Bir, iki, üç daha fazla Benjamin Button

"Yaşı ilerlemiş topçuların sahada kalmaya devam etmesinin en hoş yanı, futbol oyununun bünyevi demokratikliğini delillendirmesidir. Uzunu kısası, sıskası tombulcası… ve genci yaşlısı oynayabilir bu mereti."

30 Ekim 2021 16:54

2021 Şubatı’nda bazı İtalyan ve İngiliz futbol siteleri, “Serie A’nın Benjamin Button’ları” haberi yaptılar. 2008 tarihli David Fincher filminde Brad Pitt’in canlandırdığı, yıllar geçtikçe gençleşen kahraman Benjamin Button’un İtalya üst ligindeki mümessilleri, Cristiano Ronaldo ve Zlatan İbrahimoviç idi. Portekizli Ronaldo 9 yıllık parlak Real Madrid kariyerinin ardından 2018’de Juventus’a gelmişti ve 36 yaşında hâlâ istim üzerindeydi. İbrahimoviç’in durumu daha çarpıcıydı: 2018’de ABD ligine gitmiş, emeklilik öncesi son istasyona yanaşmış gibi iken, 2020 başında Avrupa’ya dönerek Milan’la anlaşmıştı, 20 maçta 11 gol atınca sözleşmesi uzatılmıştı ve 39 yaşındaydı.

İkisi de göğüslerini yumruklayan demeçler verdiler o aralar. Ronaldo “Yaş sorun değil, benim için bunlar rakamdan ibaret” dedi. Zaten Juve’ye gelişinde yapılan sağlık kontrollerinde biyolojik yaşının yirmi beş “çıktığı” açıklanmıştı. Büyük megaloman İbra –adam kendine “tanrı” diyor!– tabii iyice kasım kasım kasıldı. Benjamin Button’un “sadece kurgusal bir hikâye” olduğunu, kendisinin çok daha iyisini yaptığını söyledi: “Hakiki filmi ben çekiyorum, Benjamin Button sadece sinema içindi.” ABD’de bazı 30 yaş üstü sporcuların vücutlarını formda tutmak için bir milyon dolar harcamalarına mukabil kendisinin bir kuruş harcamadan formunun zirvesinde olmasıyla böbürlendi. “39 yaşındayım diye iltimas geçmeyin, en üst dünya seviyesiyle kıyaslayın” diye meydan okudu. Yine de “Zlatan’ın beyni keşke onun 25 yaşındaki bedeninde olsaydı” diye hayıflanıyor; daha çabuk yorulduğunu, daha fazla uyuması gerektiğini itiraf ediyordu.

İbrahimoviç, –artık 40– bu sezon Milan’da devam ediyor. Ronaldo daha zorlu bir lige sıçrayarak, 2003-2009 arasında parladığı Manchester United’a döndü.

Yuvasına dönen ihtiyar kahraman filminin asıl büyük yıldızı, Gianluigi Buffon’dur. Yetiştiği ve 1995-2001 arasında oynadığı Parma’ya, yeni düştüğü Serie B denen ikinci basamakta “yardımcı olmak” üzere, 2023’e kadar sözleşme imzaladı. 43 yaşında, 4-5 yıl daha oynayabileceğini söylüyor: “Hâlâ bir sporcu, bir kaleci, özel bir insan olduğumu göstererek insanları şaşırtmayı istiyorum.” Elhak, şaşırıyoruz. Hürmetle…

Eski ihtiyarlar

Johan Cruyff da parlak Barcelona kariyerinin ardından 35 yaşında yuvası Ajax’a dönüp iki sezon oynamış ve iki şampiyonluk daha görmüştü. Buna bir intikam faslı eklendi: Artık 36 oldu diye Ajax sözleşmesini uzatmaya yanaşmayınca Feyenoord’a gitti, Ajax’ın ezeli rakibinin müthiş bir performansla lig ve kupayı kazanmasına katkıda bulundu.

37’lik Cruyff’un müntekim adıyla göründüğü son sezonu için şu videoya bakabilirsiniz:

Büyük Alfredo Di Stefano’nun da aktif kariyerinin son düzlüğünde intikamsız bir gönül kırıklığı hikâyesi var. Şanına şan kattığı Real Madrid 38 yaşında sözleşmesini yenilemeyince Espanyol’a gitti, bu orta sınıf takımda 40 yaşına kadar iki sezon daha oynadı. (İspanyol yazar Javier Marias’ın, taptığı yıldızın peşinden Real Madrid’i bırakıp Espanyol taraftarlığına geçme denemesinden bahsetmiştim: "Javier Marías'ın fútbol aşkı: 'Real’in beni sevmesini beklemem!'”, K24

Di Stefano, 39 yaşında, Espanyol formasıyla

Büyük yıldızlardan Pele ile Beckenbauer de 37 yaşına kadar oynadılar ama son yılları Amerika’nın operet liginde geçti (Beckenbauer sonra Hamburg’a gelip iki sezon 28 maç oynadı.) Rekortmenlik uzun süre Stanley Matthews’taydı. “Sir” 33 yıllık kariyerin 19’unu geçirdiği Stoke City’de 46 yaşına kadar oynadı.

Son yılların sahada 40’ına varan yıldızlarından Ryan Giggs, Piero Maldini, Del Piero 40’ına, Fracesco Totti 41’ine kadar iş başındaydı. Üçü, bütün profesyonel kariyerleri boyunca aynı yerde: Giggs Man. United’da, Maldini Milan’da, Totti Roma’da. Kamerunlu Roger Milla hafif liglerde takılarak 44’ünü bulmuştu.

Kaleciler daha geç yaşlanırlar. Shilton 46’sına kadar oynadı. Brad Friedel 43. Schumacher ve Brezilyalı Ceni, 42. Dino Zoff ve Lev Yaşin bıraktıklarında 41 olmuşlardı.

Kral Kazu

Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en yaşlı profesyoneli ise hâlâ faal. Rekoru kıralı dört yıl oluyor. Japon Kazuyoşi Miura. “Kral Kazu” diyorlar. 54 yaşında; yazı ile elli dört. 4 yıl Brezilya’da, 1 yıl İtalya’da, yarım sezon Hırvatistan’da, yarım sezon Avustralya’da, 28 yıl Japonya’da 678 maç oynamış, milli takımda da 89 maç. Bu yılın ocağında Yokohama FC ile sözleşmesini yıl sonuna kadar uzattı. 

Futboldan çok Guiness kitabını ilgilendiren bir rekor, geçtiğimiz ekim ayında kırıldı. 74’lük Ezeleddin Bahadır, Mısır 3. Ligi’nde 6 Ekim takımı formasıyla maça çıkarak, gelmiş geçmiş en yaşlı profesyonel futbolcu unvanına sahip oldu. Uzun yıllar amatör oynamış, o yılın ocak ayında bir profesyonel sözleşme imzalamış. Martta ilk maçına çıkmış, bir de penaltı golü atmış. (

Salgın nedeniyle ikinci maçı için altı ay beklemiş. Rekor kırdığı maçta 3-2 yenilmişler, yine penaltı olmuş, ihtiyar bu defa kaçırmış. Daha önceki rekorun sahibi, 2019’da İsrail 4. Ligi’nde İroni Or Yehuda takımında maça çıkan 73 yaşındaki Mısırlı Isaak Hayik imiş. Ama bunlar Kral Kazu’yla aynı kefeye konmaz; Guiness numaraları.

Bizim emektarlar

1998’de Emre Belözoğlu’nun, 17 yaşında giydiği Galatasaray formasıyla bir Trabzon maçında sakatlanmış, çıkarken sarf ettiği “Ünal amca ayağıma bastı” lafı meşhur olmuştu. Ünal Karaman o sıra 32 yaşındaydı, terütaze sayılır. Emre Belözoğlu 40 yaşına kadar oynadı ve epey ayaklara bastı.

Tugay Kerimoğlu 39 yaşına kadar oynadı – üstelik İngiltere üst liginde. Selçuk Şahin, İsviçre 2. Ligi’ne gitmiş, emekliliğe hazırlanırken Türkiye’ye dönüp Süperlig’de ve TFF 1’de 38’ine kadar devam etti.

Süperlig’in bu sezonunda en yaşlı oyuncu Altay kaptanı İbrahim Öztürk. Şaka değil, 40 yaşında. Benjamin Button lakabının yerli sahibi Beşiktaşlı Atiba Hutchinson 39’unu bitirmeye yaklaşıyor. Gökhan İnler (Adana Demir) ve Marco Paixão (Altay) 37, Gökhan Gönül (artık Rize), Hakan Özmert (Antalya), Serkan Kırıntılı (Alanya), Sosa (Fenerbahçe) 36 yaşındalar.

Büyük Lefter’in Fenerbahçe formasını 39 yaşında çıkardıktan birkaç yıl sonra antrenör-futbolcu olarak çalıştığı Boluspor’da 43 yaşında 12 maça çıktığını unutmayalım. (Bu konuda zevkli bir haber: "Lefter'in Son Takımı: Futbolu Bizde Bıraktı", Gazete Duvar".

Eskilerden Bursasporlu Vahit Kol’u (Doğan) da unutmayalım. 1974’te Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda Dundee United’e çok uzaktan attığı zımba şutla meşhur olmuştu – öyle gollerin ender görüldüğü ve “Avrupai gol” madalyası takındığı zamanlardı. 1978’de futbolu bıraktığında 34 yaşındaydı; ileri bir yaş sayılsa da 40’larına yaklaşanlardan olmadı. Ama Vahit Kol 19 yıl boyunca, 50’li yaşlarına kadar amatör kümede bilfiil antrenör-futbolcu olarak oynamayı sürdürdü.

Bu profesyonellik sonrası Benjamin Button’luk kariyerinin bir başka numunesini 2011 Martı’nda yazmıştım: 58 yaşında, Ankara amatör kümesinde antrenör-futbolculuk yapan Fevzi Özmen’in hikâyesi... 

Yaş ortalamaları yükseliyor

Bu sezon Türkiye Süperligi’nin yaş ortalaması 27. En yaşlı takım Sivasspor; ortalaması bayağı ileri: 29,4. On yıl önce, 2011/2012’de Süperlig iki yaş daha gençmiş; 25’miş yaş ortalaması. Ondan on yıl önce, 2001/2002’de yarım yaş daha gençmiş: 24,5.

Avrupa’nın belli başlı liglerinde de yaşlanma eğilimi var. Halihazır yaş ortalaması 27,5 olan La Liga on yıl önce 24,8 yaşındaymış, neredeyse iki yaş daha genç. Bugün yaş ortalaması 26,8 olan Serie A da on yıl önce tam iki yaş daha gençmiş: 24,8. Bugün 26,8 yaş ortalamalı İngiltere Premier League’inin kadroları, on yıl önce ortalama 25,1 yaşında imiş. Bugün 25,4 yaş ortalamalı Bundesliga da on yıl önce 23,9 ortalamasına sahipmiş. Yetiştirici lig sıfatıyla 25,3 gibi genç bir yaş ortalaması arz eden Fransa Ligue 1’i bile on yıl önce bir yaş gençmiş: 24,2. Bu yaşlanma eğilimi, –spor tıbbındaki gelişmenin de katkısıyla– profesyonel kariyer sürelerinin uzamasına işaret ediyor olmalı.

Türkiye liginin bariz bir şekilde görece yaşlı bir lig olduğunu görüyoruz. Avrupa’nın büyük liglerinden sadece İspanya Türkiye’den daha yaşlı. Emsali sayılabilecek liglerin ortalamasına göre ise (Portekiz 25,6, Belçika 24,7, Avusturya 24,4, Hollanda 24,4) Süperlig iki-iki buçuk yıl kadar daha yaşlı. Bu durumun Türkiye’ye özgü ilave bir nedeni, yaşlı yabancı sayısının fazlalığı.

Veteranlar

Yaşlıların kendi aralarında oynadığı futbola bir parantez açalım. Birçok ülkede “seniorlar” ligleri oynanıyor. Türkiye’de de 2014’te kurulan Türkiye Masterler ve Veteranlar Futbol Federasyonu, bir “veteranlar ligi” düzenliyor. (Veteran’ın Türkçe sözlük karşılıkları: Emekli, kıdemli, yaşlı… Ekşi Sözlük’te “yaşına başına bakmadan eski faaliyetlerine devam eden kimse” diye karşılamışlar!) 40 yaş üzeri futbolcular katılabiliyor. Yani “teknik olarak” Buffon, İbrahimoviç burada oynayabilirler! İki kez Sarıyer Şöhretler, birer kez Bakırköy Masterler, Samsun Metro Veteranlar, Milas Veteranlar Türkiye şampiyonu olmuş. Özel veteran turnuvaları da düzenleniyor. Bazen jübile veya hayır işleri organizasyonlarında “eski yıldızlar” maçları oynanır, onları saymayalım.

Emeklilikte yaşa değil de başka bir şeye takılmak…

Cristiano Ronaldo, İbrahimoviç 40’larına dayanmışken neden hâlâ devam etmek istiyorlar? Emeklilikte yaşa takılmadıklarına göre neye takılmışlar?

Profesyonel futbolcular aktif iş hayatlarını olabildiğince uzatıp kazanabilecekleri kadar para kazanmak ister elbette… Ama Ronaldo ve İbra gibi müstehcen derecede zengin olanlar için de geçerli mi bu? Olabilir tabii… Ama galiba sahne tozu faktörü da önemli. Pilon ışıkları altında olmaya, ekranda görünmeye devam etme arzusu… Moda kraliçesi Coco Chanel demiş galiba, “yaşlılık aşktan korumaz ama aşk yaşlanmaktan korur”…

Spor endüstrisinin tam gaz katkıda bulunduğu gençlik kültünün de etkisi görülmüyor mu bu iki Benjamin Button’un performansında? İbra’nın “söylemi”, Ronaldo’nun nü pozları, ebedi gençlik mitine nasıl kapıldıklarını gösteriyor: “Bakın bana, kaslarıma bakın, nasıl da fitim, hiç 40 yaşında der misiniz?” havası.

Bu hırs sevimsizleşmelerine de yol açabiliyor. Cristiano Ronaldo’nun geçen hafta 5-0 yenildikleri maçta, yerde yatan Liverpoollunun böğrüne sıkışmış topu nefretle tekmeleyişini gördünüz mü?

Elbette kazanma hırsını kaybetmemek muhteremdir ama yine de umur görmüş, veteranlık yaşa gelmiş oyuncudan bir vakar görmeyi umuyor insan. Cicero’nun yaşlanma üzerine klasik söylevinde üzerinde durduğu erdemlerden biri neydi: Makul bir hayat sürmeyi engelleyen hazların tahriklerinden mahrum kalmanın, bir kayıp değil bilgelik veren bir kazanım olması gerektiğini söylüyordu. Selçuk Şahin’in son demlerinde görmüştük mesela o erdemi. Hırs ve iş ciddiyeti eksik değildi, bununla beraber sırf sahadaki hali tavrıyla bile, sadece kendi takımına değil, rakibe ve hakemlere de basiret telkin ediyordu.

Yaşı ilerlemiş topçuların sahada kalmaya devam etmesinin en hoş yanı, futbol oyununun bünyevi demokratikliğini delillendirmesidir. Uzunu kısası, sıskası tombulcası… ve genci yaşlısı oynayabilir bu mereti.

Ve tabii, “hâlâ genciz” hissine katkıda bulunmak gibi bir kamu yararı vardır. Zira futbolsever milleti için piyasada senden yaşlı aktif futbolcu kalmaması, bir artık-genç-değiliz ölçütüdür. Ben Kral Kazu’dan bile yaşlıyım ama 40’larına giren arkadaşlar Buffon’un, İbra’nın sanatlarını icra etmeyi sürdürmesine duacı olsunlar.