Politika

Saadet Partisi'nden 'Neden evet demeyeceğiz' kitapçığı: Anayasalar, zulüm değil, adalet için vardır

"Cumhurbaşkanının feshi yetkisi millet aleyhine ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilir"

31 Mart 2017 12:04

Saadet Partisi Genel Merkez Tanıtma Birimi Başkanlığı, 18 maddelik anayasa değişikliğine ilişkin 16 Nisan referandumunda neden "evet" demeyeceklerini anlatan bir kitapçık hazırladı. "Anayasa Değişikliği Ne Getiriyor Ne Götürüyor?" başlıklı kitapçığın takdim yazısında, çalışmanın anayasa değişikliğinin getirdiklerini anlatmak, milletin neyi oyladığını bilmesini ve kararını "hamasetle değil, düşünerek" vermesini sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtildi. Kitapçıkta, "Özde değişilik yapmak yerine başka unsurlarla uğraşmak, sadece 'insanımızı oyalamak' anlamı taşır. Oysa esas olan, beklentilere cevap vermek ve huzursuzlukların nedenlerini ortadan kaldırarak hizmet etmektir. Özellikle partili Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i feshi gibi bazı düzenlemeler gelecekte hem ülke hem de millet aleyhine ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Anayasalar, mahkemelerin zulüm değil, adalet dağıtması için vardır" dendi.

"Hamasetle değil, düşünerek karar verilmesi gayretindeyiz"

Milli Gazete'de yer alan habere göre, kitapçığın takdim yazısı şöyle:

"16 Nisan 2017 tarihinde ülkemiz ve milletimiz açısından çok önemli bir referanduma gidiyoruz. Ak Parti ve MHP işbirliği ile hazırlanan ve yönetim sistemi değişikliğini içeren anayasa değişikliği teklifi kamuoyunda fazla tartışılma ve değerlendirme fırsatı bulamadan Meclis'e sunuldu. Aynı aceleci yaklaşımla Meclis'ten geçirildi ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile millete arz edildi. Süreç, başından itibaren milletin sıhhatli bir değerlendirme yapmasına imkân vermeden ve aceleyle yürütüldü. Daha da kötüsü özellikle hükümet kanadı referandum süreci kampanyasını toplumda kutuplaşmayı ve kamplaşmayı daha da artıracak bir üslup ve muhtevayla yürütüyor. Bu yanlış üslup  ve yaklaşım maalesef meselenin müzakere edilmesine fırsat vermemekle beraber 15 Temmuz gibi büyük bir badireyi el ve gönül birliği içinde atlatmış 80 milyon vatan evladını da birbirine düşman eden bir duruma sebep oluyor.

"Saadet Partisi olarak bizler, bu süreci başından beri yakinen takip ediyoruz ve bu değişikliğin hep ülkemiz lehine olacak şekilde neticelenmesi gayretinde olduk. Başta anayasa değişikliği teklifi olmak üzere ülke meselelerinin kamplaşmaya ve kutuplaşmaya sebep vermeden, birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde, düşünerek ve müzakere ederek düzeltilebileceğine inanıyoruz. Saadet Partisi bir meseleyi ele alırken, hak ve adalet ölçülerinde, ülkenin tarihi müktesebatına uygun ve ülkesi ve milletinin menfaatini gözeterek ele alır. Referandumda oylanacak olan bu anayasa değişikliği konusunda kararını ve değerlendirmesini de bu ölçüler içinde yapmıştır.

"Bu çalışma, anayasa değişikliğinin neler getirdiği anlatmak, olması gerekenin ne olduğunu hatırlatma, necip milletimizin neyi oyladığını bilmesi ve kararını "hamasetle değil düşünerek" vermesini temin etmek gayesiyle hazırlandı. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak olan referandumun sonucu ne olursa olsun ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyoruz."

"Yeni huzursuluklara yol açacaktır"

Kitapçığın birinci bölümünde, anayasa hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar aktarıldı. "Anayasa Toplum Sözleşmesidir" başlığı altında, Türkiye'de yaşanan birçok problemin özünde 1982 Anayasası'ndan kaynaklı problemli hususların olduğu vurgulandı. "Anayasalar, bir ülkede yaşayan vatandaşların arzusuna uygun olarak tanzim edilmiş bir “toplumsal sözleşme” niteliğinde olmalıdır. Anayasalar ülkede düzeni tanzim eden en önemli belgelerdir. Vatandaşların saadetleri ise her şeyden önce ve en büyük oranda düzene bağlıdır. Dolayısıyla anayasaların amacı topluma ve onun bireylerine saadet getirmektir" dendi.

"Anayasa değişikliği nasıl yapılmalıdır?" başlığı altında da, "Anayasalar bütün toplumu kucaklayan 'bir toplumsal sözleşme' oldukları için anayasanın değiştirilmesinde millet iradesinin temsilcileri olan Siyasi Partilerin hepsinin uzlaşmasının temininin büyük önemi bulunmaktadır. Bu uzlaşma hiç değilse TBMM’de temsilcisi bulunan partiler arasında gerçekleşmelidir. Böyle bir uzlaşmaya dayanmayan, yalnızca bir-iki partinin uygun görmesiyle yapılacak değişikliklerin ülkemize huzur getirmesi ve insanımızın beklentilerine cevap vermesi ve ayrıca uzun ömürlü olması mümkün değildir. Bu şekilde yapılmış bir anayasa ya da anayasa değişiklikleri sadece yeni huzursuzluklara yol açacaktır" değerlendirilmesinde bulunuldu.

"Anayasa değişikliğinde esas 'Özde değişiklik' olmalı"

Kitapçıkta, "Özde değişilik yapmak yerine başka unsurlarla uğraşmak, sadece 'insanımızı oyalamak' anlamı taşır. Oysa esas olan, beklentilere cevap vermek ve huzursuzlukların nedenlerini ortadan kaldırarak hizmet etmektir" dendi.

İkinci bölümde ise yeni hükümet sisteminin esasları ve bu esaslara ilişkin Milli Görüş'ün tek temsilcisi Saadet Partisi'nin görüşlerine yer verildi.

Kitapçıkta, AKP ve MHP tarafından ortaya konan anayasa değişikliğinin aceleyle hazırlandığı, eksikliklerin ve problemli hususların giderilmesi için yeterince müzakere edilemediği, bu nedenle ülke açısından birçok endişe verici hususu içerdiği vurgulandı.

"Fesih yetkisi millet aleyine ciddi olumsuzluklar doğurabilecek nitelikte"

"Saadet Partisi Bugüne Kadar Bu Konuda Ne Dedi?" başlığını taşıyan bölümde, "Saadet Partisi, mevcut anayasanın değiştirilmesi gerektiğini ve değişikliğin ana muhtevasının yukarıda da ifade edildiği üzere 'özde değişiklik' şeklinde yapılmasını hep ifade etmiştir. Saadet Partisi, AK Parti ve MHP tarafından hazırlanan anayasa değişikliğini yersiz ve yetersiz görse de önem atfetmiş ve ülke içerisinde herhangi bir krize sebebiyet vermemek için hata ve eksiklerinin düzeltilmesi halinde destek verebileceğini yazılı ve sözlü beyanlarıyla açıklamıştır. Saadet Partisi, prensip itibariyle, yönetimde istikrarı ve adaleti tesis edecek bir Başkanlık Sistemi'ne ya da bugünkü ifadesiyle Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne karşı değildir. Aksine, Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne ilişkin ilk öneriyi yapan Millî Görüş partileri olmuştur. Saadet Partisi, geçmişte olduğu gibi bugün de anayasa değişikliği teklifini ve bu kapsamda gündeme gelen “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” tartışmalarını, büyük bir titizlik ve hassasiyetle ele almış, teklif edilen çalışma üzerinden 'En iyi sistem nasıl kurulur?' sorusunun cevabını aramıştır.

Bu amaçla alanında uzman akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, kanaat önderleri ve araştırma kuruluşları ile çeşitli çalışmalar yapmıştır. Yapılan teklifin milletimizin ihtiyaç ve beklentilerine uygun bir sistem olması için azamî çaba göstermiştir. Tüm bu çaba ve tecrübeler ışığında teklif edilen düzenlemede endişe verici hususları tespit ederek Meclis’te temsil edilen partilere ve Sayın Cumhurbaşkanı’na bu durumu bildirmiştir. Her ne kadar anayasa komisyonu görüşmeleri sırasında teklifte kısmi değişiklikler yapılmış olsa da endişelerimiz maalesef ortadan kalkmamıştır. Özellikle partili Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i feshi gibi bazı düzenlemeler gelecekte hem ülke hem de millet aleyhine ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Gerek bu endişelerin ortadan kalkması gerekse 'Yeniden Büyük Türkiye' idealini yakalayacak bir anayasanın ortaya çıkması şüphesiz ki hepimiz için övünç vesilesi olacaktır. Bu çerçevede tespit ve önerilerimizin samimi bir çaba olarak değerlendirilip ciddiyetle ele alınması ve yapılan anayasa değişikliğinin kamu vicdanında kabul görmesi için gereken düzenlemelerin yapılması en büyük temennimizdi. Maalesef bu temennimiz doğrultusunda bir sonuç alınamamıştır. Saadet Partisi olarak sürecin başından itibaren bu tespit ve önerilerimizi bir kardeşlik vazifesi olarak gerek Meclis’te temsil edilen gerekse temsil edilmeyen partilerle paylaştık. Düzeltme veya geri dönme konusundada gerekli uyarılarımızı ifade etme gayretinde olduk. İnandığımız gerçekleri necip milletimize ve tarihe karşı sorumluluğumuzun gereği olarak tüm kamuoyuna arz ediyoruz." denildi.

"Düşünmeden değil, düşünerek karar verelim"

Kitapçığın "Sonuç" başlıklı son bölümünde, şunlar kaydedildi:

"Anayasalar toplum sözleşmesidir.

* Bir ailede fertler aynı çatı altında nasıl bir arada, huzur içinde yaşarsa, anayasalar bir ülkede yaşayan 7’den 70’e tüm vatandaşların hiçbir zorlamaya maruz kalmadan, rızaları ile bir arada huzurlu, mutlu, refah ve saadet içinde yaşamasını garanti eder.

* Anayasalar, Medine Sözleşmesi’nde olduğu gibi, bir toplumdaki farklı insanların karşılıklı hak ve özgürlüklerini güvence altına alır.

* Anayasalar, adaletin teminatıdır. Hak ve özgürlüklerin teminatıdır. Barış ve kardeşliğin teminatıdır. İnanç hürriyetinin teminatıdır. Ülkede huzurun, güvenin ve güvenliğin teminatıdır.

* Anayasalar, hükümetlerin hukuk içinde hareket etmesi için vardır.

* Anayasalar, kuvvetler arasında denge sağlanması için vardır.
 
* Anayasalar, yönetenlerin kendi menfaatlerini değil halkın menfaatini gözetmesi için vardır.
 
*Anayasalar, mahkemelerin zulüm değil, adalet dağıtması için vardır.
 
* Anayasalar, insanların huzur içinde çalışması, üretmesi ve hakça paylaşması için vardır. Anayasalar, insanların alın terinin korunması için vardır.
 
* Anayasalar, insanların yarınlarına umutla, güvenle bakabilmesi için vardır.
 
* Anayasalar, tüm kurumların sağlıklı çalışması için vardır.
 
* İyi anayasalar bilgiyi, hikmeti esas alır.
 
* İyi anayasalar, hırslardan arınmış, aklı esas alır.
 
* İyi anayasalar, tüm toplumun menfaatini esas alır.
 
* İyi anayasalar, toplum içinde ayrılık, kutuplaşma, çatışma tohumları ekmez.
 
* İyi anayasalar, iyiliğin, hakkın, adaletin toplumda yeşermesine hizmet eder.
 
Unutmayalım!
 
* Referandumda partilere veya adaylara oy vermeyeceğiz. Anayasa değişikliği partiler üstü bir meseledir.
 
Unutmayalım!
 
* Anayasa değişikliği bizim ve çocuklarımızın geleceğini derinden etkileyecektir. Birbirimizi kırmadan, itham etmeden hep birlikte düşünmeye, istişare etmeye ihtiyacımız var! Şuurlu bir şekilde tercihimizi yapmak için gel kardeşim, beraber düşünelim!...
 
* Düşünmeden değil düşünerek karar verelim.
 
* Ülkemizin huzuru, refahı, saadeti ve akıbeti için...
 
Niyet Hayır, Akıbet Hayır! Şüphesiz ki, mutlak güç ve kudret sahibi yalnızca Cenab-ı Hakk’tır. Allah ülkemizin ve milletimizin yardımcısı olsun."