Sağlık alanında dijital ortamda ve görsel medyada bir bilgi borbardımanına şahit oluyoruz. Bunların hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğu konusu bir yana, bir de reklam sorunumuz var. Hangilerinin tanıtım veya bilgilendirme, hangilerinin reklam olduğunu tartışıp duruyoruz.
Sağlık Bakanlığı tarafından 29 Temmuz 2023 tarihli Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırıldı ve 12 Kasım 2025’te aynı isimde yeni bir yönetmelik yayımlandı.
Her iki yönetmelik de “Sağlık hizmet sunumunda örtülü veya açık reklam yapılması ve yaptırılması yasaktır. Tanıtım ve bilgilendirmelerde, genel ahlaka, tıbbi deontoloji ve meslek etiği kurallarına uyulması zorunludur” cümleleri ile başlıyor.
İki yönetmelik arasındaki en büyük fark yeni yönetmeliğe “Uluslararası Sağlık Turizmi Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri” başlığı altında yeni bir bölüm eklenmiş olması.

Bu bölüm şöyle başlıyor: Uluslararası sağlık turizmi hizmeti sunan sağlık tesisi, yurt dışına yönelik oluşturulan internet sitesi veya sosyal medya platformunda hedef kitlenin yurt dışı olarak seçilmesi, genel ahlaka aykırı olmaması ve otomatik hedef kitle tanımlamalarının kapatılması kaydıyla Türkçe hariç tüm resmi dillerde sponsorlu olarak görsel içerik yayınlayabilir.
Özetle yurt dışı için Türkiye’de yapamayacağınız her şeyi yapabilirsiniz. Türkiye için görsel içerik paylaşmada birçok kısıtlama getirilmişken, yurt dışı için böyle bir kısıtlama yok.
Yeni yönetmelikte hem Türkiye’de hem de yurt dışında sponsor desteği de yönetmelik kapsamına alınmış. Yurt dışındaki örneklere bakıldığında bu tür sponsorluklarda şeffaf olmanın önemi vurgulanır. Televizyonlarımızdaki sağlık programlarının tamamı ise bir sponsor ile paralı olarak yapılmakta ama bu sponsor hiçbir şekilde açıklanmamaktadır.

İlk yönetmelik yayımlandığında 13 Ağustos 2023 tarihli “Ve sağlıkta reklam kurala bağlandı” başlıklı yazımda şunu belirtmiştim: Türkiye’yi tanımlamak için birçok özelliğinden söz edebiliriz. Benim açımdan önde gelen tanımlamalardan biri de “kuralların, yasaların olduğu ama uygulanmadığı ülke” olur. Hırsızlık, yolsuzluk yapmak yasaktır ama çoğu kez cezasız kalır. Daha doğrusu, seçili kişiler cezalandırılır. Trafikte kırmızı ışıkta geçmek, emniyet şeridini kullanmak, hız sınırını aşmak kural dışıdır ama bazıları bunu kendine hak görür ve de çoğunlukla da cezasız kalır.
Her iki yönetmelikte de değişmeyen bir madde var. Her türlü medya organına çıkacak kişinin bir taahhütname doldurarak imzalaması gerektiğini belirtiyor. “Topluma yönelik olarak radyo ve televizyonlarda yapacağım bilgilendirmelerde halkın sağlığını koruma amacı ve mesleğimin gerektirdiği sorumluluk bilincinde” diye başlayan taahhütnamenin altına yönetmeliğin yapmış olduğu düzenlemeler madde madde eklenmiş. Bu maddeler arasında uzmanlık dışı konuşmayacağı, hastaları yönlendirmeyeceği, bilimselliği kanıtlanmamış bilgileri kullanmayacağı, halkı paniğe sevk etmeyeceği dahil olmak üzere toplam on iki madde var.
Bu taahhütnamenin programa çıkmadan önce konuşmacıya imzalatılması ve daha sonra da belgenin arşivlenmesinin gerektiği anlaşılıyor. Bunu yapan bir televizyon kanalı varsa çok şaşırırım.
“Peki bunların kontrolünü kim ve nasıl yapacak?” sorusunun yanıtı da her iki yönetmelikte mevcut. İllerde valilik onayı ile Sağlıkta Bilgilendirme ve Tanıtım Faaliyetleri İl Denetleme Komisyonu kurulacak ve Sağlık Müdürlüğünün düzenli taramaları ile veya şikayet üzerine saptanan ve yönetmeliğe uygun olmayan programlar bu komisyon tarafından değerlendirilecek. Eski yönetmelikte otuz gün olan sonuca bağlama süresi de 45 güne çıkarılmış.
Bu komisyonun geçtiğimiz iki yılda neler yaptığını keşke birileri bize anlatsa.
Gözüken o ki yeni yönetmelik sağlık turizmini desteklemek adına bu alanı “isteyen istediğini yapsın ben karışmam” serbestliğine kavuşturmak için çıkarılmış.


