Hak, hukuk, adalet ve afet
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Hak, hukuk, adalet ve afet

Belediyeler çeşitli nedenlerle işlemez hale gelir veya getirilirse, afet yönetimi ciddi şekilde zorlaşır, koordinasyon zedelenir ve kayıplar artar. Çünkü, belediyeler genellikle acil durum planlarının yürütülmesi dahil, afet yönetiminin bütün aşamalarında, özellikle kayıpları azaltmada başat bir rol oynar

Hak, hukuk, adalet ve afet

Yerbilimlerinin önemli bir bilim dalı olan jeofizik alanında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 35 yıl akademisyenlik yaptım. Ders programımızda yerkürenin yapısı ve fiziği, matematik, fizik ve istatistik ile ilgili dersler vardı. İstanbul Üniveristesi’nde öğrenciyken bölümümüzün adı Jeofizik Kürsüsü’ydü. Diplomada ünvanımız “jeofizikçi” olarak tescil edilmişti. 1980 ihtilali sonrası YÖK, üniversitelerdeki teknik içerikli tüm bölümlerin adlarına “mühendislik” ekini koydu. Jeofizikçi, jeofizik mühendisi oldu. Tabii jeofizikçi yerine jeofizik mühendisi kulağa daha hoş geliyor. Bilimsel açıdan başka bir farkı yok. Yüksek Lisans yaparsan, o zaman yüksek jeofizik mühendisi oluyorsun. Mühendis veya yüksek mühendis, ama bu ülkede “Profesyonel Mühendislik Yasası” yok! 1990’lı yıllarda yazılan yasa taslağı askıda duruyor.

Mesleki etik gereği, başka bilim dalı konularında fikir beyan etmek haddim değildir. Ama, çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği yıllardan bugüne kadar yaşadığımız birçok olayda ve özellikle ihtilal ve darbelerde; hak, hukuk ve adaletin ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendim. Ülkemizde darbe sözcükleri sıkça manşetlere düşüyor. Son aylarda yine gündemde ve hararetli konuşmalar ve tartışmalar yapılıyor. Bunca yıldır hak, hukuk ve adaletle ilgili sorunlar nedeniyle çok sayıda insanımızın mağdur duruma düştüğünü gördük ve görüyoruz.

Bir jeofizikçi ve sismolog olarak; hak, hukuk ve adalet konularında bu ülkede ve bulunduğum bazı ülkelerdeki yaşamımdan özetleyeceğim kişisel görüşlerim olabilir ama sosyolojik, akademik ve siyasi perpektiften bu açıklamaları uzmanlarından dinlemek veya ilgili kaynaklardan edinmek daha sağlıklı olur.

Öğrenmenin yaşı yok. İnsanların yeni iletişim araçlarıyla görüşme, bilgilenme ve tartışma ortamları çok gelişti. Elimizin altında her an ulaştığımız güvenilir iletişim ve bilişim araçları var. O araçlar aracılığı ile araştırıyorsun ve öğreniyorsun.

"Hak" sözcüğü, genellikle "doğru, adil veya birisine ait olan şey" anlamında kullanılıyor. Felsefi ve hukuki bağlamda hak, bireylerin veya toplumların sahip olduğu temel haklar, özgürlükler ve adil davranışlar gibi kavramları kapsıyor.

Hukuk, toplumda bireyler ve kurumlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, adil ve eşitliğe uygun kurallar bütünü olarak tanımlanıyor. Hukuk, devlet tarafından konulan, yazılı veya yazısız normlar aracılığıyla toplum düzenini, adalet ve güvenliği sağlıyor. Hukuk sayesinde, hak ve sorumluluklar belirleniyor, anlaşmazlıklar çözüme kavuşturuluyor. Özetle; hukuk, toplumun düzenini sağlayan kurallar sistemi olarak tanımlanıyor.

Adalet, insanların haklarına ve yükümlülüklerine uygun, eşit ve dürüstçe davranmayı, hakların korunmasını ve adil bir şekilde bölüşülmesini sağlayan ilkeler ve tutumlardır. Kısaca, herkesin hakkını gözeten ve hakkaniyetle davranan bir değer olarak tanımlanıyor. Daha geniş anlamda adalet; toplumda eşitlik, hukukun üstünlüğü ve tarafsızlık gibi ilkeleri temel alıyor. Adalet, hem bireylerin hem de toplumun genel refahını ve uyumunu sağlıyor.

Hukuk, adalet ve afet

Acaba, ülkemizin doğasının gerçeği deprem başta olmak üzere doğa kaynaklı tehlikelerin, büyük kayıplara neden olan afetlere dönüşmesinin engellenmesi, diğer bir tanımla afet risklerinin azaltılması için devlet, belediyeler, toplum, hak, hukuk ve adalet arasında ne tür bağlar kurulabilir? Bunun hem analizini, hem de sentezini kısaca yapmaya çalıştım.

Dünyamızda yaşanan afetlerde ortaya çıkan sonuçlar; adalet ve hukuk ile kaynağı ne olursa olsun afet risklerinin azaltılması ilişkisinin önemli olduğunu gösteriyor. Bu ilişkiyi şu başlıklar altında özetleyebiliriz:

Eşitlik ve adil dağılım: Hak, hukuk ve adalet, özellikle risk altında olan düşük gelirli ve kırılgan grupların kayıplarının azaltılmasına ve korunmasına yardımcı olur ve doğal kaynakların ve afet sonrası yardımların adil dağıtılmasını sağlar.

Yasal düzenlemeler: Afete hazırlık ve önlem için kurallar ve standartlar belirlenir. Bu eylemler; bina kodları, planlama ve imar düzenlemeleri ve afet risklerine karşı önlemler gibi alanlarda yasal ve hukuki çerçeveyi oluşturur.

Hukuki sorumluluk: Sorumluların sorumluluk alanlarını ve derecelerini belirler. Afetlere neden olan ihmalleri, hataları veya yetersiz yönetimleri denetim altına alarak önleyici eylemlerin uygulanmasını sağlar.

Katılım ve şeffaflık: Hukuk, toplumsal katılımı özendirerek, yerel halkın karar alma süreçlerine katılmasını ve böylece risk azaltma eylemlerine katkısını sağlar.

Anayasamızda risk, deprem ve afet sözcükleri yok

Rahmetli Prof. Dr. Murat Balamir “Deprem ve Anayasa” başlıklı makalesinde(*) şu önemli tespitleri yapıyor ve önerilerde bulunuyor. “Türkiye’nin mevcut anayasasında risk, deprem ve afet sözcükleri bulunmaz. Ülkenin toplumsal yaşamında temel bir etken olan deprem gerçekliğine yeni anayasada yer verilmesi, bu konularda yönlendirici ilkelerin tanımlanıp afet öncesi sakınım etkinliklerinin sorumlu ve yetkili birimlerinin kurulması gerekir. Ayrıca imar sisteminde koruyucu önlemler alınması, her düzeyde sakınım kararlarının toplumsal katılım yöntemleriyle alınması, yerleşmelere ilişkin sakınım planları ile acil durum planlarının yapılması, sakınım çalışmaları için düzenli bütçeler oluşturulması, yetki ve katkıların kademeli eşiklere sahip bir sistemde dağıtılması gibi konularda yol açıcı bir içerik geliştirilebilir. Sakınım yaklaşımı kadar, küresel koşulları göz önünde tutan, toplumsal güvenlik, doğa koruma, afetler, küresel ısınma konularında doğru yaklaşıma sahip bir 21. Yüzyıl Anayasası Türkiye’de de hazırlanabilecek midir?”

Devletlerin doğa kaynaklı afetlerden doğan insan hakları yükümlülükleri, ağırlıklı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını koruyan 2. maddesi ve mülkiyet hakkını koruyan 1. ek protokolün 1. maddesi bağlamında(**) ele alınıyor.

Anayasamızın 57’nci maddesi Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler diyor. Anayasamızın 36 (1)’inci maddesi ise “Herkes temel insani gereksinimlerini karşılayabilecek, insan haysiyetine yakışır biçimde konut ve barınma hakkına sahiptir” kuralını koyuyor. Anayasamızın devlete verdiği bu görevlerin yerelde uygulamasını kim yapacak? Tabii ki, bu görevleri, devletin hazırladığı yasal ve hukuki metinler çerçevesinde belediyeler yapacak. Devletin belediyeler için belirlediği yetkiler, olanaklar ve bütçeler ile belediyeler olası doğa kaynaklı tehlikeleri ve kayıpları belirleyip kayıpları azaltma strateji ve eylem planları hazırlayacak ve uygulayacak.

Belediyelerin afet kayıplarını (riskleri) azaltmada önemi

1970'den bu yana Birleşmiş Milletler (BM), Afet Risklerini Azaltma Ofisi(***) Türkiye'nin de katıldığı afet risklerini azaltmak ve dirençli şehirler oluşturmak için belirlenen strateji ve eylem programlarında ve yayınladığı raporlarda belediyelere daha fazla destek ve ağırlık verilmesinin olmazsa olmaz olduğunu defalarca açıklamıştır. Afet risklerini azaltma şehirlerden başlar ülkeye yayılır.

Belediyelerin afet kayıplarını azaltmada neden kritik bir rol oynadığını şu başlıklar altında açıklayabiliriz:

Yerel bilgi ve bağlam bilgisi: Bölgesindeki riskleri, altyapı durumunu ve toplumsal dinamikleri en iyi bilen belediyelerdir. Belediyeler önleyici ve hazırlık çalışmalarını bu bağlamda yapar.

Planlama ve düzenleme: İmar ve kent planları, bina standartları, riskli alanların belirlenmesi ve yapı denetimi ile güvenli yapılaşmayı sağlar.

Farkındalık ve eğitim: Toplumu bilinçlendirme, afete hazırlık ve farkındalık ve ilk yardım eğitimleri gibi etkinlikler düzenler.

Acil durum yönetimi: Afet anında hızlı müdahale, tahliye ve destek hizmetlerini koordine eder.

Kaynak ve altyapı yatırımları: Su, ulaşım, iletişim ve sağlık gibi temel altyapıyı güçlendirilerek kayıpları en aza indirir.

Toplumsal katılım: Toplumun, yerel karar alma süreçlerine katılımını sağlar, böylece risklere karşı daha etkin ve sürdürülebilir çözümler üretir.

Kısaca, belediyeler, toplumun afetlere karşı dayanıklılığını artırmak ve kayıpları azaltmak için en öncü ve etkili aktörlerdir.

Belediyelerin güçlendirilmesi, sürdürülebilir afet yönetimi açısından çok kritik bir öneme sahiptir. Belediyeler, bölgesel riskleri ve ihtiyaçları en iyi bilen kurumlardır. Yereldeki güçlü altyapı ve kapasite, zaman kaybını önler. Güçlü belediyelerde, afet kayıplarını azaltma ve afet sonrası iyileşme daha sürdürülebilir olmaktadır. İklim değişikliği, kentlerde hızlı nüfus ve yapı yoğunluğu artışı ve diğer etkenler kayıpları artıracağından dolayı, belediyelerin kapasiteleri ve kaynakları da bu değişime uygun duruma getirilmelidir. Sürdürülebilir afet yönetimi, hukuki, kurumsal ve toplumsal yapının bütünleşmesini gerekir ve bu bütünleşmenin sağlanması yerel düzeyde başlar.

Özetle, belediyelerin güçlendirilmesi, afetlerin etkisini azaltma, hızlı müdahale etme ve toplumun dirençliliğini artırma açısından vazgeçilmezdir.

Bugünlerde bazı belediyelerde yaşanan hukuki sorunlar ve adaletin tecelli etmesi ile ilgili sorunlar manşetlerden düşmüyor. Eğer belediyeler çeşitli nedenlerle işlemez hale gelir veya getirilirse, afet yönetimi ciddi şekilde zorlaşır, koordinasyon zedelenir ve kayıplar artar. Çünkü, belediyeler genellikle acil durum planlarının yürütülmesi dahil, afet yönetiminin bütün aşamalarında, özellikle kayıpları azaltmada başat bir rol oynar.

Afet sonrası hizmetlerin organizasyonu, yardım ve kurtarma çalışmaları yerelin kaynakları ve altyapısı üzerinden yürütülür. Bu olanaklar kısıtlıysa veya yoksa, müdahale gecikir ve yetersiz kalır. Belediyeler, bölgesel riskleri ve ihtiyaçları en iyi bilen kurumlardır. Çalışamaz duruma gelir veya getirilirse, sorunlara hızlı ve yerel çözümler üretemez. Belediyelerin işlevleri zayıflarsa ve görevleri ve yetkileri ortadan kalkarsa, afetlerle mücadele ve iyileştirme süreçleri yasal boşluklara düşer ve aksar. Böylesine olumsuz bir süreç, karşılaşılacak bir büyük depremde yıkımı ve can kaybını artırır.

Türkiye nüfusunun yüzde 75’nin şehir merkezleri ve çeperlerinde yaşadığı düşünülürse, birinci ve ikinci derece deprem tehlikeli alanlarındaki şehirlerimizde belediyelerin afet kayıplarını azaltma uygulamalarında yetkinliğinin, mali ve idari gücünün artması ülke yararına olacaktır.


Kaynaklar:

(*) Balamir, M., 2012. Deprem ve Anayasa, 2 Ocak 2012, https://mimdap.org/yazi-yorum/deprem-ve-anayasa/

(**) Mahanoğlu, U. C., 2023. Devletin Doğal Afetlere İlişkin İnsan Hakları Yükümlülükleri.https://blog.insanhaklariokulu.org/devletin-dogal-afetlere-iliskin-insan-haklari-yukumlulukleri/#_ftn4

(***) Gencer, Ebru A., 2017. Local government powers for disaster risk reduction: A study on local-level authority and capacity for resilience, 100 sayfa. https://www.preventionweb.net/publication/local-government-powers-disaster-risk-reduction-study-local-level-authority-and

İlgili İçerikler