İtalyan derbisi berabere bitti
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İtalyan derbisi berabere bitti

İtalya'nın taktiğe dayalı ekolünün iki temsilcisi durumunda olan Galatasaray'la Karagümrük'ün karşı karşıya geldiği maçta bol gol ve heyecan vardı. Rakibiyle 3-3 berabere kalan Galatasaray'ın iki puan mı kaybettiği, yoksa bir puan mı kazandığı önümüzdeki dönemde daha net biçimde ortaya çıkacak

Galatasaray, özellikle de Karagümrük için İtalyan takımı benzetmesi yapmak hiç de yanlış olmaz. Nedeni basit: Galatasaray'da yolu İtalya'dan geçmiş yedi futbolcu (Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Lucas Torreira, Sergio Oliveira, Nicolò Zaniolo, Dries Mertens ve Mauro Icardi) var. Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk da üç yıl İtalya'da futbolculuk yaptı. Halen de takımın yabancılarıyla temelde İtalyanca konuşarak anlaşıyor. 

Karagümrük'e gelince, takımının iskeletinin neredeyse İtalyan oyunculardan oluştuğu bir takım Karagümrük. Takımda tam altı İtalyan uyruklu oyuncu var: Emiliano Viviano, Davide Biraschi, Rayyan Baniya (aynı zamanda Türkiye pasaportu da var bu futbolcunun ve yerli statüsünde oynuyor ligimizde), Matteo Ricci, Andrea Bertolacci ve Fabio Borini. Karagümrük'teki bu futbolcu grubuna yolu İtalya'dan geçmiş üç futbolcuyu da eklemek lazım: Adem Ljajic, Ebrima Colley ve Mbaye Diagne. Ayrıca belirtmeye gerek yok, Karagümrük'ün teknik direktörü Andrea Pirlo da son dönemin en parlak iki-üç İtalyan futbolcusundan birisiydi.

Elbette konu sadece pasaport konusu değil. Bu iki takımın da teknik direktörü, bir İtalya futbol geleneği olarak taktiğe inanılmaz önem veren iki futbol insanı. Dolayısıyla Galatasaray ile Karagümrük arasındaki maç için bir İtalyan derbisi yakıştırması yapmak çok yanlış olmaz.

Maç analizine geçmeden önce Karagümrük'ten biraz bahsetmek gerekiyor. Karagümrük sol stoperleri İbrahim Dreseviç üzerinden geriden oyun kuran bir takım. Karagümrük aynı zamanda, gerekirse santrfor Mbaye Diagne üzerinden uzun ve yüksek oynayarak da rakip yarı sahaya kolayca geçebilen bir takım. Diagne bu yüksek topları gerek kafayla, gerek ayakla kanatlarda oynayan takım arkadaşlarına (Saba Lobzhanidze ve Fabio Borini) indirerek takımının atağa çıkmasını sağlayan güvenli bir liman gibi. 

Buna ek olarak ön alanda Borini'nin Türkiye liginin çok üzerindeki hareketliliğinin de söz etmek gerekiyor. Borini kendisini vaktinde Liverpool'a götürmüş olan bu hareketliliği ve öngörülemezliği sayesinde Galatasaray maçına çıkana dek 17 gol atmıştı. Dolayısıyla maç öncesinde Diagne ve Borini'nin eşleşmelerde Galatasaray'ın stoper ikilisine zorluk yaratması bekleniyordu. Başka bir açıdan Borini ve Diagne'nin Galatasaray'ın stoperlerinin bugüne kadar pek görülmeyen zayıf noktalarını ortaya çıkarabilecek kaliteye sahip futbolcular olduklarını söylemek gerekiyor ki, bunu da yerine getirdiler. 

Aslında Pirlo'nun oyun taktiği oldukça basit bir prensibe dayanıyor: Alan boşaltmak ve bu boşlukları hızlı geçiş hücumlarıyla değerlendirmek. Karagümrük bu hızlı hücum geçişlerinde oldukça başarılı. Ligin en çok gol atan üç takımı arasında olmaları bunun sonucu. Karagümrük'ün iyi yapamadığı ise hücum setlerini oynarken takım savunmasında büyük açıklar vermesi. (Galatasaray maçına kadar 63 gol atan Karagümrük ligde 51 de gol yemişti.)

Galatasaray'a gelince. Okan Buruk'un ana planı çok iyi biliniyor: Ön alan baskısı ile hıza, deparlara ve doğrudan oyuna dayalı hücum geçişleri. Okan Buruk ana planı Karagümrük maçında da değiştirmedi. Galatasaray Karagümrük'ün açık oynadığı zaman diliminde goller bularak maçı hemen kopartmak stratejisiyle sahaya çıktı. 

Oyun aslında Okan Buruk'un istediği plan çerçevesinde ilerledi ilk 15 dakikada ve Galatasaray bu planla bir gole ulaştı, 2-0'ın da kenarından döndü. Skoru (2-0) yakalasa Galatasaray muhtemelen tempoyu düşürüp topun arkasına geçecek ve Karagümrük'ün üzerine gelmesinden yararlanmak için hızlı geçiş hücumları yapacaktı. 

Ancak bu plan işlemedi. Çünkü Galatasaray maçın hemen başında öne geçmesine rağmen önce beraberliğe yakalandı, ardından da iki farkla geriye düştü.

Maç analizini üç başlık altında toplayacağım. İlk başlık Galatasaray'ın özellikle ilk yarıda gerçekleştirdiği ve birbirlerinin neredeyse kopyası olan hücum setlerinden örnekler içerecek. İkinci başlık ise Karagümrük'ün ortaya çıkardığı Galatasaray'ın savunma zayıflıkları hakkında. Üçüncü başlıkta Galatasaray'ın oyuncu değişikliklerini ve maçı niçin kazanamadığını tartışacağım.

Galatasaray'ın karbon kopya hücum setleri 

Dakika 2,20. Karagümrük'ün kullandığı korner atışında Torreira topu uzaklaştırıyor ve Sam Adekugbe bu topu taç çizgisi üzerinde kontrol ederek Galatasaray atağını başlatıyor. Abdülkerim Bardakçı-Adekugbe-Oliveira-Bardakçı-Muslera-Victor Nelsson paslaşmaları üzerinden top yedinci pas olarak orta sahada civarındaki Mertens'e geliyor. 

Mertens ise aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü blok kıran bir pasla sağ öndeki Milot Rashica'yı kaçırıyor. Rashica'yı bu hücumda Sacha Boey de destekliyor. Soldan Kerem Aktürkoğlu, merkezden ise Zaniolo da öne doğru koşuyorlar.

Galatasaray'ın kazandığı ilk golün 11 saniye öncesinde sahaya bakıyoruz. Nelsson'un geriden pasıyla buluşan Mertens (kırmızı dikdörtgen içinde) sağdan bindiren Rashica'yı kaçırıyor. Bu hücumda Zaniolo ve golü atacak olan Kerem Aktürkoğlu da (en üstteki Galatasaraylı oyuncu) öne doğru koşu yapıyor. Ayrıca orta yuvarlak dairesi içindeki Sergio Oliveira da. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Üçüncü bölgede taç çizgisi civarında topu kontrol eden Rashica iki oyuncu arasından Boey'yi buluyor. Boey de Kerem Aktürkoğlu'nun boş kaleye gol atmasını sağlıyor.

Bu golde üzerinde durulması gereken iki nokta var. İlki, hücumda Zaniolo'nun üzerine iki rakip savunma oyuncusunu çekerek Boey'ye asist yapacağı boş bir koridor yaratması. Zaniolo'nun yerine de ön direğe Oliveira'nın koşması. Nitekim burada ön direğe koşan Oliveira, faul kokan bir pozisyonda rakip savunmacıyı etkisiz hale getirerek Boey'nin pasının Aktürkoğlu'na gitmesini sağlayan oyuncu konumundaydı.

İkinci örnek, dakika 10,45. Boey topu taç atışıyla oyuna sokuyor. Nelsson-Bardakçı-Muslera-Nelsson-Rashica-Boey-Rashica-Boey üzerinden yapılan sekiz pas sonrasında orta saha civarındaki Oliveira topu kontrol ediyor. İlk golde blok kıran pası Mertens atmıştı. Bu kez Oliveira yapıyor bu işi ve sağdan bindiren Aktürkoğlu'nu kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray, kazandığı ilk goldeki hücum setinin bir benzerini oynuyor. Rashica-Boey paslaşmalarında rakibin çeldiği top Oliveira'nın (kırmızı dikdörtgen içinde) önünde kalacak, o da yüksek oynayarak Aktürkoğlu'nu (kırmızı daire içinde) kaçıracak. Bu hücumda Aktürkoğlu Zaniolo'ya şut pası verecek, ancak Zaniolo'nun ters ayağıyla yaptığı vuruşu Karagümrük kalecisi Batuhan Şen çelecek. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Aktürkoğlu topu kontrol ettikten sonra rakip ceza sahasına çizgisine paralel biçimde Zaniolo'ya oynamak istiyor. Rakibe çarpan top Zaniolo'nun önünde kalıyor. İtalyan futbolcu karşısındaki Baniya'dan kurtulup sağ ayağıyla vuruyor, ancak bu şutu kaleci Batuhan Şen çeliyor.

Bu hücumda da üzerinde durulması gereken iki nokta var. İlki Zaniolo ve Aktürkoğlu'nun birbirlerine ters istikamette yaptıkları koşuların, ki biz buna ön alan hareketliliği diyoruz, rakip defansın dengesini bozması. İkincisi orta sahadan Aktürkoğlu'nu kaçıran Oliveira'nın verdiği pastan sonra rakip kaleye yaptığı koşu. Nitekim rakip kalecinin çeldiği topu kontrol eden Aktürkoğlu'nun yaptığı ortada Oliveira yaptığı bu koşu sayesinde kötü de olsa kafayla vurmayı başardı. (Burada Galatasaray'ın ilk golünde de Oliveira'nın benzer biçimde ön direğe koştuğunu hatırlayabiliriz.) 

Bu atakta ikinci golün kenarından dönen Galatasaray her ne kadar 18'inci dakikada beraberliğe yakalansa da yine hızlı ve doğrudan oyununu sürdürerek tehlike üretmeye devam etti.

Üçüncü örnek, dakika 20,35. Karagümrük akınında Boey araya girerek topu Muslera'ya oynuyor. Torreira-Aktürkoğlu-Adekugbe-Torreira üzerinden top rakip yarı sahanın ortalarında taç çizgisi civarında Mertens'le buluşturuluyor. Mertens bu kez soldan bindiren Zaniolo'yu kaçırıyor. Zaniolo'nun aut çizgisine yakın yerden yaptığı vuruş dışarı çıkıyor.

Dördüncü örnek, dakika 22,12. Galatasaray'ın yaptığı ön alan baskısı nedeniyle Karagümrük kalecisi Şen ileriye doğru uzun oynuyor. Kafalardan seken topu Bardakçı rakip yara saha ortalarında Oliveira'nın önüne indiriyor. Oliveira yine tekte hızlı bir pasla Zaniolo'yu kaçırıyor. Bu pozisyonda Zaniolo'nun geçmeye çalıştığı (aşağıdaki fotoğraf) kaleci Şen topa son anda dokunmayı başararak İtalyan oyuncunun dengesini bozuyor ve takımının geri düşmesini önlüyor.

Zaniolo ve Galatasaray için maçtaki kader anlarından birisi. Oliveira'nın pası sonrasında kaleciyi geçmek isteyen Zaniolo'nun önündeki topa kaleci Batuhan Şen son anda dokunmayı başararak mutlak bir golü önlüyor. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Beşinci örnek, dakika 24,21. Muslera'nın yüksek topunu Adekugbe çizgi üzerindeki Aktürkoğlu'na oynuyor. Aktürkoğlu topu kontrol edip Adekugbe'ye pas veriyor. Top Torreira ve Mertens üzerinden Bardakçı'ya geliyor. O da oyunun yönünü sağa çeviriyor ve yüksek oynayarak Boey'yi topla buluşturuyor. Boey rakip yarı sahasında gelişine Rashica'ya oynuyor. O da yine sola dönüp Mertens'i görüyor. Ancak Mertens aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi merkezdeki Aktürkoğlu veya solundaki Adekugbe'yi kaçırmak yerine kaleye vurmayı tercih ediyor. Biraschi'den dönen topu bu kez Oliveira şutluyor. Top savunmaya çarpıp dışarı çıkıyor.

Bu pozisyonda Mertens (kırmızı dikdörtgen içinde) soldan Adekugbe, veya merkezden Kerem Aktürkoğlu'nu kaçırmak yerine kaleye vurmayı yeğledi, ancak şutunu Biraschi çeldi, dönen topu Oliveira (kırmızı daire içinde) şutladı, rakibe çarpan bu top dışarı çıktı. Bu atağın devamında Galatasaray kalesinde ikinci golü görecek. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Bu pozisyonu özellikle vermek istedim. Zira bu hücum Muslera'nın sol bek Adekugbe'ye verdiği yüksek topla başlıyor. Yaklaşık bir dakika sonra (aşağıdaki fotoğraf) Muslera benzer biçimde yine Adekugbe'ye yüksek oynamaya çalışacak, ancak bu top rakip forvet oyuncusu Lobzhanidze'nin önüne düşecek. Böylece Karagümrük ikinci golünü atacak.

Karagümrük'ün kazandığı ikinci golden beş saniye öncesinde sahaya bakıyoruz. Bir dakika önce olduğu gibi sol çizgideki Adekugbe'ye (kırmızı dikdörtgen içinde) yüksek oynamak isteyen kaleci Muslera'nın topu Lobzhanidze'ye (beyaz dikdörtgen içinde) gidecek. Böylece Karagümrük kritik alanda üçe iki sayısal üstünlüğü ele geçirecek. Lobzhanidze'nin ceza sahasına gönderdiği topta Borini, Nelsson'dan önce davranarak takımının ikinci, kendisinin ilk golünü atacak. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Görüldüğü gibi Galatasaray hücumlarının birçok ortak noktası var: Geriden başlaması, kanatlardan gelişmesi ve orta saha civarında blok kıran hızlı paslarla rakibin dengesinin bozulması. (İlk ve üçüncü örnekte blok kıran pasları Mertens atmıştı, ikinci ve dördüncü örnekte ise Oliveira. Beşinci örnekte ise Boey attı.) Son olarak Oliveira'nın blok kıran pas atmasının yanı sıra öne doğru yaptığı koşular. 

Buradan ikinci bölüme geçebiliriz.

Galatasaray'da savunma zayıflıkları

Başta da dediğim gibi Karagümrük'ün hücum yapısı, Galatasaray savunmasının daha önceki maçlarda pek görülmeyen sorunlarının ortaya çıkmasını sağladı.

Bu sorunları şöyle sıralamak mümkün: Nelsson'un geriye kaçarak oynaması. Rakiple eşleşmelerde sorun yaşanması. Nelsson'un oyuna dalarak yerini ve rakibini kontrol etmemesi.

İlk örnek. Dakika 17,40. Aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi Karagümrük hücumunda stoper İbrahim Dreseviç sağ öndeki Lobzhanidze'ye oynamak istiyor. Adekugbe araya girerek topu göğsüyle önlüyor. Ancak Adekugbe'nin önlemeye çalıştığı bu top orta sahada Bertolacci'nin önünde kalıyor, o da Diagne'yi kaçırarak takımının ilk golünün asistini yapıyor.

Karagümrük'ün kazandığı ilk golün 10 saniye öncesinde Galatasaray yarı sahasına bakıyoruz. Karagümrük stoperi Dreseviç burada Lobzhanidze'ye oynayacak. Görüldüğü gibi bu pozisyonun başlangıç anında Diagne ofsayt durumunda. Ama bu durum birkaç saniye sonra bozulacak. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Fotoğrafta da görüldüğü gibi Galatasaray'ın defans çizgisi Diagne'yi ofsaytta bırakacak şekilde dizilmiş vaziyette. Ancak birkaç saniye sonra Nelsson hafif geriye gelecek, Diagne'nin de öne yanaşmasıyla ofsayt bozulmuş olacak.

Burada üç temel sorun görüyoruz. İlki geriye kaçarak oynayan Nelsson'un ofsaytı bozması. İkincisi ise Karagümrük golünün asistini yapacak olan Bertolacci'yle kimin eşleşeceğinin tam belli olmaması. Bardakçı burada Bertolacci'nin üzerine çıkmak istiyor, ama yetişemiyor. Üçüncüsü ise Nelsson'un hızlı olmaması. Aynı pozisyonda Diagne'yle Bardakçı eşleşmiş olsa Bardakçı muhtemelen hızı sayesinde Diagne'yi bozabilirdi.

İkinci örnek. Karagümrük'ün attığı ikinci golde Lobzhanidze topu kontrol ettiğinde golü atacak olan Borini Nelsson'un arkasındaydı. Ancak Nelsson onunla ilgili değil, sadece topla ilgiliydi. Bu nedenle Borini usta bir hareketle Nelsson'un önüne geçti ve Lobzhanidze'den gelen topu tek vuruşla Galatasaray kalesine gönderiyor. Burada Nelsson'un hareketlilik konusunda Türkiye standardının çok üstünde olan Borini'yle eşleşme sorunu yaşadığı ortaya çıktı. Aslında genel kanı gole Muslera'nın yanlış topunun neden olduğu. Ama doğru pozisyon alma ve çevre kontrolü sayesinde Muslera'nın pas hatasına rağmen Galatasaray bu pozisyonda gol yemeyebilirdi. (Maçtan sonraki basın toplantısında Okan Buruk da Nelsson'un adını vermeden burada pozisyon hatası yaptıklarını söyledi.)

Tartışma

Aslında 3-1 geriye düşmesine rağmen Galatasaray Karagümrük'ü yenebilirdi. Başta penaltı olmak üzere bunun için gerekli fırsatları da yakaladı, ama bunlardan yararlanamadı. Bu başlık altında Galatasaray'ın niçin galibiyete ulaşamadığını tartışacağım.

İlk sırada hamle zenginliğini tartışmak istiyorum. Mauro Icardi'nin sakat, Barış Alper Yılmaz'ın cezalı ve Bafétimbi Gomis'in Alanyaspor maçında niçin oyuna girmediğinden hareketle Galatasaray'da artık oynamak istemediğini bildirmesinin ardından Okan Buruk'un elindeki hamle zenginliğinin büyük ölçüde yok olduğu anlaşılıyor. Buruk'un kenardan getirebileceği ve oyunun kaderini etkileyebilecek tek oyuncu olarak elinde sadece Yunus Akgün kaldığı anlaşılıyor. Kulübedeki diğer oyuncuların ise bu niteliğe sahip olmadıkları çok açık. 

Bu kapsamda Zaniolo'nun santrfor oynatılmasının da sorgulanmaması lazım. Şundan; Zaniolo ile Mertens'in yerleri değişebilirdi. Ancak böyle olsaydı Galatasaray Mertens'in blok kıran pasları sayesinde çıktığı hücumları gerçekleştiremezdi. Zira Galatasaray'da rakiplerinin bloklarını kıran pasları Mertens, Oliveira ve zaman zaman Torreira atabiliyor. Zaniolo ise topu sürmeye dayalı oyun yapısı itibariyle buna biraz uzak. 

Dolayısıyla maçın başında Mertens'in orta sahada, Zaniolo'nun ise santrfor pozisyonunda oynaması daha doğruydu. Bir de şunu unutmamak lazım. Zaniolo kendisine üretilen fırsatların yarısını değerlendirebilse, ki yapabilirdi bunu, Galatasaray maçın hemen başında iki farklı öne geçecek, ya da iki farklı üstünlüğünü korumuş olacaktı.

İkinci olarak azalan verim kanununu tartışmak istiyorum. Bundan kastım Mertens'in fiziksel kapasitesi. Mertens yaşı gereği maç içinde fiziksel kapasitesi giderek azalan bir oyuncu konumunda. Bunu bir kenara yazıyoruz. Kenara yazmamız gereken başka bir şey daha var; Mertens rakip kaleye bol bol şut atmayı seven bir karaktere sahip. 

Diğer taraftan Galatasaray'da Mertens'in blok kıran pasları atmak dışında özel bir görevi daha var: Ön alan baskısında rakip stoperlerden birine pres yapmak. Bu da Mertens'in zaten giderek azalan fiziksel kapasitesini hızla aşağı çeken bir unsur. Ben bu nedenle Mertens'in en kuvvetli olması gerektiği şut atma anlarında oldukça yorgun olduğu için efektif şutlar çekemediğini ileri süreceğim. Artı, Mertens'in bu sorundan kurtulmak için çoğu pozisyonda şut atmak yerine pas vermesi gerektiği düşüncesindeyim.

Özetle Mertens'in skoru değiştirme potansiyelinin maçın ilerleyen bölümlerinde giderek azaldığı ve bu nedenle de uygun pozisyonlarda skor üretemediği gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bu sorunla ilgili olarak Okan Buruk'un takım içinden Mertens'e kuvvetli bir alternatif yaratamamış olmasını da tartışmak gerekiyor, bu alternatifin hiçbir şekilde Juan Mata olmadığından ve olmayacağından hareketle. 

Karagümrük maçıyla ilgili üçüncü olarak tartışmak istediğim konu, kenardan girenlerin Galatasaray'a dinamizm kazandırmamış olduğu gerçeği. Dün açık biçimde gördük; Mata ve oyuna sonradan giren Léo Dubois Galatasaray'a dinamizm kazandırmadıkları gibi tam tersine Galatasaray'ı yavaşlattılar. Bu açıdan Okan Buruk'un çevirmek istediği maçlarda daha dinamik olabilecek genç oyunculara (Kâzımcan Karataş örneğin, ya da Yusuf Demir veya Hamza Akman) yönelmesi gerektiği düşüncesindeyim. Dubois ve Mata ise daha çok skorun korunmak istendiği maçlarda oyuna dahil olmalılar.

Son olarak oyunun son bölümünde Galatasaray'ın alamet-i farikası olan kanat hücumlarını unutmuş olmasını tartışmak istiyorum. Bunu örneklendirmek için de aşağıya bir fotoğraf koyuyorum.

Maçın son dakikalarında sahaya bakıyoruz. Kırmızı dikdörtgen içinde merkeze yığılmış tam yedi Galatasaraylı var. Sağ kanat ise bomboş. Galatasaray bir anlamda Karagümrük duvarına saldırıyor. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Pirlo üçlü stopere dönüp defansı beşlediğinde Okan Buruk buna benzer eşleşmeyle yanıt verdi ve böylece Galatasaraylı neredeyse tüm oyuncular fotoğrafta da görüldüğü gibi merkeze yığıldı. Bir anlamda Galatasaraylılar öne geçmek için merkezde dikilen Karagümrük duvarına saldırdılar ve bu duvarı kanatlardan değil, merkezden delmeye çalıştılar.

Oysa burada yapılması gereken Karagümrük duvarını etkisiz duruma getirmek için çizgiye inmekti. 

Sonuç

Galatasaray Gomis'in "oynamak istemiyorum" çıkışı nedeniyle kimyasal olarak sarsılarak çıktığı bir maçta Karagümrük'le 3-3 berabere kaldı. Takım kimyasındaki bu bozulmayı özellikle yenilen gollerdeki talihsizlikler zincirinde çok net biçimde gördük. (Örneğin Karagümrük'ün üçüncü golünde topun Boey'nin kafasından kale direğine yönelmesi, buradan da Borini'nin önüne düşmesi.)

Galatasaray adına başka bir talihsizlik de maç boyunca hep gol aramak zorunda kalmasıydı. Galatasaray önce iki farkı yakalamak için, 1-1'den sonra yeniden öne geçmek için, 3-1'in ardından da yenilmemek, mümkünse de yenmek için sürekli hücum yapan takım oldu.

Bu halet-i ruhiye içinde Galatasaray'ın 3-1'den geriye dönmüş olması başarı olarak kabul edilebilir. Bardağın boş tarafına bakınca görülenler ise onca fırsata rağmen kaçan bir galibiyet ile takım kimyasının bozulmasına yol açan tatsız gelişme.

Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

İlgili İçerikler