Küçük adanın sevimli şarabı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Küçük adanın sevimli şarabı

Geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi’ndeki Avşa adasının Adakarası üzümleri için düzenlediği bağbozumu festivalindeydim. İşte izlenimlerim…

Küçük adanın sevimli şarabı
Bağbozumu festivali, 115 dönüme kadar inen Adakarası bağlarına bir “hayat öpücüğü” vermek için düzenleniyor

Cihangir'deki tozlu bakkaldan bir şişe "aile boyu" kola fiyatına aldığım Tekel şarabı beklemediğim kadar güzel çıkınca, birkaç gün sonra ziyaretine gittiğim üreticisine heyecanla sordum:

"Kadir Bey, şarap çok yumuşak ve meyvemsiydi, neredeyse lıkır lıkır içtik. Hem de en ucuz şaraplarınızdan biriydi. Bunun sırrı ne Allahaşkına?"

Tekel'in Hoşbağ şarabının da üretildiği Tekirdağ Şarap ve İçki Fabrikası'nın kurt müdürü Kadir Albayrak gülümsedi ve "Evet…" dedi. "Gerçekten de bu seneki Hoşbağ son yılların en iyilerinden biri oldu. Normalde bu şarabı Gamay üzümünden yaparız ama bu yıl Avşa adasının üzümleri çok güzeldi, mavnalarla getirtip yüzde 40 oranında Adakarası üzümü de kullandık. Adakarası eklenmesi şarabı yumuşattı, canlı bir meyvemsilik aşıladı…"

Yenikapı'dan kalkan deniz otobüsü palamarlarını Avşa iskelesine atarken, o sohbetimizi hatırladım. Aradan neredeyse 30 yıl geçtikten sonra işte o adada, Avşa'daydım. Yılların unutulmaya terk edilmiş bu üzümü için bir bağbozumu festivali düzenlenmişti ve davetliler arasındaydım.

Avşa'nın endemik üzümü Adakarası, meyvemsi ve zarif kırmızı şaraplar veriyor

Turizme yenilen bağlar

İstanbul'dan gelen bir grup gazeteciyle birlikte adanın merkezinde hafif bir yemek yedikten sonra bağlara doğru gittik ve granit kayalardan oluştuğu için çorak kalmış tepelerin ortasında deyim yerindeyse "bir avuçluk" bir bağla karşılaştık. Adanın tek modern şarap üreticisi Büyülübağ'ın kurucusu Alp Törüner festivalin arkasındaki isimlerdendi ve yüzünde buruk bir gülümseme vardı. Bağların azlığıyla üzüntü duyduğu ama gördüğü ilgiyle de mutlu olduğu gözlerinden okunuyordu. "Bu yıl bu festivali ikinci kez düzenliyoruz. Amacımız adada gerileyen bağcılığı canlandırmak, bağlara ve bu üzümün güzel şaraplarına dikkat çekmek ve Avşa'nın turizmine katkıda bulunmak" dedi.

Adadaki diğer iki şarap üreticisi, Bortaçina ile Sezer firmaları geçen yıl çıkan ve işletmelere trilyonluk yükler getiren teminat zorunluluğundan sonra faaliyetlerini durdurmuş, Büyülübağ tek kalmıştı. Yeni üretim yapmayan ve eldeki stoklarını eritmeye çalışan Sezer Şarapları'nın sahibesi Gamze Sezer de sohbete katıldı ve "Bu yıl tüm adada sadece iki kamyon Adakarası üzümü hasat edildi. Bağcılık turizme yeniliyor, bağ arazileri imara açılıyor ve yeni kuşaklar da yıl boyu zahmetli uğraşılar gerektiren bağcılık yerine kolay buldukları pansiyonculuğu, lokantacılığı tercih ediyor. Bakın şu bulunduğumuz bağın yanındaki düz arazi bile imara açıldı, bu bağ dahi birkaç yıla kalmadan sökülebilir" diye yakındı.

Bağbozumunda "goble" denilen ve asmanın yabani tarzda yetiştiği geleneksel bağdan biz de üzüm kestik, arada bir ağzımıza atarak damağımızı da bayram ettirdik. İlk kez asmasından tattığım Adakarası hakikaten de girdiği şaraba enerji ve meyvemsilik aşılayabilecek, Pinot Noir, Gamay gibi üzümlerle akraba gözüken nefis bir üzümdü.

Coğrafi işaretli Adakarası üzümü için düzenlenen festival, iskele meydanındaki sembolik üzüm ezme töreniyle başladı

Tanklar arasında ziyafet

2000'lerin başında adanın ilk modern tesisini kuran, Fransız danışmanların katkısıyla adaya Cabernet Sauvignon, Merlot, Şiraz ve Chardonnay gibi üzümleri dikip uluslararası madalyaları ardı ardına kazanan Alp Törüner, Marmara denizine ve komşu adalara hâkim şaraphanesinde şık bir akşam daveti düzenlemişti. Günbatımını Büyülübağ'ın terasında, klasik müzik dinletisi eşliğinde izledik ve Törüner'den ada gerçeklerini öğrendik. Alp Bey, "Ben hiç Adakarası bağı dikmedim. Zira adada zaten bağcılar var, üzümü onlardan alarak onları destekledim, bağcılık canlı kalsın istedim. Ama diğer iki şarap üreticisi de hacimlerini küçültünce Adakarası bağları gittikçe azaldı. 1990'larda Tekel varken ada bağlarından bin ton üzüm alınıyordu. 2005'te rekolte 250 tondu, iki yıldır ise 40 ton… Tam anlamıyla ‘bıçak sırtında' olan bu üzüme bir hayat öpücüğü vermek için coğrafi işaretini aldık ve festivali düzenledik" dedi.

Adanın tek modern şaraphanesi Büyülübağ'ın kurucusu Alp Törüner, rekoltenin bin tondan 40 tonlara kadar düşmesine isyan ediyor

Törüner'in şarabı tersine pompalayarak hırpalamayan Türkiye'nin ilk yerçekimine uygun akışlı tesisini gezdik, dört kata yayılan tesisin kapasitesinin ancak bir bölümünün kullanılabildiğini gördük. Mahzende bekleyen 45 bin şişelik stokun da aslında piyasadaki durgunluğu gösterdiğini öğrendik.

Şaraphanenin fermantasyon holünde tankların arasına kurulan uzun masalardaki yemek ise çok neşeli geçti, acı gerçekleri unutturdu. Adanın pembe karidesleri ve şu aralar bol çıkan sardalyaları ile şaraplar deyim yerindeyse su gibi aktı. Büyülübağ'ın Sauvignon Blanc'ı diri asiditesiyle hemen herkesin favorisi oldu, hafif serinletilmiş Adakarası da kırmızı şarap olmasına rağmen bol kekikli ızgara sardalya ile iyi uyum sağladı. Törüner'in yemeğin sonunda 20, 15 ve 10 yıldır aralıksız görev yapan çalışanlarına plaketler sunarak onları onore etmesi de, akşama bir başka renk kattı.

Bağbozumu festivali, günbatımında Marmara denizi manzarasına karşı klasik müzik dinletisiyle taçlandı

Avşa'ya yaptığımız bu kısa ziyarette, orta sınıfın yaz aylarında boş yatak bırakmamacasına doldurduğu adanın şarabını hayli ihmal ettiğini gördük. Merkezi yerlerde şarap dükkânları ve hediyelik şişeler boldu ama şaraplar güneş altında duruyordu. Çoğu ucuz sofra şaraplarıydı, boyun seviyeleri düşük kalacak şekilde özensiz doldurulmuştu. Yazlıkçılar da şaraplara eskisi kadar ilgi göstermiyor, bira ya da rakı içiyorlardı. Zaten Avşa'nın 1970'lerde çok moda olan beyaz opal şişeli, ağzı hasır kaplı otantik görünümlü hediyelik şaraplarından da eser kalmamıştı.

Marmara Adalar Belediyesi ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin de desteklediği, Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Alagaş'ın heyecanla koşturduğu, İstanbul'un köklü restoran işletmecilerinden Ebru Koralı'nın da organizasyonuna liderlik ettiği festival, seneye de yapılacak. Ama tek üretici Büyülübağ'a ve son kalan 115 dönüm bağa yaslanan bir etkinlik olarak, yine biraz alçakgönüllü olacak. Adalı adasının bu endemik bitkisine, adaya ve turizmine önemli değer katacak yöresel hazinesine sahip çıkmazsa, sanırım şarapçılığımızda küçük bir renk olarak kalacak.

İlgili İçerikler