyor: Ayça Sezen, Korkut Erdur, Maya Arıkanlı Özdemir, Melike Karaosmanoğlu, Mert Tanaydın, Saadet Özen, Sosi Dolanoğlu, Tomris Alpay, Yiğit Bener.

"Şimdi, onu kaybettiğimiz bu günlerde sıra şairliğinden söz etmeye gelince, epeydir zihnimde dolaşan bir cümleyi yazarak başlamanın zamanı olduğunu anlıyorum:  Şiirler kutsal metinlerle aynı soydandır. Şiir yazan ya da okuyan herkes bunu doğrudan deneyimlemiş olmayabilir ama, çeşitli biçimlerde dile getirilmiş, en azından etrafında kuvvetle dolaşılmış bir düşüncedir bu."

"İslamcılık ideolojisine ilişkin sosyo-politik tarih analizini süreklilik-kopuş içerisinde ve tarihsel gelişmelerin neden olduğu karmaşık katmanları ve ilişkileri göstererek sürdüren kitap, Batılı ülkelerin 19. yüzyılda başlayan ‘İslam siyasetleri’nin politik nedenlerini izah ediyor."


Huzur'u iki kitapla kantara vurmak: Karıncaların Günbatımı ve Benim Adım Kırmızı

SALİHA SAMANLI: “Birbirlerine yakın yıllara tanıklık etmiş, İstanbul’un benzer sokaklarında dolaşmış, aynı yapılarına bakmış, komşu semtlerinde bulunmuş Baret ile Mümtaz’ın şehrin mekânlarından yansıyan geçmiş tasavvurları…"

"Doğu, Batıyla karşılaştığında neden kendisini kaptıran Batı değil de Doğu oldu sorusunun cevaplanmayı hak eden bir sorudur. Orhan Pamuk bu sorunun yanıtını ararken, Tanpınar geçmişle bugünün terkibinden inşa ettiği 'biz'i yeniden ayağa kaldırmak için çalışmaktadır."

FARUK DUMAN: “Sus Barbatus! benim açımdan her yönüyle aklıma yatan, bana yazma coşkusu ve gücü veren bir roman oldu. Özellikle teknik sorunlarını hesapladıktan, yani bunları bu kadar sayfa boyunca nasıl yazacağımı saptadıktan sonra, artık yazı yazıyor sayılmazdım, yazma düşüncesi de aradan çekilmişti. Oradaki insanlardan biri olmuştum.”

Ekmeğe beklenen zam yapıldı. FEZA KÜRKÇÜOĞLU soruyor: Savaşlardan kriz dönemlerine Cumhuriyet tarihi boyunca ekmek zamlarını, kıtlıkları, ekmeğin karneye bağlanışını gazete kupürleriyle, köşe yazıları ve kitaplarla hatırlamaya ne dersiniz? 

"Marc Augé bisikleti geçmişle gelecek arasında bir köprü olarak değerlendiriyor. Bisikletin geçmişteki altın çağına bakıp gelecek tahayyülündeki yerini anlamaya çalışıyor. Bisiklete bir nostalji objesi olarak bakmak yerine onun kent ütopyasındaki yerine odaklanıyor..."

MEHMET TAŞDEMİR: "Kahkahanın Zaferi gülmenin bir nevi arkeolojik kazısı. İsrailoğullarının tanrısından başlayıp, Antikçağ, Ortaçağ, Rönesans ve Aydınlanmayı içererek günümüze, Freud’a, stand-up komediye kadar uzanan zenginlikte bir eser sözünü ettiğimiz..."

"2014’te kulübün çoğunluk hisselerini alan İngiliz işadamı Tony Bloom, sahibi olduğu bilgi işlem ve bahis firması için geliştirilen algoritmalardan yararlanarak teknik direktörlere oyuncu tavsiyesinde bulunuyormuş! Bu tavsiyeleri dinlemeyen ilk teknik direktörün işine çok geçmeden son vermişler. Zamanla algoritmaların cidden iş gördüğü anlaşılmış!"

"17 yaşında New York’a gitmek üzere evden ayrıldı. Kuzgun yol boyunca onunla birlikteydi, yine kendi ifadesiyle 'kalp atışlarıyla, bu şehrin ışıkları altında ona ritim tutuyordu'. Hiçbir kadın bu kadar müstehcen olmaya ya da bu kadar cinsel özerklik talep etmeye cesaret edememişti. Hiçbiri kadın-erkek rollerini bu derecede değiştirmemişti."

"Süreklilik yitirildiğinde yaşantıların, zamanların, (benliği, kişiliği oluşturan parçaların?) birbirine bağlanmamasının neden olduğu boşluklar... Işık kaynağının önüne geçip öykü kişilerinin hayatlarını gölgelendirenler bunlar Aziz Avcı’nın öykülerinde..."

"Bir çeşit hatırlama fragmanları da diyebileceğimiz bu otobiyografik anlatı anı, günlük, deneme gibi başka türleri çağrıştırmakla beraber, aralarındaki sınırları muğlaklaştırıyor. Yer yer zorlu bir terapi seansını da anımsatan metnin bir kıymeti de okurunu yazmaya kışkırtması. Verili, öğretilen ve beklenen dil, gramer, anlatı, biçim sınırlarına hapsolmadan yazmaya."

B"Hatırlamak aynı zamanda sahiplenmek değil midir? Roman kahramanlarımızın, acıyla da olsa kendi tarihsel ve ruhsal hakikatlerine kavuşması, birbirlerini iyileştirme arzularını tetiklememiş midir?"