Futboldan anlamak kolay değil tabii; herkes çok anladığı için. Hele Türkiye’de. pazar günü “kümede kalma maçları”nı izlerken şöyle bir baktım da: Ligi ilk üç sırada tamamlayan üç takım, şampiyon Galatasaray ile Fenerbahçe ve Trabzonspor, küme düşme potasındaki üç takımla, yani en alt sıralarla oynuyordu.
Tabii normal zamanda da bu takımlara takılmaları mümkündü ama son hafta “anormal bir zaman”dı. Üçü de rakiplerine takıldı nasılsa! İkisi yenildi, biri 0-2’den 3-2 yapıp sonra rakibinin ihtiyacı olan üçüncü golü yedi.
Ben açıkçası Antalyaspor-Kocaelispor maçını izledim. Mertçe, sonu hüzünlü bir maç oldu. Diğerlerine bir şey diyemem! Ama şunu diyebilirim: Futbolun bu kadar “sürprizlerle dolu” olduğu bir ülkede, bir Celtic taraftarı, bir Atlethic Bilbao taraftarı da zor olunur, yine küme düşen takımını kucaklarken Filistin bayrakları açan St. Pauli taraftarı da tabii! (Bu vesileyle Gençlik ve Spor Bayramınızı kutlarım!)
Ve bu ülkede her şey sürprizlerle mürprizlerle mümkündür!
Nitekim, sonradan il olan Aksaray’ımızda 16 yaşında bir genç intihar ederken… Onun milletvekilinin karısı da meğerse “fakirlik belgesi” çıkarıvermiş muhtardan.
Bir kadın Ihlara kanyonuna atarken kendini… onun milletvekilinin karısı da meğerse “fakirlik belgesi” çıkarıvermiş muhtardan.
Bir başka kadın, (elbette ne fark eder ama başörtülü) bedeninde muhtemelen kocasının darp izleriyle Aksaray’da kendini asarken… onun milletvekilinin karısı da meğerse “fakirlik belgesi” çıkarıvermiş muhtardan.
Aksaray’da herkesin takdirini kazanmış bir ilçe Milli Eğitim Müdürü, yaptıklarını iptal eden, kendisini sürdüren bir AKP’li belediye başkanı yüzünden intihar ederken… onun milletvekilinin karısı da meğerse “fakirlik belgesi” çıkarıvermiş muhtardan.
AKP’li milletvekili “kamuoyundan özür dileyerek ve CHP’yi suçlayarak” açıkladı ki, “Dört kız kardeş, erkek kardeşlerine karşı miras anlaşmazlığıyla tapu iptal davası açmış” da “diğer üç kız kardeşin durumu iyi olmadığı için” Aksaray’da hep birlikte “fakir” olmuşlar. Mahkeme harcı ödememek için.
TÜİK ve benzeri kurum araştırmalarına göre, benim anladığım, Aksaray’da fakir olmak da kolay, zengin olmak da!
“Bu nasıl oluyor” diye sorarsanız, şöyle oluyor: Aksaray bir yandan, “Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Endeksi”nde 81 il arasında 72’nci sırada… bir yandan yine TUİK’e göre “yoksulluğun en yüksek olduğu illerden.” Ama bir yandan da mevduat ve döviz açısından Türkiye ortalamasının üstünde… imiş!
Yani bir nevi Türkiye tablosu işte: Bir yoksul Aksaraylıları var şehrin, bir de varlıklı “Ak Saraylıları.”
“Aksaray yerel medyası” bu haberleri vermiş. Altlarındaki yorumları okudum. “Bu kadar zengin varken nasıl en yoksul illerden oluyor” diye soran her Aksaraylı, hemen sonra kendi cevabını da veriyor: “Zengin daha zengin, fakir daha fakir de o yüzden!”
Hem de Ak Parti’ye oy vermiş bir kentin Ak ile Kara hali böyle. Yani Türkiye işte. Hatta tıkınanı da yakınanı da muhtemelen aynı yere bastı mührü! Elbette bilemem ama, umarım huzur içinde uyurlar; intihar edeni de karısını döveni ve kocasından dayak yiyeni de belki. Belki de değildir.
Elbette ne ölümde ne intiharda böyle ayrımcılık olmaz. Ben de yapmam.
Ama “ayrımcılık, eşitsizlik, adaletsizlik” de zenginleştirirken kimlik sorar ama yoksullaştırırken ne adres sorar ne oyunu, soyunu, huyunu.
Milletvekilinin sayın eşi de belki şöyle düşünmüştür, bacılarıyla birlikte: Tamam biz Ak Saraylıyız, varlıklıyız ama Aksaraylıların çoğu “fakir.” O zaman halkın içinde olmak gerekir!
Ben artık buna bir şey diyemem!
Aksaray’da takılıp kaldığım için, “karşıda saydığı” herkese giydiren, spor ahlakına sahip birisinin para “ak”lamaktan (tabii suçu kesin değil) içeri alınmasına, çocuğu okula silah getiren iktidar mensubu kadın milletvekilinin bunu örtbas çabasına, kızının arabasına “çakar” arz eden “ak gazeteci”nin çakılmasına sıra gelmedi ama zaten sıra yapmaya kalksan, unuttuklarına ayıp olur!
Neyse ki “CHP’lilerin yolsuzlukları”nın üstüne gidiliyor, hiç parti ayrımı yapmadan, ak mı kara mı diye bakmadan… ki bazıları “Ak” Saray’da inip otobüs değiştiriyor!


