Eski bir milletvekiline vize verilmesi için Dışişleri Bakanlığı’nca, Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’ne gönderilen notada kullanılan nezaket ifadeleri, son iki gündür kamuoyunun gündeminde ön sıralara oturdu. İçerde Siverek ve Maraş’taki vahşi saldırıların yüreklerimizde yol açtığı acılar henüz dinmemişken, sınırımızın hemen ötesinde savaş tam tamları çalınmaya devam ederken iktidarın başka eleştirilecek icraatı kalmamış gibi diplomatik yazışma kurallarına harfiyen uygun olarak kaleme alınan bir notanın manşetlere çekilerek, yazılı ve görsel medyada dışişleri bakanlığının haksız olarak eleştirilmesi, yıllardır pompalanan hariciye düşmanlığının yeni ve tipik bir örneğidir.
Diplomatik yazışmaların temel kurallarının başında nezaket gelir. Notanın içeriğinden bağımsız olarak, “Bildirmekten şeref duyar”, “Saygılarını sunar”, “Rica eder”, “Saygılarını yeniler” gibi ifadeler kalıp olarak yüzyıllardır dünyanın her yerinde kullanılır. Bu tür nezaket sözleri hiçbir şekilde yalvarmak anlamına gelmez. Bir vefat bildirimi de sevindirici bir haber de aynı kalıp ifadeler içeren notalar aracılığıyla iletilir. Notanın kimin tarafından ve kime hitaben yazıldığının önemi de yoktur. ABD Dışişleri Bakanlığı, Vaşington’daki Çuraçao Büyükelçiği’ne gönderdiği notada da bu nezaket ifadelerini kullanır. Eminim “Koca ABD, nasıl olur da adı sanı duyulmamış Curaçao’ya bu kadar yalvarır” diye kendi dışişleri bakanlıklarını eleştirmek hiçbir Amerikalının aklından geçmez.
Medyanın görevi halkı yanıltmak değil, eğitmek olmalı
Tabiatıyla sokaktaki insandan diplomasinin bu tür inceliklerini bilmesi beklenmeyebilir. Ama medyanın bir görevi de halkı belirli bir kesime karşı tahrik etmek değil, doğru bilgilerle eğitmektir. Bir haber, hele de manşetten verilecekse, doğruluğu ilgili makamdan, bu örnekte dışişleri bakanlığından, eğer resmi yetkililerle temas kurulamıyorsa, herhangi bir emekli diplomatla görüşülerek teyit edilebilir. Bu tür asılsız haberlere dayanarak yapılan eleştiriler, ciddi bilinen medya organlarının da inandırıcılığını yitirmesine yol açıyor.
Asıl eleştirilmesi gerekenler
Burada haber değeri taşıyan notada dışişlerinin kullandığı dil değil, dışişlerinin resmi notasıyla iletilen diplomatik pasaport hamili eski bir milletvekilinin vize talebinin ret edilmesidir. Dışişlerinin notası aynı zamanda, “Ben bu şahsı tanıyorum, kendisine kefilim” anlamına gelir. Herkes için nota yazılmaz. Nota ile iletilen bir vize talebinin “Türkiye’ye dönmeyebilir” gerekçesiyle geri çevrilmesi en azından diplomatik nezaketsizliktir, kabul edilemez. Bir diğer yanlış da diplomatik pasaport hamili eski milletvekilinin resmi bir yazışmayı sosyal medyada paylaşmasıdır. Atina’da büyükelçilik yaptığım yıllarda bir milletvekiline yazdığım mektubun gazetede yayınlandığını gördüğümde gösterdiğim tepki üzerine Yunan milletvekili özür dilemek zorunda kalmıştı. Allah’tan bizim milletvekili de hatasını anlayarak X’teki paylaşımını hemen geri çekmiş.
Yanlış bilinen doğrular
Halk arasında diplomatik jargonla ilgili olarak yanlış bilinenler sadece yazışmalardaki nezaket ifadeleriyle sınırlı değil. İki ülke arasındaki ilişkilerde ne zaman ufak bir gerginlik olsa “Nota verildi”, “Büyükelçi dışişlerine çağrıldı” haberlerini duyarsınız. Oysa bir büyükelçinin bakanlığa çağrılması mutlaka fırça çekildiği anlamına gelmez. Dışişleri bakanlığı mensupları bir görüşme yapmak için yabancı büyükelçiliklere gitmezler. Bunun yerine herhangi bir konuda görüşme yapmak, bazen de bilgi vermek için büyükelçileri bakanlığa davet ederler.
“Nota vermek” de sanıldığının aksine mutlaka protesto etmek demek değildir. Dışişleri bakanlıkları ile yabancı büyükelçilikler arasındaki günlük işler “nota” adı verilen yazışmalarla yürütülür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan toplumsal dayanışmayı sağlamak iktidar yanlıları ile muhalifleri bir araya getirebilmek amacıyla sık sık iç cepheyi sağlam tutmak çağrısı yapıyor. Bu çağrının pek karşılık bulduğu söylenemez. Ama iş hariciyeyi eleştirmeye gelince, yandaşı muhalifi eline fırsat geçtiğini sandığında, vuruyor abalıya.


