Haberler
28 Aralık 2025 08:09
Güncelleme: 28 Aralık 2025 11:44
T24 Video
Sosyal medya fenomeni ve işletmeci Sercan Yaşar, etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye edildiği iddialarını sosyal medyada yaptığı sözlü açıklamayla yalanladı. Yaşar, açıklamasında uyuşturucu soruşturmasına yönelik, “Hayatımda adını dahi duymadığım insanların soruşturmasına benim adımı dâhil ettiniz. Mehmet Akif Ersoy benim için İstiklal Marşı’nın yazarıydı; bu soruşturmayı geçene kadar. Hakkımda yapılan ihbarın yeterli delil taşımadığı gerekçesiyle tutukluluk hâlim son buldu. Ne itirafçıyım ne de etkin pişmanlıktan yararlandım” ifadelerini kullandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasında “uyuşturucu bulundurma ve satma” suçlamasıyla tutuklanan sosyal medya fenomeni ve işletmeci Sercan Yaşar’ın tahliye edilmesinin ardından, etkin pişmanlıktan yararlandığı iddia edilmişti.
Yaşar’ın avukatı aracılığıyla yapılan yazılı açıklamada, müvekkilinin etkin pişmanlıktan faydalanmadığı belirtilirken, etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için kişinin atılı suçu işlediğini kabul etmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada ayrıca, yapılan incelemeler sonucunda Yaşar’a isnat edilen suçun işlendiğine ilişkin şüphenin son derece zayıfladığı ifade edildi.
Ardından Yaşar, paylaştığı videoyla iddiaları bir kez daha reddetti. Yaşar, uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklanan eski Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’u tanımadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Hayatımda adını dahi duymadığım insanların soruşturmasına benim adımı dâhil ettiniz. Mehmet Akif Ersoy benim için İstiklal Marşı’nın yazarıydı; bu soruşturmayı geçene kadar. Hayatımda ismini duymadım. Çoluklu çocuklu arkadaşlarımı kaktınız, beni işlerine dâhil etmeye çalıştınız. Ben kendimden eminim; 18-19 yaşından beri bu piyasanın içinde büyüdüm. Benim çocukluğumu biliyorlar. Gizleyecek hiçbir şeyim yok. Kendimden eminim.”
Kendisine atfedilen suçlamalara ilişkin kimsenin elinde herhangi bir kanıt bulunmamasına tepki gösteren Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hakkımda binlerce şey yazılmış. Bir kişi de mi dönüp demedi: ‘Ben ne konuşuyorum, ne yazıyorum? Hanginizin elinde bir belge var, hanginizin elinde bir kanıt var?’ Bakın, ben bugün kanıt söyledim; kanıtla geldim. Hakkımda yapılan ihbarın yeterli delil taşımadığı gerekçesiyle tutukluluk hâlim son buldu. Ne itirafçıyım ne de etkin pişmanlıktan yararlandım. Bir avukatı arayıp etkin pişmanlığın ne olduğunu sorsanız bile bunu yazamazdınız. Gerek yok, yapay zekâya da mı sormadınız? Türkiye tarihinde görülmüş en büyük soruşturmalardan biri ve ben okyanusta bir kum tanesiyim. Bu kadar şeyin faturasını bana mı kestiniz?
Peki, sıkıntı değil. Ben ilk günden beri kendimden emindim; tekrar söylüyorum, bugün de eminim. Ama kendinden emin konuşan herkes, bana yaptığının bedelini ödeyecek. Bu bir itibar suikastıdır. Hukuk önünde herkes yazdığının, söylediğinin bedelini ödeyecek. Ben kendimden çok eminim. Umarım siz de eminsinizdir, görürüz. Üzerime attığınız iftiraların en azından bir belgesini, bir kanıtını görürüz.”