Yaşam

Dünya Romanlar Günü'nün 50. yıldönümü: Romanların insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama haklarının koruma altına alınması için daha fazla çaba gerekiyor

Fotoğraf; RODA'nın Facebook sayfasından alınmıştır.

08 Nisan 2021 12:13

8 Nisan tarihinin Dünya Romanlar Günü olarak kabul edilmesinin üzerinden geçen 50 yılda, Romanlar Avrupa'da ve Türkiye'de sorunları için çözüm bekliyor. Roman Diyalog Ağı'nın (RODA) yaptığı açıklamada, Romanların toplumsal olarak içerilmesi, temel ihtiyaçlara erişimleri ve böylece insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama haklarının koruma altına alınması için çok daha fazla çaba gerektiğine işaret etti.

Roman Diyalog Ağı'nın (RODA) yaptığı açıklama şu şekilde...

Çingene Konseyi ve Uluslararası Roman Komitesi'nin (1) 8 Nisan 1971 tarihinde Londra yakınlarında, Orpington kentinde düzenlediği ilk Uluslararası Roman Kongresi’nin üzerinden 50 yıl geçti. Bu buluşma, Avrupa ülkelerinde yaşayan Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan grupları ortak sorunlar çerçevesinde bir araya getiren önemli tarihsel bir zirveydi. Zirvede, günümüzde hala güncelliğini koruyan Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan grupların eşit haklara sahip olmasını içeren politik bir program onaylandı. (2)

Bu birinci kongreyi taçlandıran bir diğer önemli gelişme de 1990 yılında düzenlenen 4. Dünya Roman Kongresi’nin, 8 Nisan’ı Dünya Romanlar Günü olarak kabul etmesi oldu. O günden bu yana 8 Nisan, Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan grupların tarihi, dilleri ve kültürlerinin anıldığı, yaşadıkları sorunların ele alınarak, konuya ilişkin farkındalığın güçlendirildiği uluslararası bir gün olarak gelenekselleşti. (3)

Ancak Romanların eşitlik, katılım ve sosyal içermeye ilişkin sorunlarını ilk kez uluslararası düzeyde dile getirmelerinden bu yana 50 yıl geçmesine rağmen, bu sorunların büyük bir kısmı hem Avrupa’da ve Türkiye’de hala çözüm bekliyor. Kovid-19 pandemisinin tetiklediği küresel sosyal ve ekonomik krizlerin yaşandığı bu günlerde, bir yandan insanların bir araya gelerek dayanışma ve yardımlaşma sergiledikleri güzel örnekler söz konusuyken, ne yazık ki Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan grupların yaşam koşullarının giderek daha da kötüleştiğini ve kimi zaman ön yargıların keskinleştiğini gözlemliyoruz.

Bin yıldan fazla bir süredir bu topraklarda yaşayan Romanlar, zengin kültür birikimleri, kültürel farklılıkları, ekonomik alana özgün katılımlarıyla ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşamının her alanında aktif olarak yer almalarına rağmen, toplumsal alanda adeta görülmez durumdalar. Önyargılardan beslenen ayrımcılık ve buna dayalı sosyo-ekonomik dışlanma toplumun karşı karşıya olduğu temel problemler arasında. İstihdam, barınma, eğitim, sağlık gibi yıllardır çözüm bekleyen sorunlar, Romanlarla nüfusun geri kalanı arasında adeta aşılmaz bir duvar örüyor.

"Yaşama haklarının koruma altına alınması için daha fazla çaba gerekiyor"

Özellikle pandeminin yol açtığı kriz koşulları, bu duvarı daha da alışmaz hale getirdi. Böylesine kriz dönemlerinde Romanların toplumsal olarak içerilmesi, temel ihtiyaçlara erişimleri ve böylece insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama haklarının koruma altına alınması için çok daha fazla çaba gerekiyor. Krizin ağırlaştırdığı sorunların aşılması için gerekli çabalar konusunda birlikte hareket etmek, ortak ve kapsayıcı çözümler üretmek yegane çare. Bu gibi kriz koşullarında toplumsal dayanışmanın virüsten çok daha bulaşıcı olduğunu geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz.

En az toplumsal dayanışma kadar gerekli olan bir diğer adım da gerek ulusal gerekse yerel düzeyde yetkililerin, Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan grupların sorunlarına yönelik politikalar geliştirmesi; bundan daha önemlisi ise, bu politikaların eyleme dönüştürülmesi ve etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli kaynakların oluşturularak, adım atılmasıdır. Romanlarla nüfusun geri kalanı arasındaki mesafenin kapanması çabalarının temelini ise haklarının tam olarak kullanılmasının sağlanması ve özellikle eğitim ve istihdam politikaları oluşturuyor.

Bu bağlamda 2009 yılında başlayan Roman Çalıştayı ile başlayan Romanların içerilmesi sürecindeki son ulusal politika belgesi olan Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi (2016-2021) II. Aşama Eylem Planının (2019-2021) net önlemlerle hayata geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Avrupa Birliği adaylık sürecimizle de paralel olarak, 2020-2030 yılları arasındaki politikaları yönlendirecek olan Avrupa Roman Eşitlik, Sosyal İçerme ve Katılım Strateji Çerçevesisi (4) ile de uyumlu, yeni dönem için, yeterli bütçe tahsis olan güçlü bir ulusal strateji belgesinin katılımcı ve kapsayıcı bir şekilde hazırlanması önem arz ediyor. Belgenin istihdam, barınma, eğitim, sağlık alanındaki sorunlara çözümlerinin yanı sıra, çocukların, kadınların, gençlerin ve yaşlıların sorunlarını da ayrı ayrı ele alması ve özellikle de kadın ve gençlerin bakış açılarını içermesi önemli.

RODA olarak, ön yargıların ortadan kaldırılması, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin çözümler üretilmesi, sosyal içermenin güçlendirilmesi ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşları, ilgili kamu kurumları ve uluslararası örgütlerle iş birlikleri konusunda üzerimize düşen görevleri yapmaya hazırız.

(1)- Gypsy Council ve Comité International Rom

(2) “Gelem, Gelem” adlı şarkı.

(3) Dünya Romanlar Günü, 1990 yılında düzenlenen 4. Dünya Roman Kongresi tarafından resmen kabul edildi.

(4) Avrupa Birliği, “Roman” terimini bir şemsiye referans terim olarak kabul etmektedir. AB’nin kullandığı bu terim, çok geniş bir yelpazede yer alan Roman kökenli ve Romanlar gibi yaşayan Sinti, Kale, Aşkali, Yeniş, Göçerler, Dom, Lom ve Abdal gibi etnik Roman gruplarını da kapsamaktadır.
Kaynak: “EU Roma Strategic Framework for Equality, Inclusion and Participation for 2020-2030”, 7 Ekim 2020, European Commission, sayfa: 1 [dip not].