Milyonlarca insanın kaderini elinde tutanların, hele hele avucunda sananların, hatta hatta yumruğuyla sıkanların da “yanılma hakkı” vardır elbette…
Ama 180 derece öteye gittiğinde, sanki 360 derece yapıp aynı yere gelmiş gibi hep haklı, doğru, şaşmaz gibi kibir kasma hakları var mıdır?
Tabii bu hak meselesi değil, oyun tarzı hakkı!
Fotoğraflar: Umur Talu - Şanlıurfa
Bir ileri bir geri değil, bir o yana bir bu yana. Fakat en inanılmazı, her şıkta şakşak alabilmesi.
O yüzden, her dönüşü, her cayışı, her oradan oraya kayışı ustalık zannedenlere de, onu ustalık diye pazarlayanlara da ihtiyacı vardır.
İkinciler gönüllü ya da mecburi neferdir her seferde. Birincilerin yani bir kısım ahalinin ise hafızasızlığı, koşulsuz inancı, itaat biatin ötesinde kör sadakati, sorgusuz sualsiz teslimiyeti oyunun baş şartıdır.
Memleketimizde bu salıncakların en ünlüsü ve en acısı “faiz politikası” oldu.
Az çok biliyorsunuz; baş ekonomist inadının bedelini, isteseniz de istemeseniz de, bir azınlık dışında, zaten ödediniz, ödüyorsunuz.
Fotoğraflar: Umur Talu - Şanlıurfa
“Bu kardeşiniz oldukça faiz hep düşecek” diye çıkılan “Faiz sebep, enflasyon sonuç” iktisat Nobel'i yolculuğunda, hakikaten haklı çıkmanın gururunu yaşıyor olmalı her zaman her yerde en büyüğümüz!
Faiz halkın başına düştü ve düşük faizle azan döviz ve enflasyon da halkı soydu ve oydu.
Nihayetinde Nasrettin Hoca’nın “Peki biz bu faizi neden yedik?” dediği noktaya gelindi; 5 yıl önceki faize, yani “kardeşimiz”in “daha da düşecek” dediği seviyenin iki katına zıplandı ve sopayla düşük tutulan faizin yol açtığı tahribat da ülkeyi kuruttu.
Çünkü kardeşim, bu sürede dolar dört katından fazlasına, enflasyon dünya sıralamasında şerefli ikinciliklere, yoksulluk sınırı en az üç dört asgari ücrete yükselmekle kalmamış…
İşte sormamız gereken bir başka soru yoksul hanelerin önünden hızlıca geçip gitmişti.
Fotoğraflar: Umur Talu - Şanlıurfa
Bu politika yanılgı mıydı, yoksa birilerinin hızla kazanması için kurgulanmış bir toplumsal yenilgi miydi?
Yani sadece inanç inadı mıydı yoksa manevra-manipülasyon ameliyesi sonucu, artık büyüme ile yaratılamayan kaynaklar yerine, devletin kasasının ve halkın cebindeki tasasının bile bir azınlığa devri operasyonu muydu?
Düşük faiz elbette halkın kredi kartı ve kredi borçlarını da bastırıyordu ama büyük kredi arsızlarına enflasyonun çok altında bir bedelle kaynak aktarıyordu. Aynı arsızlığın öteki yüzü ise, neredeyse aynı kişilerin dövizden de kazanmasıydı muhtemelen.
Fotoğraflar: Umur Talu - Şanlıurfa
Borçlanıp kazanıyor, kaynaklarını dövizde tutup yine kazanıyorlar, kur korumalı mevduatla daha da iyi kazanıyorlardı.
Kazanıyorlar da!
Kimimizin sadece inat ve yanılgı olarak görmek istediği şey, belki de Türkiye tarihinin en büyük gelir (ve servet) aktarımı operasyonu olmuştu! Ve sadece yurt içinde değil, Körfez Arap sermayesi menfaatine de.
Fotoğraflar: Umur Talu - Şanlıurfa
Bir ülkenin kaynakları kurutuldu, varlıkları satıldı, halk için zaten ucuzlatılmış vatandaşlık da ucuza pazarlandı, halkı yoksullaştı, gençliği umutsuz kılındı, eğitimi çürütüldü, çocuklarının çoğu yetersiz beslenmeye mahkûm edildi, yaşamak sadece hayatta ve ayakta kalmaya indirgendi büyük çoğunluk için…
Ve bu kadar kayıp sırasında en çok ve en sık sormamız gereken soru, “Kim kazandı” olarak cennet ülke tarihinin bu cinnet safhasına oturdu!
Fotoğraflar: Umur Talu - Şanlıurfa
Herkesin sorusu basit olmalı:
Ben kaybettiysem kim kazandı?
Sen kaybettiysen kim kazandı?
O da kaybettiyse kim kazandı?
Kaybedenlerin önemli bir kısmı neden kazananların payandası?
Fotoğraflar: Umur Talu - Hatay
Not: Bu oradan şuraya politikasının tek örneği faiz değil elbette. Suriye ve Esad-Esed, Açılım-Kaçılım, darbe destekçisi denen S. Arabistan ve BAE’ye yanaşmak, “kardeşimiz Mursi’yi darbeyle indiren” Sisi ile barışmak, iç içe olunan cemaat ile olan bitenler, İsrail ile gelgitler, Rusya ile uçak krizi ve ardından biat…
Dilerseniz “Rahip Brunson” sürecindeki döviz patlamasını da eklersiniz. Hem ekonomi gitmişti, hem de Rahip uçmuştu! Ve her seferinde Şaşmaz Kibir yine aynı: O da doğru bu da doğru. Ona da alkış buna da alkış! “Demokratikleşme” meselesi zaten ayrı hikaye. Adı üzerinde “demokratikleşme sakın!”
Fotoğraflar: Umur Talu - Hatay
Umur Talu kimdir?Umur Talu, ilk, orta, liseyi Galatasaray Lisesi'nde yatılı okudu. 1980'de Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi'den mezun oldu. |


