Sevgili Sırrı Süreyya kardeşim.
Ölüm haberin az önce geldi.
Kahroldum.
Bilgisayarımı açtım,
çok derine giden üzüntümü
hemen yazmaya koyuldum.
Önümüzde daha uzun bir barış
ve demokrasi yolu var.
Ne güzel kol kola birlikte yürüyorduk.
Keşke kol kola, omuz omuza,
senin esprilerinle güle oynaya
devam etseydik yolumuza...
Olmadı.
Ne diyeyim, kader utansın!
Ama emin ol,
senin güzel hatıran
yolumuza ışık tutmaya
devam edecek.
Şunu iyi bil, seni,
senin güler yüzünü,
o muzip hallerini,
mimik ve jestlerini
çok özleyeceğim.
Kürtler ve Türkler
seni çok özleyecek.
Bizi bıraktın
bir başka diyara gittin.
İçim sızlıyor
yüreğim acıyor.
Biraz daha ıssızlaştı etrafım...
Sırrı Süreyya kardeşim.
Çok iyi biliyorum,
geçen uzun yıllar bana da öğretti,
hayatla ölüm iç içe..
Bi varsın bi yoksun hikayesi...
Evet öyle.
Elimizden bir şey gelmez
ölüm karşısında...
Yıllar ilerledikçe ölümün arkasından
yazdığım yazılar çoğalıyor.
Bundan hoşlanmıyorum.
Çünkü, demin dediğim gibi,
her ölümle kendi başınalığımı,
biraz daha yalnızlaştığımı hissediyorum.
Ölüm sözcüğünü Google'ladım.
Jean-Paul Sartre
çıktı karşıma, demiş ki:
Bir insan,
onu tanıyan son kişi
öldüğünde ölür!
Rahat uyu kardeşim.
Anıların hep benimle birlikte olacak.


