Gündem

Cem Küçük: Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ve Osman Kavala'nın çektikleri ceza yeterli, tahliye edilmeliler

"Birileri işledikleri suçlardan iktidara yalakalık yaparak kurtulabilecekse Türkiye bir hukuk devleti değil demektir"

26 Temmuz 2019 12:05

Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük, gazeteci Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ve iş insanı Osman Kavala'nın hapiste bulundukları sürenin yeterli olduğunu ve tahliye edilmeleri gerektiğini söyledi. Küçük, "Zamanında bu ülkede en şahin ve sert tavırları almış bir yazar olarak bunu söylüyorum. Kızgın demiri soğutmak şu an Türk milletinin lehinedir. Türk devletinin de millî menfaatleri bunu gerektirmektedir. Elbette azılı FETÖ'cülere ve azılı PKK'lılara karşı devletin sert mücadelesi sürmelidir ama yancı kabul edilebilecek kişilerin yeterince ceza çektikten sonra bırakılmaları isabet olur. Yargı düzenimizde normale dönülmesi zarurettir. Altan-Ilıcak gibi, Kavala gibi tahliyeler hızlanmalıdır" dedi.

Küçük; Altan, Ilıcak ve Kavala'nın tahliyesi herkesi savunduğunu belirterek, "Evet bu isimler FETÖ ve PKK'yı destekledi ama sadece bunlar mı destekledi? 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde en militan şekilde FETÖ tetikçiliği yapanlar 1 gün bile içeride yatmadılar. Aynı adamlar 7 Haziran-1 Kasım sürecinde alenen PKK terör örgütü tetikçiliği yaptılar. İşledikleri suçlar ortada. Kanıtlı ve belgeli. Polisimiz de, yargımız da bunu biliyor. Ben defalarca konuştum bu mevzuları güvenlik bürokratlarımızla. Millî İstihbarat Teşkilatı'mız ise bu ihanetleri en derinden biliyor" ifadesini kullandı.

Küçük'ün yazısının ilgili bölümü şöyle:

"Eğer birileri işledikleri FETÖ ve PKK suçlarından iktidara yalakalık yaparak kurtulabilecekse Türkiye bir hukuk devleti değil demektir. Türkiye Cumhuriyeti şerefli bir devlettir ve bu durum asla kabul edilebilir değildir.

İşte böyle bir ortamda Altan gibi, Ilıcak gibi, Kavala gibi insanların içeride yatması adalete uygun değildir. Şimdi iktidar yalakalığıyla işledikleri suçtan yırttığını zannedenler Türk devletine bu üç isimden daha fazla zarar vermiştir.

Evet Altan-Ilıcak FETÖ tetikçiliği yaptı ama o dönem artık bunlar anaakım isimler değildi ve etki güçleri zayıflamıştı. Oysa şimdi iktidar yalakalığıyla kurtulduğunu zannedenler 17-25 Aralık FETÖ militanlığında çok daha etkili ve merkez isimlerdi. Samanyolu denen FETÖ yayın organı her gün onların yazılarına referans veriyordu. Bunlar ilgili resmî raporlarda da yazmaktadır.

Aynı şekilde Osman Kavala’nın da 7 Haziran-1 Kasım sürecinde PKK tetikçiliği yaptığı doğru ama bu ülkede Kavala'nın toplumda tanınma oranı o dönem ancak milyonda 1 seviyesindeydi. Bu dava vesilesiyle Kavala tanındı. Oysa şimdi iktidara yaltaklanarak hukuktan kurtulduğunu sanan malum takım 7 Haziran sürecinde PKK tetikçiliği yaparken çok etkiliydi. Hatta kendileri, “Bizim sayemizde HDP yüzde 13 oy aldı ve Erdoğan bitti” diyordu. 53 kişinin katili Selahattin Demirtaş'a saz çaldırıp onu masum gibi gösterme operasyonları, kabul etmek gerekir ki, çok başarılı bir psikolojik harp operasyonuydu. Ama bu operasyon aynı zamanda suçtu. Peki bu operasyonu yapanlar bu işlenen suçtan ötürü ceza aldılar mı? Bırakın cezayı haklarında bir soruşturma açıldı mı? İşte böyle bir adaletsizliği yargımızdaki kahraman savcılarımız da kabul etmemektedir. Yargı bağımsız ve tarafsız olmak zorundadır.

17-25 Aralık bir darbe teşebbüsüdür ve bu girişime destek vermek suçtur. Kanun maddesi aynı. İşlenen suç aynı. Ama durum kişiden kişiye değişiyor. Böyle şey olmaz. Adalet, DEVLET kavramının temelidir. Bu hakikati AK Parti elitleri de unutmamalıdır. AK Parti'nin, Tuncay Özkan-ANAP ilişkisi benzeri sonuna kadar yozlaşmış ilişkilere de asla ihtiyacı yoktur. Bilakis Özkan ile kurulan bu yozlaşmış menfaat ilişkileri ANAP'ın ve Mesut Yılmaz'ın sonunu getirmiştir.

AK Parti'nin de ANAP gibi olması istenmiyorsa bu yozlaşmış adam kiralama ya da satın alma yöntemlerinden vazgeçilme mecburiyeti vardır"

Yazının devamı için tıklayın