Salyangoz tarifleri
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Salyangoz tarifleri

"Müslüman mahallesinde salyangoz topluyor” derler. Bizim avludaki boş yalakta beslesek de kimse görmeden yesek?

Salyangoz tarifleri

(Tek perdelik oyun)

Sahne: Sade, dağınık bir mutfak. Penceredeki tıkırtılardan dışarda yağmur yağdığı anlaşılıyor. Masa üzerinde faturalar, tabaklarda ayıklanacak sebzeler, bir de laptop var. Duvarda, Kadıköyde gençlerin müdahaleye uğramış  eylemlerini gösteren renkli bir poster dikkati çekiyor: Üstünde “Geleneksel gaz festivaline hoş geldiniz !” yazıyor.

Karakterler: Mehmet: 40  yaşlarında kırpık kısa sakallı bir muhasebeci.

Eşi Ayşe: 35 yaşlarında,hoş, zeki, esprili, arada kocasıyla çekişen ama eninde sonunda bildiğini yapan bir kadın; müdür sekreteri gibi bir hali var. Belki de öyledir.

-Mehmet, Berzan’’a  kaç zamandır et, protein vermediğimizi  biliyor musun?

-Kaç zamandır?

-Bir ayı buldu.

-Biz yemekten vaz geçtik ama ona veriyorduk hani?

-Dana eti fiyatının nereye vardığını biliyor musun? Yağsız kıyma bini geçti. Bir hafta sonra ne olacağı bilinmez’

-Cumartesi köprüye gidip balık tutalım bari.

***

Ertesi gün Ayşe işten geldiğinde depresyondan sıyrılmış gibiydi: 

-Amma yağdı; park fütursuzca gezen çok sayıda salyangozla doldu. Her geçişimde  birine basmamak için özellikle dikkat etmem gerekiyor.

-Aman yağsın, yağsın da  barajlar dolsun 

-Mehmet, böyle yağsa bizim protein sorunu da çözülür !

-Nasıl?

-Çoğalan salyangozları toplar yeriz Fransızlar gibi.

-Yahu onlar ne kadar olmadık şey varsa tümünü yerler. Kurbağa bacağını bile yiyorlar.

-Belçikalılar da, Portekizliler de seviyorlar.

-Fakir olanları yiyordur herhalde.

-Ne fakiri? Paris'te, Brüksel'de yüksek sınıf restoranlarda sunulan tariflerini gördüm.  Fransızların kralı bile yermiş:  16. Luinin sofrasında eksik olmazmış.

-Hani “Fakirler ekmek bulamazlarsa sümüklü böcek yesinler” diyen Kraliçenin, Marie Antuanetin  kocası değil mi?

-“Sümüklü Böcek” değil, “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” dediği söylenir ama zavallı aslında böyle bir şey dememişmiş.

Salyangozun proteini bol, yağı azmış; yani kas gelişimi için ideal ! Demir açısından zenginmiş. Magnezyum, kalsiyum, potasyum da var. Omega-3 yağ asitleri de bol. 

-Berzan’a o sümüklü şeyleri mi yedireceğiz? 

-O da yiyecek, biz de yiyeceğiz ! Sümüğünü siler de yeriz.

Mehmet laptopunda hemen gugulladı, baktı:

-Avrupa ülkelerine en çok salyangoz satanlardanmışız.. 

-Satacağımıza biz yararlansak  daha iyi olmaz mı? Türkiye'nin bazı yerlerinde yenildiğini de öğrendim. Mesela Datçada Garaville diyorlar.

Mehmet yine gugulladı.

-Tarifini de buldum: Salyangozlar içindeki sıvı aksın diye sepette bir gece bekletiliyor. Ertesi gün kaynar suda pişiriliyor. Bir tencerede zeytinyağında soğan kavruluyor. Sonra salça, domates, kırmızı biber ve suda pişmiş salyangozlar da ekleniyor, biraz daha kavrulup limon suyu, tuz, katılıyor. Yarım saat kadar sonra da yeniyor.

-Fransızlarınkinden farklı mı?

-Benziyor. Onlar kremalısını yapıyorlar.

-Kabuğu ile beraber mi pişiyor?

-Ayrı pişirip temizlenmiş kabuğuna koyuyorsun. Yiyen, kürdanla çıkarıp ağzına atıyor.

-İyi, güzel; yağmur yağdıkça salyangoz yedik, protein ihtiyacımızı giderdik...Yağmadığında ne olacak?

-Yağmur duası öğrenmeliyiz. Şunu bir gugulla da bakalım nasıl yapılırmış.

Mehmedin yağmur duası tarifini bulması epeyi zaman aldı. Ufukta karabasanlar belirmek üzereyken Ayşe cep telefonunda buldu aradığını: 

-“İstiska” derlermiş.

-Nasıl yapılırmış?

-Avuçlarını göğe doğru değil yere doğru çevirerek yakaracakmışın. Bunu da hallettik. Şimdi yağdığına göre haydi gel parka gidelim.

-Gidelim ama..

-Aması ne?

-Konu komşu parkta bunları topladığımızı görmemeliler.

-Görseler ne olur?

-"Müslüman mahallesinde salyangoz topluyor” derler. Bizim avludaki boş yalakta beslesek de kimse görmeden yesek?

-Gezen salyangoz daha kaslı, daha  lezzetli olurmuş..

-Peki  bunların zehirlisi de var mı hani mantarlar gibi?

-Bizdeki bahçe salyangozları* zehirli filan olmazmış.

 -Öyleyse bu gece çıkıp toplayalım.

-Gece kuytulara kaçıyorlar. Yağmur yağdığında sabah toplayacağız.

-Pilav üstü salyangoz olur artık!  Biraz da zahter eker yerim!

-Böyle bir tarif okumadım ama sen istersen yoksa bile icat ederim dile min canım!

-Hele nohutlusunu yapsan...

İkisi de kahkaha  atar, ışıklar yavaşça kapanırken Ayşenin, kocasının yanağına bir öpücük kondurduğu görülür.


Sayfa dibi notu:

M Yıldırım, Ü Kebapçı, BA Gümüş. (Ocak 2004): "Edible snails (terrestrial) of Turkey". Turkish Journal of Zoology. 28 (4). TÜBİTAK. ss. 329-335 19 Haziran 2024.

İlgili İçerikler