Binbir türlü şaibe, dedikodu ve insan hakları savunucularının protestolarıyla başlayan Katar’daki 2022 FIFA Dünya Futbol Şampiyonası geçtiğimiz Pazar akşamı nefesleri kesen bir final maçıyla son erdi. Eminim Arjantin’in Fransa’yı penaltılarla yenerek şampiyon olmasına Arjantinlilerden sonra, en fazla sevinenlerin başında Türkler geliyor. Televizyonda maçı anlatan spiker, Türkiye şampiyon olsa, ancak bu kadar sevinebilirdi. Sanırım bu sevincin arkasında en az Messi’li Arjantin hayranlığı kadar Fransa’ya ve maçı seyretmek için tribünde yerini alan Cumhurbaşkanı Macron’a duyulan antipati yatıyor.
Türkiye’nin Fransa ile ilişkilerinin 500 yılı aşkın bir geçmişi var. Osmanlı, tarihi boyunca Fransa ile fazla uğraşmamış. Fransa, Rusya veya Avusturya /Macaristan imparatorlukları gibi Osmanlı'nın sık sık savaştığı ülkeler arasında değil. Tanzimat'tan sonra başlatılan Batılılaşma sürecinde Fransız kültürünün etkisi büyük olmuş. Fransızlarla işbirliğiyle kurulan Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi), St.Benoit, St.Joseph, St.Michel bugün hala en fazla itibar edilen, en zor girilebilen öğretim kurumları arasında .
Bizden bir önceki neslin devlet liselerinin müfredatlarında yabancı dil olarak İngilizce değil, Fransızca yer alırmış. Rahmetli babamın lisede öğrendiği Fransızcadan tek aklında kalan, ”aşk amurdur, fer demirdir, er hava; azizim monşer demektir, bonjour ise merhaba” tekerlemesiydi.
De Gaulle’nin tarihi Türkiye ziyareti
Bundan 54 yıl önce, 25-30 Ekim 1968 tarihlerinde devrin Fransa Cumhurbaşkanı General Charles De Gaulle, Ankara’ya tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette De Gaulle için bugüne kadar gördüğüm en görkemli programlardan biri hazırlanmıştı. Ziyaretin hazırlıklarıyla titizliği ile bilinen Paris Büyükelçisi Hasan Esat Işık ile merkezde Katib-i Umumi Zeki Kuneralp bizzat ilgilenmişler. Konuk Cumhurbaşkanı, Esenboğa Havaalanı'nda, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan Süleyman Demirel ve Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil tarafından tam kadro karşılandı.
De Gaulle, general üniformasıyla Sunay'la birlikte üstü açık bir arabaya alınarak Ankara’ya halkı selamlayarak girdi. O tarihte orta okul ikinci sınıftaydım. De Gaulle’ü karşılamak üzere, güzergahtaki yolun iki tarafına, ellerine Fransız bayrakları tutuşturularak dizilen öğrenciler arasında ben de vardım. Ayrıca ziyaret vesilesiyle PTT İdaresi hatıra pulu çıkardı. Türk Ansiklopedisi özel sayı yayınladı. 29 Ekim sabahı De Gaulle şeref konuğu olarak hipodromda düzenlenen Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı.
Türkiye-Fransa İlişkileri nasıl bozuldu?
Gel zaman git zaman, Türk-Fransız ilişkilerindeki bahar havası tersine dönmeye başladı. Türkiye’nin mücadele ettiği ASALA ve PKK gibi kanlı terör örgütlerine kucak açtı. Ermeni Soykırımı iddialarını Parlamento kararıyla tanıyan ilk ülkelerden biri oldu. Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne üyeliğine engel olmak için en güçlü itiraz Fransa’dan geldi. Müzakere sürecindeki 35 fasıldan beş tanesini bloke etti. Türkiye’yi AB’nin dışında tutmak için Akdeniz İçin Birlik, Avrupa Siyasi Topluluğu gibi ne idüğü belli olmayan projeler ortaya attı. Avrupa güvenlik mimarisinde Türkiye’ye yer vermemek amacıyla, NATO’dan bağımsız AB içerisinde bir savunma kimliği yaratılmasına öncülük etti. Suriye’de, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Kafkaslar'da, Afrika’da Türkiye nereye gittiyse karşısında Fransa’yı buldu.
Bağdat işbirliği ve Ortaklık Konferansı
Macron’un son numarası Orta Doğu’da “Bağdat İşbirliği ve Ortaklık Konferansı” adı altında yeni bir süreç başlatmak oldu. Bu konferansın birincisi geçen yıl 28 Ağustos’ta Bağdat’ta düzenlenmişti. İkincisi de hafta içerisinde 20 Aralıkta Ürdün’ün turistik beldesi “Ölü Deniz”de yapıldı. Kral Abdullah’ın ev sahipliğini üstlendiği toplantıya, üç ülke cumhurbaşkanı, iki ülke başbakan, altı ülke dışişleri bakanı düzeyinde iştirak ettiler. Türkiye başlangıcından bu yana Fransa’nın bu girişimine soğuk yaklaşıyor. Geçen seneki toplantıya Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu iştirak etmişti. Bu kere katılım seviyesi büyükelçi düzeyinde tutuldu. Her ne kadar toplantının amacı Irak'ta istikrarın sağlanmasına ve ekonomik gelişimine katkıda bulunmak olarak belirtilmiş olsa da, Irak’a dış güçlerin müdahale etmemesi açısından bir ucu İran, ABD ve Türkiye’ye de dokunuyor. Türkiye ve Fransa bu konferans vesilesiyle bir kez daha karşı karşıya geliyor.
Fransa göz ardı edilecek bir ülke değil
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Macron’un yıldızları bir türlü barışmadı. Ancak, Fransa’nın tarih boyunca entelektüel zenginliği ile düşün hayatına, sanata ve evrensel insan haklarına katkıları yadsınamaz. İngiltere’nin ayrılmasından sonra Almanya ile birlikte AB politikalarının şekillenmesinde başat rol oynayan bir ülke konumunda. Ayrıca Almanya’dan sonra en büyük Türk toplumu Fransa’da yaşayıyor.
Türkiye’nin Fransa ile çatışma yerine bir şekilde işbirliği yapmanın yollarını bulması uzun dönemli çıkarları açısından önem taşımaktadır. Kazan kazan temelinde yeni bir ilişkiler manzumesi geliştirilmelidir.1968 yılında De Gaulle’e yapıldığı gibi, İyi hazırlanmış bir Macron ziyaretinden bu amaçla yararlanılabilir..
| Hasan Göğüş kimdir? Hasan Göğüş, 1953 yılında Gaziantep'te doğdu. 1976'da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. Diplomatik kariyerine 28 Nisan 1977'de başladı. Yurtdışında sırasıyla Yeni Delhi Büyükelçiliği'nde ikinci kâtip, BM Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği'nde başkâtip, Londra Büyükelçiliği'nde müsteşar, AGİT'te Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalıştı. Dışişleri Bakanlığı merkezde; Müşterek Güvenlik İşleri, Savunma Anlaşmaları ve Uygulama dairelerinde ikinci kâtiplik, müsteşar özel kalem müdürlüğü, Bağımsız Devletler Topluluğu Genel Müdürlüğü'nde Orta Asya Daire Başkanlığı, AGİT Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcılığı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü ve Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Merkezdeki son görevi sırasında Türkiye-Hollanda ilişkilerine katkılarından dolayı Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından "Oranje- Nassau" nişanı ile ödüllendirildi. Büyükelçi olarak Türkiye'yi sırasıyla Yeni Delhi, Atina, Viyana ve Lizbon'da temsil etti. 23 Ekim 2018'de Dışişleri Bakanlığı'ndan emekliye ayrılan Hasan Göğüş, Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü Danışma Kurulu ve Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliklerini sürdürüyor, T24'te dış politika konusunda yazılar yazıyor. |


