‘Mutlak Butlan’ yoluyla ‘bir hukuk devletidir’ tanımından artık tamamen çıkmış oluyoruz anayasal olarak, işin aslı bu.
Anayasanın o değiştirilmesi teklif dahi edilemez ikinci maddesi, bu güzelim ülkenin 'demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti' olduğunu kesin bir dille ifade eder.
Yani ifade ederdi demek lazım şimdi haliyle.
‘Mutlak Butlan’ üzerine yapılan konuşmalara bakılırsa, toplumsal olarak kuralsızlığın kural olmasını o kadar kanıksamış görünüyoruz ki...
Koca ülkede uzun süredir yaşadığımız şu:
Hemen hemen her konudaki yasa maddesi, ilgili mevzuat ya da herhangi bir yazılı kural; kişiye, kuruma göre değişen, içine girdiği kabın şeklini alan bir sıvıdan farksız hale getirildi.
Demokrasi ve hukuk kavramlarının bu denli esnek, akışkan hali; üzgünüm ama olması gerektiği kadar rahatsız etmiyor kimseyi.
Mesela YSK kararları kesindir aslında değil mi? Tıpkı Anayasa Mahkemesinin aldığı kararlar gibi...
Bu kadar yalın ve net şekilde yasada yazılıp çizilmesine rağmen ve tartışmaya kapalıyken; 5 Kasım CHP kurultayının ‘Mutlak Butlan’ icadıyla iptali nasıl mümkün olabilir?
Siyasal partilerin kongre süreçlerine ilişkin itirazlarını inceleyip karara bağlayacak tek yetkili mercii YSK’dır ve kararları kesindir oysa.
Ve ayrıca partilerin kongre süreçlerine ve seçim sonuçlarına karşı hukuk mahkemelerinde iptal veya durdurma davası açılamaz değil mi?
Yasada daha açık nasıl yazılabilir?
Bu tartışmalar yaşanırken sevgili bir dostum, evinde tereyağı yapıp bakkalın birine satan yaşlı kadının hikayesini anlattı.
Yaşlı kadından aldığı tereyağların bir paketini nasılsa tartmak aklına gelir bakkal efendinin; bir bakar ki, 1 kilo değil 900 gramdır tereyağı.
Bakkal efendi çok sinirlenir, kandırılmış hisseder kendini ve yaşlı kadına bir daha ondan tereyağı almayacağını söyler. Kadın üzülür çok, nedenini merak eder ve sorar.
Bakkal efendi, kadının getirdiği tereyağların hepsini tarttığını ve her paketin bir kilo değil 900 gram geldiğini söyler.
Bunun üzerine mahcubiyet duyan yaşlı kadın, biraz da çekinerek der ki:
“Bakkal efendi evde terazim yok, sizden aldığım bir kiloluk şekeri tartı olarak kullanıyorum.”
Bugün tüm hukuksuzluklara, kanun tanımazlığa karşı hepimize düşen tek şey; hukukun üstünlüğünü savunmak olmalıdır.
Burada kişiler değildir mesele, her şeyden önce şunu anlamalıyız: Adaletin terazisi haklıyı haksızı tarttığı kadar, erdemlerimizi de tartar...
Tıpkı yaşlı kadının terazisi gibi!
Eyvallah


