Şehre bir yabancı gelir!..
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Şehre bir yabancı gelir!..

Zohran Kwame Mamdani New York sahnesinde. Bir Broadway oyunu değil, “another way” yani “başka bir yol” umudu! Bazen, en umutsuz zamanlarda bile, belki şehre bir yabancı gelir ve paslar silinir, tozlar atılır, “kendine bile yabancılaşma”dan sıyrılır kimi insan!

Şehre bir yabancı gelir!..
Zohran Kwame Mamdani

Bütün hikâyeler öyle başlamaz ama şu günlerde bir hikâye tam da öyle başladı ve “inanılmaz, imkansız” olana doğru yürüyor; hatta koşuyor.

Müslüman, sosyalist (hatta “komünist”), Gazze için eylemde bulunan, Filistin yanlısı, “Netanyahu bu şehre gelirse, uluslararası hukuk gereği tutuklanır” diyebilen, “zenginler”e ve büyük büyük şirketlere halk adına meydan okuyan, yoksullar ve orta sınıf yararına radikal ama somut çözümler vaat eden genç bir “yabancı.”

Uganda doğumlu, Hint asıllı, henüz bu ay 34 yaşında olan, eyalet meclisi üyesi, eski rapçı, sosyal medya fenomeni Zohran Kwame Mamdani, “bir aksilik olmazsa” kısa süre sonra New York Belediye Başkanı seçilecek. “Sosyalist” olmayan, hatta içlerinde “demokrat”ı da anca kararınca bulunan Demokrat Parti’de, aday adayı rakiplerini açık farkla yenerek belediye başkanlığının da eşiğine geldi.

Mamdani, kapı kapı dolaşıp binlerce aileye, haneye ulaştı; Z kuşağını, ırkına, rengine bakılmaksızın yakaladı. Hatta “solcu” Yahudileri de. Ve bunu uzun soluklu bir “Demokratik Sosyalist” örgütlenmeyle birlikte başardı. Bunu, umudu canlandırarak başardı.

Mamdani, Trump’ın kâbusu. Sosyalist kimliği ve beyanlarıyla, sınıfsal mücadeleyi işaret eden sözleriyle, siyasi ve ekonomik diktaya karşı çıkışıyla, gençliğiyle, sunduğu somut alternatifle. O yüzden, “Tiran Trump” onun “azılı komünist, Yahudi düşmanı, New York için bir felaket” olduğunu söyleyip duruyor. Henüz onu hapsettiremedi!

ABD gibi “sosyalist” kimliğinin bile azınlığın azınlığı sayılabilecek bir ülkenin en önemli kentinde bütün bunlar şimdiye kadar bile mucize. Atlantic Monthly’deki bir makalenin nitelemesiyle “büyülü gerçekçilik.” Orada, burada, her yerde insanlara “gerçeklik” diye dayatılanlara karşı, halkın gerçek sorunlarını, acılarını mesele eden bir “gerçekçilik” ve bunun destek bulabilmesiyle de “büyülü” olmalı.

Mamdani’nin kendisi “şehre gelen bir yabancı” çünkü ancak 2018’de vatandaş olabilmiş. Ama aynı zamanda en alt katmanlardan da gelmiyor; çünkü Hint kökenli annesi ve yine Hint kökenli ama Uganda’da büyümüş babası Harvard mezunu. Baba önemli bir antropoloji profesörü; annesi ise… yönetmen Mira Nair. Muson Düğünü, Missisipi Masala ve Zoraki Radikal (Köktenci) gibi filmlerini izlemişseniz Nair’in, Mamdani’nin sadece anne sütüyle değil, anne filmleriyle de beslendiğini hemen görürsünüz zaten.

Mamdani New York iktidarına yürüdüğü sırada, Chicago’nun siyahi Belediye Başkanı Brandon Johnson da kürsüden halka şöyle sesleniyordu: “Trump tiranlığına karşı sokaklara inmeye hazır mısınız? Köle atalarım tarihin en büyük grevini yapmıştı. Sıra bizde. Trump ve ultra zenginlere, üstümüze gönderilen polislere karşı genel grev çağrısı yapıyorum. Siyahlara, beyazlara, hispaniklere, LGBTi artı topluluklara sesleniyorum. Büyük şirketler vergi vermek ve halkın eğitimini, sağlığını, istihdamını, ulaşımını finanse etmek zorunda. Demokrasi bu kuşakla kutsanacak.”

Başta Chicago, New York ve birçok yerde, Trump’ın halkın üzerine gönderdiği ICE birliklerine karşı yürüyüşler, onları püskürterek, dükkanlarda yiyecek vermeyerek, kepenk kapatarak öfke ve umut seline dönüştü. “Kral İstemiyoruz” yürüyüşlerine milyonlarca insan katıldı.

“Kral İstemiyoruz” yürüyüşleri, ABD

N’oluyor böyle, değil mi? İnsanların canına tak ediyor; olan o. ABD olmasının bir önemi yok. “Dünyanın en zengin ülkesi”nde sürünen, aşağılan, ezilen, horlanan, geleceği alınan ve aşırı zenginlerle bir aşırı zenginin diktasına, faşizmin pis nefesine öfkeli insanlar işte. Bir umut, bir ışık, bir dayanışma arıyorlar. Bulunca da…

New York belediye başkanlığı yapmış David Dinkins’in “solumsu” olması sayılmazsa, bir zamanlar Milwaukee “ilk ve son sosyalist belediye vahası”ydı. “Senin Adın Corona Olsun” başlıklı kitabımdan bir bölümle özetleyeyim.

19’uncu Yüzyılda, Avrupa’nın sarsıcı ama nihayetinde yenik devrimleri, 1830 ve bilhassa 1848 dalgasından sonra, çok sayıda Alman ve Polonyalı “devrimci” ABD’ye göç etmişti. Hatta Karl Marx’ın bile bir ara göçü düşündüğü biliniyor.

ABD Senatosu’na giren ilk Alman, İçişleri bakanlığı bile yapan, iç savaşta Kuzey ordusunda general bile olan Carl Schurz da Marx’ın yakın dostuydu.

Milwaukee işte o Alman-Polonyalı devrimci kuşağın etkisiyle 1910’da Alman Emile Seidel’i ABD’nin ilk sosyalist belediye başkanı yaptı. ABD doğumlu Seidel, 22 yaşında gittiği Almanya’dan sıkı sosyalist bir işçi olarak dönmüştü. Üç Pulitzer ödüllü yazar Carl Sandburg’u da yardımcısı yapan Seidel, sağlık, hijyen, konut seferberliğiyle şehrin kaderini değiştirdi.

Emile Seidel

Bir sonraki seçimde Seidel’i yenmek için Cumhuriyetçiler ve Demokratlar birleşti; yine bir Almanı seçtirdiler. Ondan sonraki seçim yine sosyalistlerin oldu ve David Hoan seçilmekle kalmadı, 24 yıl boyunca kenti yönetti. İspanyol Gribi gibi bir felaket, bu sosyalist gelenek ve politikalarla Milwaukee’de çok az etkili oldu.

Hoan’dan sonra yine bir Alman asıllı sosyalist Frank Zeidler tekrar tekrar seçilecek, 1960’a kadar 12 yıl görev yaptıktan sonra ABD’nin son sosyalist belediye başkanı olarak yazılacaktı tarihe.

Ve şimdi bir başka göçmen, Mamdani New York sahnesinde. Bir Broadway oyunu değil, “another way” yani “başka bir yol” umudu!

Bazen, en umutsuz zamanlarda bile, belki şehre bir yabancı gelir ve paslar silinir, tozlar atılır, “kendine bile yabancılaşma”dan sıyrılır kimi insan!

İlgili İçerikler