T24 Haber Merkezi
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 40. günü sona erdi. Duruşmada, Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın savunmasında, "Serdar Haydanlı'nın 'Ben belediyeyle değil, Külliye ile iş yapıyorum' dediğini duydum. Bu olayı cezaevinde bulunan İBB'den arkadaşlara anlattım. Konu CHP mitinglerinde konuşulunca bu şahıs tekrar gözaltına alındı. Bir ve birden fazla firmayla 2019 sonrası İBB iştiraklerinden ihale alan bu şahıs, Gökhan Köseoğlu ile birlikte Kültür A.Ş. ihalelerine fesat karıştırmıştır. Şahsın Ekrem İmamoğlu ile bize husumet güttüğü nettir" dedi. Savunmasında hiçbir sorguda kendisine isnat edilen suçlar hakkında soru yöneltilmediğini söyleyen Taşkın, sadece 2019 yılı sonrasında satın aldığı mülklerin tapularının sorulduğunu, tutukluluğu boyunca hakkında hiçbir somut delil toplanmadığını, lehine olan hiçbir delilin iddianameye konulmadığını kaydetti.
Kültür A.Ş. tarafından yürütülen işlemlerde hukuken ve usulen herhangi bir aykırılık bulunmadığını söyleyen Taşkın, tanık Selman İnanlar'ın Taşkın'a tahsis edildiğini öne sürdüğü araç hakkında, "Araç tedarik edilmesi, gerek ana ihalenin gerekse alt işletmeci ile yapılan sözleşmelerin gereğidir. Bu hususun usulsüzlük olarak gösterilmesi çarpıtma niteliğindedir ve iftiradır" dedi. Kültür A.Ş.'nin ihale yönetmeliğine uygun şekilde hareket ettiğine dikkat çekerek, "Kâr ettirdim, kârdan zararla suçlandım" ifadelerini kullandı. Tanık Selman Narman'ın kendisinden 13 bin 500 TL para istediğini iddia eden Taşkın, Serdar Haydanlı ve Gökhan Köseoğlu’ndan şikâyetçi olduğunu, duyum üzerine iddiada bulunduklarını belirtti.
77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda başlandı. Duruşmanın son oturumu 18 Mayıs'ta yapılmış, Kapki, dosyası İBB davasıyla birleştirilen tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in kendisine sorduğu sorulara cevaben "Sizinle ilgili hiçbir şey bilmiyorum" demiş, Güney'den helallik istemişti.
Avrupa Yeşiller Partisi heyeti duruşmayı izliyor
Avrupa Yeşiller Partisi'nden üst düzey heyet, duruşmayı izlemek için Silivri'ye geldi. Heyete Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı Vula Tsetsi ile GYP Komite Üyesi Joanna Kaminska başkanlık etti. Heyetin duruşmanın sabah oturumunu takip edeceği belirtildi.
Gazeteci Fatoş Erdoğan'ın aktardığına göre Taşkın'ın savunmasından satır başları şöyle:
"Sorgularda isnat edilen beş eylem hakkında hiçbir soru sorulmadı"
“Sayın Başkan, Vatan Emniyet ve Çağlayan Adliyesi'nde yapılan sorgulamada, iddianamede üzerime isnat edilen beş eylem hakkında hiçbir soru sorulmamıştır. Sadece tanık ve gizli tanık beyanları hakkında soru sorulmuştur. Hiçbir somut delil tarafıma gösterilmemiştir.
2019 yılında göreve getirilmeden hemen önce, Beylikdüzü Belediyesi ile olan tüm yükümlülüklerimiz bitmişti. Daha sonra Beylikdüzü Belediyesi'nde bir daha çalışmadım. Ayrıca hiçbir kamu kurumunda da çalışmadım. Ekrem Bey, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten bir müddet sonra iştirakler koordinatöründen iş teklifi aldım. İki kez iş görüşmesi için mülakata girdim. İştirakler Koordinatörü Ertan Yıldız ile ilk kez o zaman tanıştım.
Görüşmeler sonucunda, 2019 yılı ağustos ayının sonlarına doğru Kültür AŞ Genel Müdürü olarak göreve başladım. Göreve başlamadan hemen önce şirketi eşime devrettim. 14 ay süreyle görev yaptığım Kültür A.Ş. Genel Müdürlüğü görevinden Ekim 2020 tarihinde ayrıldım. Genel müdürlük görevim sırasında eşimden de ayrıldığım için İstanbul'da yaşamak istemedim. Emekli olmamla birlikte 2020 yılı sonunda Erzincan'a, doğduğum topraklara, baba memleketime tarımla uğraşmak için taşındım. Gözaltına alındığım 19 Mart 2025 tarihine kadar Erzincan'da çiftçilik yaparak yaşadım.
"Sadece 2019 yılı sonrasında satın aldığım mülklerin tapuları soruldu"
Sayın Başkanım, 19 Mart 2025 tarihinde Erzincan'da, en yakın yerleşim merkezine 10 kilometre uzaklıktaki evimde otururken haberlerde Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının gözaltına alındığını duydum. Haberle ilgili detayları araştırdığımda gözaltı listesini internette gördüm. Listede benim adım da olunca hemen şehir merkezinde bulunan bana ait kitabevine gittim. Bir müddet sonra polis memurlarının gelmesiyle gözaltına alındım. 19 Mart gecesi İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne getirildim. Polis ekiplerine kitabevinde olduğumu haber vererek bizzat arayıp kendim gittim.
Sadece 2019 yılı sonrasında satın aldığım mülklerin tapuları hakkında soru sorulmuştur. İddia makamı, iddianamede yer alan belgelerde yalnızca satın aldığım mülklerin bilgilerine yer vermiş, sattığım mülklerle ilgili belgeleri ise iddianameye koymamıştır. Oysa ben bu mülkleri, daha önce bahsettiğim oteli ve 2020 yılında 751 bin dolar karşılığında sattığım bir arsa sayesinde edinmiştim. Ayrıca şirketim üzerine kayıtlı dükkânları da şirketin kârlarıyla satın aldım. Satmış olduğum bu iki mülkün belgelerini mahkemenize sunacağım.
23 Mart 2025 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesi tarafından; 'delillerin tamamının toplanmamış olması, mevcut delillerin karartılma ihtimali ve kaçma şüphesi' gerekçe gösterilerek tutuklandım ve cezaevine gönderildim. 25 gün süreyle cezaevinde kaldıktan sonra yakınlarımdan 250 kilometre uzaklıktaki Kandıra Cezaevi'ne sevk edildim.
"Hakkımda hiçbir somut delil toplanmadı, lehime olan hiçbir delil iddianameye konulmadı"
14 ay sonra bugün, gördüğünüz gibi, hakkımda hiçbir somut delilin toplanmamış olduğunu ve lehime olan hiçbir delilin iddianameye konulmadığını vurgulamak isterim. Her ay yapılan tutukluluk incelemelerinde ise soyut ifadelerle 'kaçma şüphesi' gerekçesi tekrar edilmektedir.
Mülkiye müfettişi raporunda 'kârdan zarar edildiği' yönünde değerlendirme yapılmışsa da pandemi döneminin olağanüstü koşulları dikkate alınmamıştır. Sayın Başkan, zarar; yapılan iş ve alınan kararlar sonucunda şirketin gerçek anlamda eksiye düşmesi, yani gelirinin giderinden az olması durumunda söz konusu olur.
"Kültür A.Ş. tarafından yürütülen işlemlerde, hukuken ve usulen herhangi bir aykırılık yok"
Eğer mülkiye müfettişleri Ankara'daki üst geçitleri, Çanakkale Köprüsü'nü, Osman Gazi Köprüsü'nü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü ya da şehir hastanelerini incelemiş olsaydı, gerçek zararın ne olduğunu görürlerdi. Ya da en azından yüzde 98 doluluk garantisi verilen, ancak bu oranlara ulaşılamadığı halde devletin yüklenici firmalara ödeme yaptığı havalimanlarındaki zararları görebilirlerdi. 'Kârdan zarar' iddiasıyla 14 aydır tutuklu bulunan biri olarak, gerçek zararın ne olduğunu çok iyi düşündüğümü belirtmek isterim.
Herkesin katılımına açık ihaleyi Kültür A.Ş. 61 milyon TL'ye kazandı; ihaleyi 1 ay sonra 66 milyon 666 bin TL bir bedelle alt işletmeye vererek dönemin dolar kuruyla yaklaşık 1 milyon dolar kâr elde edildi. Alt ihale yapılması durumunda alt ihaleyi yapan idare ya da şirketin, ana ihaleyi yapan idareye karşı sözleşme ile tüm hak ve yükümlülükleri devam etmektedir. Bu statüde herhangi bir değişiklik olmamaktadır. Sözleşme devrinde ise ana ihaleyi alan idare ya da şirket, ana ihaleyi yapan idarenin onayıyla sözleşme ve sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerini üçüncü kişilere devretmekte ve aradan tamamen çekilmektedir. Kültür A.Ş.'nin alt ihale yapmak suretiyle işi bir firmaya yaptırması ve bu firmanın da işin yürütülmesi sürecinde üçüncü kişilerle anlaşma yapmış olması mevzuat ile sözleşme ve ihale şartnamelerine aykırılık teşkil etmemektedir. Kültür A.Ş. tarafından yürütülen işlemlerde, hukuken ve usulen herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır. Bu gerekçelere artık gülüp geçiyorum.
"Aracın genel müdür olarak şahsıma tahsis edildiği yönündeki beyan doğru değil"
Bir iddiaya da cevap vermek istiyorum. Tanık Selman İnanlar ifadesinde, 34 DMA 998 plakalı aracın genel müdür olarak şahsıma tahsis edildiği yönünde beyanda bulunmuştur. Bu husus doğru değildir. Bahsedilen araç, Kültür A.Ş. ile kurulan medya arasında yapılan sözleşme gereği Kültür A.Ş.'nin kullanımına verilmiştir. Araç, Ekim 2020 sonuna doğru Kültür A.Ş.'ye teslim edilmiş olup Kültür A.Ş. personeli tarafından sözleşmeye istinaden kullanılmıştır. Aracın Kültür AŞ'ye tesliminden yaklaşık 15 gün sonra ben zaten görevimden ayrılmıştım.
"Araç tedarik edilmesi, ana ihalenin ve alt işletmeci ile yapılan sözleşmelerin gereği"
Sayın Başkan, Eylem 61'e konu olan 34 DMA 998 plakalı bu araç, sözleşme eki niteliğindeki teknik şartname gereği alt firma tarafından Kültür A.Ş.'ye verilmesi gereken araçlardan bir tanesidir. Araç tedarik edilmesi, gerek ana ihalenin gerekse alt işletmeci ile yapılan sözleşmelerin gereğidir. Bu hususun usulsüzlük olarak gösterilmesi çarpıtma niteliğindedir ve iftiradır. Ayrıca Eylem 61'e konu olan tüm suç iddialarını reddediyorum, kabul etmiyorum.
Sayın Başkan, Eylem 62'ye ilişkin ilk iddia şudur: 'Büyükşehir Belediyesi'nin yönetim ve tasarrufu altında bulunan 100 adet üst geçit alın yüzeyinin reklam alanı olarak 3 yıl süreyle işletmeye verilmesi işinde yapılan muvazaalı ve usulsüz işlemler nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının 27 milyon TL zarara uğratıldığı ve dolandırıcılık yapıldığı' iddia edilmektedir.
"Bu alanlar işletme hakkı devredilen taşınmazlar değil; ihale yapılıp iş kazanan firmaya verildi"
Sayın Başkan, tekrar vurgulamak istiyorum: Kültür AŞ bir anonim şirkettir ve Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesine göre kurulmuştur. Kültür AŞ, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na tabi değildir. Bu kanuna yalnızca belirli bir durumda tabi olur. Eğer Kültür A.Ş.'ye belediye meclisi tarafından alınmış bir kararla tahsis edilmiş bir taşınmazın kiralanması söz konusuysa Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesi gereğince 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre işlem yapmak zorundadır.
Şimdi soruyorum: Bu üst geçitlerin alın yüzeylerinin reklam alanı olarak işletilmesi işi, İBB Meclis kararıyla mı Kültür A.Ş.'ye verilmiştir? Bunun cevabı hayırdır. Bu alanlar işletme hakkı devredilen taşınmazlar değildir. Bu nedenle Kültür A.Ş., bu alanların işletilmesi işini kamuya ilan etmiş, herkesin katılabileceği açık ve şeffaf bir ihale yapmış ve ihale sonucunda işi kazanan firmaya vermiştir. İhaleye ilişkin herhangi bir itiraz da olmamıştır.
"2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na tabi olmadığı için şirket prosedürlerine göre yürütüldü"
İBB Meclisi tarafından tahsis edilmeyen bu alanlar, idare encümeni tarafından tahsis edildiği için Kültür A.Ş. bu alanların alt işletmecilere verilmesi sürecinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na tabi değildir. Bu nedenle işlemler Kültür A.Ş. şirket prosedürlerine göre yürütülmüştür.
Kültür AŞ Yönetim Kurulu'nun 2012 yılında aldığı yönetmelik doğrultusunda ilgili ticaret birimi, kâr elde edecek şekilde Muhammen bedel belirlemiştir. Bu bedel belirlenirken ana ihale bedeli, benzer işler ve piyasa araştırmaları dikkate alınmıştır.
Ayrıca Sayın Başkan, az önce sunduğum eklerden birinde görüleceği üzere, 2012 yılında yapılan metrobüs reklam alanları ihalesinde, o dönemin Kültür AŞ yönetimi İBB'den aldığı ihale bedelini olduğu gibi muhammen bedel olarak belirlemiş, üzerine bir lira dahi eklememiştir. Muhammen bedelin belirlendiği bu dönemde, Temmuz 2017 sonrası Türkiye'de yapılan benzer işler de incelenmiştir. Yani Kültür A.Ş., aynı nitelikteki bir alanı yaklaşık 24 kat daha yüksek bedelle ihale etmiştir. Sonuç olarak Kültür AŞ, ihale bedelini piyasa koşullarına göre belirledikten sonra, ihale yönetmeliği doğrultusunda firmalardan teklif alarak işi yürütmüştür.
"Kâr ettirdim, kârdan zararla suçlandım"
Kültür A.Ş. ihale yönetmeliğine uygun şekilde, gelir getirici işlerde en az üç firmadan teklif alma şartını yerine getirmiş ve rekabet ortamı sağlamıştır. Davet edilen firmaların tamamı reklam sektöründe faaliyet gösteren yetkin firmalardır. Kâr ettirdim, kârdan zararla suçlandım.
2009 yılında kendi medya ve yapım şirketimi kurdum. 2014'te Beylikdüzü'nde CHP ilçe başkanlığı seçimlerinin ses ve sahne organizasyonlarını yaptım, Ekrem İmamoğlu ile de bu süreçte tanıştım. 2015'te Beylikdüzü Belediyesi'nin açtığı açık kültür ve sanat organizasyonları ihalesini kazandık. 2015-2019 yılları arasında belediyeyle çalıştık; buradan elde edilen gelir şirket cirosunun yüzde 20'sini geçmedi.
"Tanık Selman Narman benden 13 bin 500 TL para istedi"
Şu an 14 aydır Kandıra ve Silivri'de tutulan bir tutsağım.
Tanık Selman Narman benden 13 bin 500 TL para istedi. Ben mesajı görmediğim için cevap veremedim. Ertesi gün bana ‘Hepinizi yakacağım’ diye bir mesaj gönderdi. Ben de bu mesajı Doğan Hamit Doğruer’e gönderdim.
"İtirafçı Serdar Haydanlı ve Gökhan Köseoğlu’ndan şikâyetçiyim; duyum üzerine iddiada bulunuluyor"
İtirafçı Serdar Haydanlı ve Gökhan Köseoğlu’ndan şikâyetçiyim. İhale işlerinden anlamam diyenler duyum üzerine iddiada bulunuyor.
Kültür A.Ş.'nin yüzde 98'i İBB'ye aittir. Şirket kültür, sanat ve organizasyon alanlarında kamusal faaliyet yürütür. Kültür A.Ş. sıradan bir ticari şirket değildir. Sayıştay denetimine tabidir, bazı işçi alımlarında kamu kurumu gibi hareket eder ve Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurallara uymak zorundadır.
Devlet Personel Başkanlığı'nın değerlendirmelerinde Kültür A.Ş.'nin faaliyet alanları kamu hizmeti kapsamında ele alınmıştır. Şirket, Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediyesi mevzuatı çerçevesinde faaliyet gösteren, kamusal yönü ağır basan bir belediye şirketidir.
"Haydanlı'nın 'Ben belediyeyle değil, Külliye ile iş yapıyorum' dediğini duydum"
Serdar Haydanlı, bulunduğum yerin dış kapısının hemen arkasında, yüzünü görmediğim biriyle sigara içiyordu. Kapının aralığından sesini duyabiliyordum. Polis olduğunu konuşmalarından anladığım kişiyle konuşuyordu. Şahsın 'Beni birazdan çıkarırlar. Ali ve Ömer'e de haber gönderdim. Sanırım bir yanlışlık oldu. Ben belediyeyle değil, Külliye ile iş yapıyorum' dediğini duydum.
Benim gözaltı işlemlerim tamamlandıktan sonra bu şahıs serbest bırakıldı; ardından nezarethaneye konuldu. Bu olayı daha sonra cezaevinde bulunan İBB'den arkadaşlara anlattım. Konu CHP mitinglerinde konuşulunca bu şahıs tekrar gözaltına alındı.
"Gökhan Köseoğlu ile birlikte Kültür A.Ş. ihalelerine fesat karıştırdı; İmamoğlu ile bize husumet güttüğü net"
Bir ve birden fazla firmayla 2019 sonrası İBB iştiraklerinden ihale alan bu şahıs, Gökhan Köseoğlu ile birlikte Kültür A.Ş. ihalelerine fesat karıştırmıştır. Şahsın Ekrem İmamoğlu ile bize husumet güttüğü nettir. Ek ifadelerinde de kendi aleyhine beyanları açıkça görülmektedir."
İmamoğlu: 2019 sonrası dönemi suçlu ilan etmek, iftiranamenin kasıtlı ve siyasi yazıldığını ifade ediyor
Verilen aranın ardından duruşmada, Kültür A.Ş.'nin tutuklu eski genel müdürü Taşkın'ın sorgusuna geçildi. Taşkın'a soru sormak için söz alan İmamoğlu, "Birileri kendi adına tapu hesabı veremiyor. Birileri umarım bir gün tapu hesabı verir, verecek" dedi. İmamoğlu, "Sayın Murat Kapki’nin de bahsettiği, daha önce olan ihalelerin burada olmamasıyla kasti bir süreç işletilmektedir. 2019 sonrası dönemi suçlu ilan etmek, iftiranamenin kasıtlı ve siyasi yazıldığını ifade etmektedir" dedi. Taşkın'ın sorgusu tamamlandı.
Mahkeme başkanı, tutukluluk değerlendirmesinde avukatlara söz hakkı verilmeyeceğini söyledi
Mahkeme başkanı, avukatlara tutukluluk değerlendirmesinde söz hakkı vermeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Doğan Hamit Doğruer'in avukatı Serkan Günel, "Bizim burada anlamımız kalmadı. Bize mesleki anlamda çok yetersiz hissettiriyorsunuz" dedi.
Taşkın'ın sorgusu sırasında söz alan Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, mahkeme heyetine yönelik tutukluluk incelemesi için talepte bulundu. Akalın, "Benim saydığım en az 13 kişinin haksız bir cezada yatarı kalmadı. Buradaki herkesin tahliyesi olması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Taşkın'ın avukatı: Ben fiziksel rahatsızlıklar geçirsem dahi ara vermeyeceksiniz
Duruşmada, Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin savunması için söz aldı. Avukat Dizdar, "Sayın Başkan, Ben fiziksel rahatsızlıklar geçirsem dahi ara vermeyeceksiniz. Yani '5 dakika ara verelim, gidelim, 2 saat sonra gelelim' yok. Ben savunmamı bitireceğim" dedi.
Dizdar, MASAK raporuna ilişkin olarak, "Kârda zarar ne demek?' Kârdan zarar olur mu? Kâr yahu, para kazanmışsın. Böyle bir müfettiş raporu veren müfettiş aslında diploması yırtılmalı" dedi. Av. Dizdar, "İddia makamının suçlu olduğunu değil, suçsuz olduğunu da ispat etmesi lazım" dedi.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Serhat Kapki savunmasına başladı
Aranın ardından Taşkın'ın avukatı Dizdar, savunmasına devam ediyor. Dizdar, "Bu dosyanın içinde örgüt bulamayacaksınız" dedi. Müvekkilinin savunmasını tamamlayan Dizdar'ın ardından tutuklu Murat Kapki'nin kardeşi Serhat Kapki savunması için söz aldı.
"Murat Kapki’nin kardeşi olduğum için bu suçlamaya muhatap olduğumu düşünüyorum"
Serhat Kapki, hakkında delil bulunmadığı halde 11 aydır cezaevinde olduğunu söyledi. Kapki, "Murat Kapki’nin kardeşi olduğum için bu suçlamaya muhatap olduğumu düşünüyorum. Hakkımdaki suçlamalar abime baskı yapmak için kurgulandı" dedi. Sadece beyanla tutuklandığını söyleyen Kapki, "Ticari kayıtlarım atılı suçları işlemediğimin ispatıdır" dedi. Savunmasını tamamlayan Kapki, tahliyesini talep etti.
İmamoğlu: Demokrasi muhabirleri, hepinizi çok seviyorum
Mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi. İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken, "Demokrasi muhabirleri, hepinizi çok seviyorum. Asla vazgeçmek yok, ona göre. Asla vazgeçmek yok. Vekillerimiz, size çok görev düşüyor. İyi ki varsınız. Öpüyorum sizi, sağ olun" ifadelerini kullandı.
İBB davasında şu ana kadar neler oldu?Tutuklu sanık sayısı 77'ye düştüİstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, tutuklu sanıklar Emrah Yüksel, İsmet Korkmaz, Mehmet Çağlar Kuru, Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin, Çağlar Türkmen, Adem Soytekin, Seyhan Özcan, Nuri Cem Ceylan, Esma Bayrak, Murat Keleş, Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, Harun Cengiz Beğenmez ve Mehmet Kaya hakkında tahliye kararı verdi. 414 kişinin yargılandığı dosyada önceki tutukluluk incelemesinde 18, son tutukluluk incelemesinde ise 15 kişinin tahliye edilmesiyle tutuklu sanık sayısı 77'ye düştü. Adem Soytekin'in savunması öne alındıMahkeme başkanı, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin'in, savunmasının öne alınmasını kabul etti. Savunma yapacak son kişi olan Soytekin'in savunması, Pehlivan'dan sonraya alınmıştı. Soytekin, savunmasının alınmasının ardından yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi. Soytekin şu ana kadar 8 kez "etkin pişmanlık"tan yararlanmak üzere ifade vermişti. Bir kere tahliye edilen Soytekin, verdiği ifadeler tutarsız bulunduğu için yeniden tutuklanmıştı. Soytekin'in verdiği ifadeyle Pehlivan tutuklanmış; Pehlivan’ın avukat yönlendirmesi yapmasıyla "Soytekin'i 'etkin pişmanlık'tan vazgeçirmeye çalıştığı" iddia edilerek Pehlivan'a "örgüt üyeliği" iddiası yöneltilmişti. "Örgüt üyeliği" iddiası bulunmayan tutukluların telefon sınırlaması kaldırılsın müzekkeresiÖnceki gün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlaması yöneltilmeyen tutuklular yönünden mevcut tedbir uygulamalarını yeniden değerlenirdi. Mahkeme heyetince, aralarında CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, Ekrem İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da bulunduğu toplam 27 kişi hakkında uygulanan "iletişim kısıtlaması"nın kaldırılması için ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı. Müzekkerede, "isimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur" denildi. Böylelikle, bu kapsamdaki 27 tutuklunun telefon görüşmelerinde uygulanan süre sınırlamasında değişikliğe gidilecek. İnan Güney'in dosyası birleştirildi, sanık sayısı 414'e çıktıBeyoğlu Belediyesi'ne yönelik suçlamalara ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı. |
T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı. Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi. İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi. İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı. Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi. Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi. İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ İBB iddianamesinde "örgüt" çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor! İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar... |


