Gündem

“Uyuşturucu baronu Zindaşti’nin bırakılmasında Burhan Kuzu yalnız olmayabilir”

11 Kasım 2020 07:43

'Baronlar Savaşı’ adlı kitabında uyuşturucu baronu Zindaşti olayına da yer veren Gazeteci Timur Soykan, “Zindaşti hakkındaki tüm suçlamalar bir dosyada birleştirilirken Avukat Kudbedin Kaya cinayeti ayrı tutuluyor. Israrla bu suçlama Zindaşti’ye yöneltilmiyor. Bu suçlama yapılsa Zindaşti tahliye edilemezdi. Burhan Kuzu hayatını kaybetmese belki bu konuda daha detaylı bilgiler verecekti. Tüm bunlar Zindaşti’nin bırakılmasında Burhan Kuzu’nun yalnız olmadığı, çok daha büyük bir organizasyonun olduğu şüphesini doğuruyor” dedi.

“Bu ticaretin Türkiye ayağında her yıl beş milyar dolar kalıyor”

Soykan, yeni kitabıyla ilgili Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in sorularını yanıtladı. “Uyuşturucu konusunda Türkiye, Avrupa’nın Meksikası. Afganistan’da üretilen uyuşturucunun Avrupa’ya ulaşmasındaki en önemli durak Türkiye oluyor” diyen Soykan, “Bir yılda tüm AB ülkelerinde yakalanan uyuşturucunun üç katından fazlası Türkiye’de ele geçiriliyor. Avrupa Polis Teşkilatı’na göre; bu ticaretin Türkiye ayağında her yıl beş milyar dolar kalıyor. Çok daha fazla olduğu da iddia ediliyor” diye konuştu.

Soykan, kitabında da yer verdiği Zindaşti olayıyla ilgili de şunları aktardı:

Amerika’nın uyuşturucu ile mücadele birimi DEA’in raporuna göre; bu uyuşturucuda Orhan Ünğan ve Naji Sharifi Zindaşti’nin payı var. Orhan Ünğan, Zindaşti’nin DEA ajanı olduğunu ve bu nedenle isminin bu rapora konulduğunu öne sürüyor. Emniyete gönderilen ihbarlarda ise bu isimlerin yanı sıra uyuşturucuda İran asıllı Çetin Koç, İranlı Esfandiar Rigi’nin de payı olduğu iddia ediliyordu. Zindaşti ve Esfandiar Rigi’nin Türkiye’de onlarca yıldır ‘uyuşturucu baronu’ denildiğinde ilk akla gelen isim olan Urfi Çetinkaya’ya ait eroini taşıdığına yönelik ihbar da var. Zindaşti de uyuşturucu ile ilgisi olmadığını söylüyor.

Orhan Ünğan, Zindaşti’nin tahliyesini sağlayan Burhan Kuzu’nun kendisinin tutuklu kalması için de hakimlere baskı yaptığını iddia etti. Burhan Kuzu’nun yalnız olmadığını, yargıda örgütlenmiş bir çetenin mensubu olduğunu söyledi. Hatta bu çeteyi FETÖ’ye benzetiyordu. Bildiğim kadarıyla ilk kez Orhan Ünğan bir duruşmada ‘İstanbul Grubu’ adını söylüyor. Daha sonra İstanbul Grubu’nun Pelikan yapılanmasının yargı ayağı olduğu gündeme geldi. Üstelik yüksek yargıdaki kulis haberlerinden bu öğrenildi.

“Orhan Ünğan’ın ifadeleri ‘ses sistemi arızalandı’ denilerek kayda geçilmiyor”

Orhan Ünğan, kardeşi İlhan Ünğan öldürüldükten sonra çıktığı ilk duruşmada SEGBİS ile kayıt yapılmasını istiyor ve çok öfkeli konuşuyor. Kendisini hapiste tutanların kardeşinin ölümünden sorumlu olduğunu söylüyor. İddiaya göre; bu duruşmada Bakırköy Adliyesi’ndeki eski Adalet Komisyonu Başkanı’nın avukatlarına söylediklerini aktarıyor. Bakırköy Adliyesi’ni yöneten yargı mensuplarının İstanbul Grubu’nun mensubu olduğunu, kendisinin tutuklu kalması için rüşvet aldıklarını iddia ediyor. Ve isimler sıralıyor. Hatta HSK’daki bazı isimlerin de milyonlarca euro rüşvet aldığını söylüyor. Duruşma savcısına çok ağır sözler söylüyor. Ancak bu duruşma ‘Ses sistemi arızalandı’ denilerek kayda geçilmiyor. Orhan Ünğan bilirkişi raporuyla kaydın silindiğini kanıtladıklarını iddia ediyor ve ses kaydının kendi elinde olduğunu açıklıyor. Bu kayıt gerçekten silindiyse bu iddiaların yok edilmek istendiği sonucu çıkar ve büyük şüphe oluşur. Bu çok büyük bir skandaldır. Mutlaka bunun araştırılması gerekiyor.