I.
Yazdığımız masalın. Çıkmaz sokak yolcularıyız.
İnsan, insan olduğunu bileli
Hayvanları aşağılayıp kendini yüceltti.
Tanrı dedi,
Kendisine benzetti.
Darwin, “Yeryüzünün şanı şerefiyiz”, dedi,
Haddini bilemedi, halt etti.
II.
Afrika’dan koyulduğumuz yolda
Tahtımızdan kükredik,
Hayvanlardan farklıyım,
İki ayak üstünde yürür alet yaparım!” dedik,
Filleri köleleştirdik, develeri güreştirdik,
Kucağımızda pedikürlü süs köpeği
Elimizde bahs-i müşterek bileti
Altılı ganyanda atları kırbaçladık..
III.
Hakaret ettik mi
Tek kelime yeterli.
“Hayvan!”
Yükümüzü çeken,
eşşoğlu eşek.
Sadık dostumuz,
it, köpek .
İhanet eden,
Yılan.
Kabalık yapan,
Ayı.
Aşağıladığımız,
baykuş bakışlı
keçi inatlı
karga burunlu
kuş beyinli.
Şairimiz de kervana katılmış,
“Akrep gibisin kardeşim.”
IV.
Astsız, üstsüz
Rütbesiz, apoletsiz
Canlılar âleminde
Kendini taçlandıran,
Hayvanlığının inkârında hayvan,
Tahtına yapışmış şımarık insan.
Elinde sazı,
“Ben kimim?” saplantısında.
V.
Sana düşman
Ona düşman
İçimdeki ben bana düşman,
Kötülüğümüzü yılandan,
Elmadan, kadından bildik.
Biz Âdem evlatları,
İnsanı tanıyalım derken,
Sözümüze kandık,
Suretimize müzeler yaptık,
Kendimize şımarttık.
VI.
Çoğu bizden yaşlı
Dünyalı 3,4 milyon tür.
Tanımak istiyorsak insanı
İnsandan uzaklaşmalı.
Kedi, köpek, sıçan, papağan,
Gezegenimizde tek atamız,
Yolculuğumuza ortak DNA’mız.


