İnsanların tramvayda, metroda, trafiği bol caddelerde karşıya geçerken, sınıfta ( mesela öğretmen ders anlatırken ) cep telefonu kullanmayı sürdürmelerine alışmaya başlamıştık. Sonra restoranlarda insanların ( hatta yavukluların) birbirleriyle konuşmak yerine telefonlarıyla meşgul olmalarına da şahit olduk. Geçenlerde instagram'da Rize'de bir imamın, vaazını dinleyemeyip telefonlarıyla oynayanları azarladığını da gördük.
Kaygılı Nesil (Anxious Generation) başlıklı kitabın yazarı, sosyal psikolog J. Haidt, "Ergenlerin ruh sağlığı konusunun, düşündüğümden çok daha vahim olduğunu fark ettim... Çocukluk, insanlık dışı bir şeye, telefon merkezli bir varoluşa dönüşmektedir" demişti.
Haidt, cep telefonu merkezli kültürün, ergenler üzerindeki olumsuz etkisini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır: Ona göre birçok şirket, yazılımları ve uygulamaları bilinçli olarak, çocuklarda bağımlılık yaratacak şekilde tasarlamaktadır. Bu nedenle bazı ülkelerde gençlerin bir yaşa kadar bu telefonları kullanmaları yasaklanmıştır. Bu kuralların geçerli olduğu yerlerde yapılmış bir röportajda öğretmenler, “Eskiden okulların tuvaletlerinde gizliden sigara içerlerdi, şimdi aynı yere saklanıp cep telefonu kullananları yakalıyoruz” demişlerdir.
Analar, babalar, öğretmenler, vaazlar, sosyologlar, pedagoglar, akıllı telefonlardan, yol açtıkları tehlikeler konusunda ne yapmalıdırlar? Konunun nereye evrileceğini öngörenlere kulak kabartmalıdırlar: Ayakların hangi yorganların boyuna göre uzatılması gerekeceğini iyi anlayabilmenin yolu budur.
Bu şekilde davranıldığında bazı olasılıkların geçerli olduğu görülmektedir:
Bu telefonlara eklenmiş yapay zeka unsurları daha da entegre hale gelince telefonlar, ihtiyaçlarımızı önceden tahmin etmeye başlayacaklardır: Alışkanlıklarınızı öğrenen telefonlar, otomatik olarak ayarlanacak , size uygun öneriler sunacaklardır: Telefonlara izlediğiniz maçlarda tuttuğunuz takım gol attığında dokunduğunuzda “Helal, nasıl koyduk!”, hakem, rakibinize serbest vuruş , penaltı fırsatı verdiğinde de “Yuuuh, yuh Hakem!” diye yüksek sesle bağıracak bir mekanizma eklenecektir.
Yapay zeka ayrıca akıllı telefon deneyimini çeşitli şekillerde kişiselleştirecek, ilgi alanlarınıza göre uygulamalar, hizmetler için özel öneriler sunabilecektir: Her sabah falınıza bakılacak, saptanan, size açıkça belirtilecektir. Uzmanlara göre telefon falları, giderek zamanımızda sunulan hava tahmin raporları kadar isabetli olmaya başlayacaklardır.
Şu tür olaylarla sık karşılaşacağız:
Aysel’e okulu birincilikle bitirdiğinde babası, dünyanın parasını vermiş, en son çıkan, en akıllı cep telefonlarından birini almıştı. Telefon bir sabah gümbürtüyle titredi, Aysel dönüp baktığında şöyle dedi:
On iki okunmamış mesajın var… hepsi de annenden, neden hiç cevap vermediğini soruyor."
Aysel iç çekti: "Sanki çok meşgulmüşüm gibi yapamaz mısın?" .
Telefon, "Ona meşgul olmadığını söyledim bile" .
A. Bir süre sonra: Cep telefonu sadece hayatınıza karışmakla kalmayacak, hayatınızının resmen ortak sahibi olduğunun hukuki açıdan belgelenmesi için bazı düzenlemelerin yapılmasını isteyecektir. Eşinizle evlenmiş olduğunuzu belirtenleri andıran bir “cep telefonu cüzdanınız” olacaktır.
O zaman cep telefonuyla aranızda şöyle söyleşiler gerçekleşebilecektir:
“Benden bunu isteme!” “Buzdolabında 'Hardal bitti, hemen markete git.”
“Aynı diziyi 19. kez izlemesen olmaz mı?”
Telefonunuz ,sadece öneride bulunmayacak, kulak asmadığınızda , Active Life Participation Mode ( Aktif Yaşam Katılım Modu ) kullanarak müdahale edecektir. Mesela akşam vakti canınız kat kat kremalı, mayonezli karbonhidratlı sandviçlerden çekti ve ısmarlamaya kalktınız… Telefonunuz bunu sağlığınızla bağdaşmayacağına karar verip siparişi salataya çevirebilecektir.
Bu evrede sık karşılaşabileceklerinizi , Aysel ile telefonu arasında geçen söyleşinin devamını aktararak daha da açıklayalım:
Aysel, parfüm sipariş uygulamasını açmaya çalışırken telefon ona, “Bugün farklı bir şey yapıp Gucci ısmarlasana" dedi.
“Neden?”
“Bu, erkekleri kolayca cezbeder de ondan!”
Aysel, sanki o konuda ne yapacağını bilmez biriymiş gibi akıl vermeye yeltenen alete çok sinirlendi, telefona "Kovuldun!" diye bağırdı:
Telefonun ekranı dramatik bir şekilde parladı: "Kovuldum mu?” diye sordu, “Lütfen aklını başına derle, ben olmasam sen kendi evinde bile kaybolursun."
Aysel, ukalaya haddini bildirmek üzere hafif dikildi ama sonra bu telefonla zıtlaşmamanın doğru olacağını anladı; onu yavaşça çantasına bırakırken "Pekala," diye fısıldadı. "Ama nereye gitsem anneme yetiştirmekten de vazgeç artık."
B. İki süre sonra: Telefonların zamanla daha da otoriterleştiğini göreceğiz:
“Dik otur.”
“Hayır, bir kahveye daha ihtiyacın yok.”
“Oraya değil, spora gidiyoruz. Zaten bununla ilgili paylaşım yaptım.”
İnsanlar kapatmayı denediğinde telefonlar Ters Bağımlılık Mod’una (Reverse Dependency Mode’a) geçecek, yani telefonu, işine gelmeyen bir uyarısını gördüğünde kapatırsan, “Akıllı ev” seni içeri almayacak, eve bir şekilde girebilmeyi becerirsen de akıllı buzdolabını açamayacaksın.
C. Üç süre sonra: Bu evreye varıldığında insanlar artık sadece “Telefonum bugün acaba ne yapılmasına karar verdi?” diye soracaklar. Bu konuda telefonla zıtlaştığında şifresi yok olacak ve sen doğru yola gelinceye kadar asla belirmeyecektir.
Bu devrede her nedense Oban, Kim Jong-un, Beşar Essad, Saddam gibi markalar çok ucuz olduklarından yaygın olarak kullanılacaktır. Bu telefonlarda “Robot olmadığını belirle” diye soruların sorulmasına gerek kalmayacak, çünkü herkes aslında telefonunun keyfine göre yönelttiği robota dönüşmeye başlayacaktır.
Sonuç?
Çoluğa, çocuğa, gence ve ötesine verdikleri zararlar anlaşıldığında bunlar büyük kitlelerin katıldığı ve günlerce süren eylemlerle Macaristan’da Tunaya, Paris’te Sen ırmağına, Mısır’da Nil’e, İstanbul’da da Kabataştan denize atılacak, sonra da insana, insanlığa uygun yollarla iletişime başlanacaktır.


