Gündem

Nagehan Alçı: Liberalizm, 'zenginler sosyalizmine' mağlup oldu

"Önümüzdeki aylarda Türkiye’de büyük şirketler geniş çapta kamulaştırma isteyecek devletten"

15 Mart 2019 07:58

HaberTürk yazarı Nagehan Alçı, "Liberalizmin siyasi düşünceler tarihindeki en makul ve mantıklı fikir akımı olduğu kanaatindeyim" diyerek kendisinin "Liberal-demokrat" olduğunu kaydetti. "Dünyada zenginler sosyalizmi var" ifadesini kullanan Alçı, liberalizm, "Marksist sosyalizme" karşı galip ancak "zenginler sosyalizmine" mağlup olduğunu yazdı.

Devletin dünyanın her yerinde büyüdüğünü anlatan Alçı, "Devasa boyutlara ulaşan bu teşkilat her geçen gün bireylerin hukukunu daha çok ezme potansiyeline sahip. Devlet büyüyor ve büyüdükçe ceberrutlaşıyor. Türkiye’de de benzer problemlerle karşı karşıyayız" dedi.

"Liberal düşüncenin büyük mağlubiyeti" başlıklı yazısında Alçı, "Önümüzdeki aylarda Türkiye’de büyük şirketler belli ki aynı 2008 ABD krizindeki gibi kurtarma paketleri yani geniş çapta kamulaştırma isteyecek  devletten. Yine aynı zenginler sosyalizmi formülü geçerli olacak. Kazançlar şirkete kayıplar devlete yani vergi mükelleflerine" iddiasında bulundu. Alçı yazısının bir bölümünde şunları kaydetti:

Ben bir liberal-demokratım. Liberalizmin siyasi düşünceler tarihindeki en makul ve mantıklı fikir akımı olduğu kanaatindeyim. Bunu da yeri geldiğinde vurgularım. İnsanlığın ortak huzuru ve barışının sağlanması için liberal-demokrat düşüncenin yaşamsal önemine inanıyorum.

Kuşkusuz liberalizm de kendi içinde entelektüel açmazlar barındırıyor. Hem liberalizm ile demokrasi mekanizması arasında hem de liberalizm ile mevcut kapitalizm arasında çözülmesi çok zor belki de imkansız çelişkiler var.

Büyük liberal filozofların bile çözemediği çelişkiler bunlar. Bu yaman çelişkiler yüzünden hem Hayek hem de Popper ömürlerinin son dönemlerinde delirmeye yakın izlenimi veren tuhaf açıklamalar yaptılar.

Friedrich Hayek genel oy hakkını bile sorguladı ve demokrasi yerine demarşi gibi anti-demokratik bir düzen önerdi. Karl Popper televizyon kanallarının ve genel olarak “mass media” olgusunun uygarlığı tehdit ettiğini ve bunlara karşı yasaklayıcı önlemler alınması gerektiğini söyledi.

Barış ve özgürlük için daha iyi bir yol icat edilmedi

Ben her şeye rağmen insanlığın tüm farklılıklarıyla barış ve özgürlük içinde yaşaması için liberal demokratik rejimden daha iyi bir yolun icat edilemediğini düşünüyorum. Hâlâ en makul, hâlâ en mantıklı politik felsefe liberal demokrasidir.

Liberalizmden nefret eden siyasi ekollerin de, bireysel özgürlüklerinin ve huzurlarının garantisi ortadan kalkınca bir anda kendi menfaatleri için liberal argümanlara sığınmak zorunda kaldığını görüyoruz. Ülkemizde de böyle bu.

Fakat şunu da itiraf etmek zorundayım ki 2020’lerin dünyasında maalesef liberal düşünce yenilmiştir. Liberal demokrasi ve hatta liberal ekonomi doktrini de kaybetmiştir. Tam anlamıyla küresel çapta bir mağlubiyet yaşıyor liberalizm.

Dünyadaki mevcut siyasi ve ekonomik düzen anti-liberal bir çizgiye doğru hızla ilerliyor.  Liberalizmin bu mağlubiyeti kısa vadede telafi edilebilecek küçük bir yenilgi de değil bana göre. O yüzden başlık için ‘liberal düşüncenin büyük mağlubiyeti’ demeyi uygun buldum.

Liberalizmin kaybetmesinden insanlık zararlı çıkacak

Liberalizmin kaybetmesinden  insanlık hiçbir şekilde kazançlı çıkmıyor ve çıkmayacak. Yakın gelecek daha da kötü olacak gibi gözüküyor. Mevcut küresel sistem berbat durumda.

Otoriter ve totaliter eğilimler her yerde dereceleri değişmekle beraber güçleniyor. İnsan hakları ve özgürlükler geriliyor. Güçler ayrılığı ve hukuk devleti ya da hukukun üstünlüğü ideali can çekişiyor.

Devlet her yerde büyüdükçe büyüyor

Devlet denen teşkilatlanma her yerde büyüdükçe büyüyor. Liberal değerlerin hâlâ itibarı yüksek ama bu gidişat durdurulamıyor. Devasa boyutlara ulaşan bu teşkilat her geçen gün bireylerin hukukunu daha çok ezme potansiyeline sahip.

En liberal sanılan ABD ve İngiltere’de bile devletin teşkilat olarak büyüklüğü ve devlet harcamaları son 40 yılda katbekat artmış. Ronald Reagan, “Sorunlarımızın çözümü devlet değildir. Sorunlarımızın kaynağı devlettir” demişti ama sadece Reagan döneminde Amerikan devlet sektörü üç kat büyüdü.

Devletin küçülmesi ve serbest piyasa söylemde var ama eylemde nasıl bir illüzyon olduğu son 40 yılın küresel rakamlarına bakınca daha da iyi anlaşılıyor. Devlet büyüyor ve büyüdükçe ceberrutlaşıyor. Türkiye’de de benzer problemlerle karşı karşıyayız.

Türkiye'deki dehşetli çöküş

Önümüzdeki aylarda Türkiye’de büyük şirketler belli ki aynı 2008 ABD krizindeki gibi kurtarma paketleri yani geniş çapta kamulaştırma isteyecek  devletten. Yine aynı zenginler sosyalizmi formülü geçerli olacak. Kazançlar şirkete kayıplar devlete yani vergi mükelleflerine.

Türkiye özelinde şüphesiz bizim bambaşka siyasi meselelerimiz de var. Liberal düşüncenin Türkiye’de yenilgiden de öte dehşetli bir çöküş yaşaması ayrı bir hikaye ama yukarıda özetlediğim küresel tablodan bağımsız değil.  Türkiye’de liberal düşüncenin yaşadığı trajedinin ana hatlarını da uygun bir zaman olunca bu köşede yazmayı düşünüyorum…