Belediyelerde neler değişmeli?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Belediyelerde neler değişmeli?

Yerel yönetim organlarının dizaynında ve seçim sistemlerinde ciddi bir reform ihtiyacı va

Yerel seçimlere yaklaşık 3 ay kala yerel yönetimlere ilişkin mevzuatı değiştirmenin güçlüğünün farkındayım.

Yine de yeri gelmişken ve hazır yerel seçim sathı mahalline girilmişken, nelerin değişmesi gerektiğine kamuoyunun dikkatini çekmek önemli.

Yerel yönetimlerin yani belediyelerin, il özel idarelerinin ve köy idarelerinin yapısında, organlarının seçim sistemi ve yetkilerinin dizaynında 1960'lardan bu yana yani yaklaşık 60 yıldır önemli bir reform yapılmadı.

Gerek Özal döneminde 80'li yıllarda, gerekse yaklaşık 10 yıl önce bu iktidar döneminde belediyelerin görevlerinde veya görev ve yetki alanları sınırlarının değiştirilmesinde bazı önemli yenilikler yapıldı.

Örneğin 80'lerde Özal döneminde imar yetkileri dahil olmak üzere belediyelere çok önemli yetki transferi yapıldı.

10 yıl kadar önce büyükşehir belediyelerinin sayısı artırıldı ve büyükşehir belediye sınırları il sınırlarına çekilerek genişletildi. Ayrıca buralarda il özel idareleri ve köy tüzel kişilikleri kaldırıldı. Köyler mahallelere dönüştürüldü.

Yerel yönetimlerde dizayn sorunu

Ne var ki yerel yönetim organlarında ve seçim sisteminde ciddi bir değişikliğe gidilmedi.

Belediye organları, meclis, encümen ve belediye başkanı olarak üçlü bir yapı.

Meclis üyeleri tek turda ve nisbi seçim sistemine göre seçiliyor. Yani partilerin aldıkları oy oranına orantılı biçimde.

Ancak büyükşehirlerde meclis üyeleri aslında doğrudan seçimle gelmiyor.

Buna aşağıda değineceğim.

Encümen üyeleri de doğrudan seçimle gelmiyor.

Bir kısmı meclis üyesi olarak seçilmekle birlikte, encümen olarak seçilmiyor.

Diğer kısmı belediye bürokratlarından oluştuğundan zaten hiç seçimle gelmiyor.

Buna da aşağıda değineceğim.

Belediye başkanı ise (büyükşehir başkanı dahil) doğrudan seçimle geliyor.

Ama tek turda ve çoğunluk sistemine göre.

Birbirine yakın oy alan 3-4 aday varsa yüzde yirmilerle bile seçim kazanılabiliyor.

Örnekleri de var.

Bu dizaynda da ciddi sorun var.

İl özel idarelerinin ise bazı illerde korunup bazılarında kaldırılmasının rasyonel haklı nedeni yok.

Ayrıca merkezi idarenin temsilcisi valinin yerel yönetim birimi olan bunların yürütme organı olması da son derece tutarsız ve yanlış.

Nasıl bir reform yapılmalı?

O halde yerel yönetim organlarının dizaynında ve seçim sistemlerinde ciddi bir reform ihtiyacı var.

Peki neler yapılmalı? Neler değişmeli?

Kanaatimce tüm iller "büyükşehir" olmalı.

Yani adına "büyükşehir belediyesi" denilmesine gerek yok.

Zaten çok zor telaffuz ediliyor.

Her ilde bir "il belediyesi" olmalı.

Sınırları il sınırları olacak şekilde.

Şimdiki büyükşehir belediyeleri gibi.

Ayrıca her ilçede de belediye.

İlin merkez ilçe belediyeleri dahil.

Böylece il özel idareleri tüm ülkede tamamen kaldırılmalı.

Zaten genelde önemli bir fonksiyon icra ettikleri söylenemez.

Buna karşın köy tüzel kişiliklerinin her yerde korunması bence daha uygun.

Köylerin (köyde yaşayan herkesin doğal üyesi olduğu köy meclisi kanalıyla) doğrudan demokrasinin tek örneği olması ve en küçük yerel yönetim birimi olarak tarihsel bir geleneği de temsil etmesi bence korunması gereken özellikler.

İl meclis üyeleri doğrudan seçilmeli

İl belediyelerinde meclis üyelerini de halk doğrudan seçmeli.

Hatta ilçe belediyeleri ile karışmaması için, adına "il genel meclisi" denebilir.

Ya da sadece "il meclisi".

Zaten il özel idareleri kalkacağı için sorun olmaz.

İl meclisi seçimi, tüm il tek bir seçim çevresi olacak şekilde ve nisbi temsil sistemine göre olmalı.

Mevcut sistemde büyükşehir belediye meclisi için ayrıca seçim yapılmaması ve üyelerinin ilçe belediye meclislerinden otomatik gelmesi, il merkezlerinde daha az, ilçe ve kırsalda daha çok oy alan şimdiki iktidara ekstra avantaj sağlıyor.

Örneğin Ankara'da Çankaya ve Yenimahalle'de muhalefetin aldığı çok fazla artı oy, mevcutta büyükşehir belediye meclisi için boşa gidiyor.

Ankara ve İstanbul gibi büyük illerde başkan ile meclisin farklı siyasi eğilimden olup, meclisin fiilen başkanı bloke edebilmesi gibi olumsuz sonuçlar doğuruyor.

Belediye başkan seçimi iki turlu olmalı

İl belediye başkanı (şimdiki büyükşehir belediye başkanı yerine) ve ilçe belediye başkanları iki turlu yapılmalı.

İlk turda en çok oy alan iki aday ikinci turda yarışmalı.

Böylece başkan, halkın en az yarıdan fazlasının oyu ile gelmeli. Böylece siyasi meşruiyeti çok daha fazla olur.

Belediye encümeni kaldırılmalı

Belediye encümen üyelerinin yarısı meclis üyeleri arasından geliyor. Yarısı ise belediyede çalışan bürokratlar arasından başkan tarafından atanıyor.

Belediye cezalarına karar verme dahil, çok önemli yetkiler kullanıyor.

Ne var ki yapısı aslında Anayasa'ya aykırı.

Çünkü Anayasa yerel yönetim karar organlarının seçimle gelmesini zorunlu görüyor (m.127).

Gerçi Anayasa mahkemesi eski bir kararında encümeni asli karar organı görmediği için yapısını Anayasaya aykırı görmedi.

Ancak karar organı olduğu da yapısının Anayasa'ya aykırılığı da çok açık.

O yüzden kaldırılıp, yetkilerinin belediye başkanına aktarılması hukuken gerekli görünüyor.

Bölge bazında yerel yönetim birimleri kurulmalı

Şu anda bölge bazında, yani birkaç ili içine alan yerel yönetim birimi kurulması anayasal olarak mümkün değil. Anayasa m.127 buna engel.

Bunun için Anayasa değişikliği gerekli.

Ama bence ulusal çapta yürütülmesi gereken "milli" kamu hizmetleri dışında kalan ve yerel bazda sunulması daha etkin, verimli ve meşru olacak çoğu kamu hizmetinin birkaç ili içine alan bölge ölçeğinde oluşturulacak mahalli idarelerde yürütülmesi hem daha demokratik ve meşru olacaktır; hem de daha etkin ve verimli sonuçlar verecektir.

Kanaatimce bu yönde bir reform, ülkenin bölünmesini teşvik etme ve hızlandırma yerine, tam aksine, belli bölgelerde yaşayan ve kendilerini merkezi idarenin yeterince önemsemediğini ya da "ikinci sınıf" gördüğünü düşünen geniş halk kesimlerinin yönetime ve dolayısıyla devlete aidiyetini daha da pekiştirecektir. Çünkü halk, bölgesel düzeydeki bu yerel yönetimin sunduğu hizmetlerle kendisini yönetimin bizzat parçası görecek ve böylece merkezi idareden "ayrılma isteğinin" pek de rasyonel bir temeli kalmayacaktır.

Kaldı ki ulusal savunma, adalet, iç güvenlik, adli kolluk, temel eğitim gibi kamu hizmetlerinin milli yani ulusal düzeyde yürütülmesi devam edeceğinden, böyle bir reforma karşı bir "bölünme paranoyası" ile karşı çıkılmasının mantığı da bulunmayacaktır.

Üniter yapımızı ve idari sistemimizi örnek aldığımız Fransa'da Cumhurbaşkanı Macron'un daha birkaç ay önce açıkladığı yeni yerel yönetim planında bunları savunduğunu da hatırlatayım.

Üstelik Fransa'da bölge bazında yerel yönetimler zaten çok uzun süredir mevcut.

Sonuçta, son önerim dışındaki tüm öneriler için kanun değişikliği yeterli.

Anayasa değişikliği gerekmiyor.

Mevcut iktidar için bu sistem genelde daha avantajlı olduğu için, iktidar değişimi olmadan bu reformun yapılması pek olası görünmüyor.

Ama eninde sonunda bu önerilerin hayata geçirileceği bir yerel yönetim reformu bu ülke için çok gerekli.

Ali D. Ulusoy kimdir?

Halen Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim üyesi olan Prof. Dr. Ali D. Ulusoy, 1968 yılı Mersin Mut doğumludur.

Öğretim üyeliği yanında EPDK Hukuk Dairesi Başkanlığı, BDDK Hukuk Danışmanlığı, Başbakanlık Bilgi Edinme Kurulu Üyeliği, TOBB-ETÜ Hukuk Fakültesi kurucu dekanlığı ve İzmir Yaşar Üniversitesi rektör yardımcılığı gibi idari görevlerde bulunmuştur.

ABD Los Angeles California Üniversitesinde (UCLA) iki yıl (2006-2007; 2017-2018) misafir öğretim üyesi olarak kalmıştır. 2011-2014 arası üç yıl Danıştay Üyeliği yapmış ve kendi isteğiyle ayrılıp üniversiteye dönmüştür.

Uzmanlık alanları: İdare hukuku, İdari yargı, Ekonomik kamu hukuku, İdari yaptırımlar, İnsan hakları, Devlet-din ilişkileri.

Lisans: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Yüksek Lisans: Fransa Bordeaux Üniversitesi. Doktora: Fransa Bordeaux Üniversitesi. Doçentlik:2002, Profesörlük: 2008.

İlgili İçerikler