Gündem

Abdulkadir Selvi, Mehmet Y. Yılmaz'ı eleştirirken bir kez daha 'Kabataş Yalanı'nı savundu

21 Mayıs 2020 12:04

T24 Haber Merkezi

Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, Mehmet Y. Yılmaz'ın T24'te yayımlanan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın Twitter’da çağrısını yaptığı “etik kurallara uyan milli hesaplar” kapsamındaki çok sayıda hesaptan muhalif kadın politikacı ve gazetecilere hakaret edilmesini eleştirdiği  'Kötülüğün sıradanlaşması' başlıklı yazısına tepki gösterirken 'Kabataş Yalanı'nı savundu.

Mehmet Y. Yılmaz'ın yazısında, Mahir Ünal'ı hedef aldığını belirten Selvi, "Yazısına seçtiği başlıkta olduğu gibi tam anlamıyla da kötülüğü sıradanlaştırıyor: Yok yok. Yanlış ifade ettim. Kötülüğü inançlı kesimin özelliği gibi göstermeye çalışıyor” görüşünü savundu.

Yılmaz'ın yazısındaki, "Ve aslına bakarsanız ‘Mahir Ünal’ ismi altında tanımlanmış bir birey olarak sadece Mahir Bey’inkini değil, iktidardaki koalisyonun bütün yöneticilerinin özel hayatlarında nasıl tipler olduğunu merak ediyorum. Yani merak ettiğim adını ve soyadını bildiğimiz gerçek bir kişi değil aslında. Daha çok bir arketip!" bölümüne yer veren Selvi, "Polemik yazarı değilim. Bu tür konulara girmemeye özen gösteriyorum. Mehmet Y. Yılmaz’la geçmişte yine bir kesimin değerlerine saldırdığı için hoşlanmadığım bir tartışma yaşamıştık" ifadesini kullandı.

Yılmaz'ın yazısını eleştirirken 'Kabataş yalanı'nı savunan Selvi yazısında şunları kaydetti:

Kabataş’ta bir kadının genç bir annenin Gezicilerin saldırısına uğradığı gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmasını ‘cinsel fantezi’ olarak nitelendirip ağır hakaretlerde bulunmuştu. Cinsel fantezi takıntılarıyla ilgili değilim. Ama inancından dolayı bir kesimin saldırıya uğramasına da sessiz kalmamıştım. Bu yazıyı yazmamın sebebi de o. Mehmet Y. Yılmaz o zaman benimle ilgili olarak hukuki yollara başvuracağını söylemişti. Hakkıdır. Saygı duyarım. Ama bugün Mahir Ünal’ın kendisi için hukuki yollara başvuracağını söylemesini eleştiriyor. Hukuk devletinde hukuki yollara başvurulur. Hem Mehmet Y. Yılmaz için hak olan, Mahir Ünal için hak değil mi? Mehmet Y. Yılmaz ‘Daha çok arketip!’ demek suretiyle Mahir Ünal’ın şahsında bir kesimi hedef alıyor. Tüm pislikleri, iğrençlikleri sıralayıp bunu inançlı kesimin alametifarikası olarak gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un işaret ettiği gibi, ‘Toplumun bir kesimini tacizci, tecavüzcü, eşine ve çocuklarına şiddet uygulayacak kadar gaddar diye toptancı bir yaklaşımla kodlayan bu güruhla’ karşı karşıyayız…


T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz için “Kullandığı dil sorunlu” diyen Selvi, yazısının tartışmaya ilişkin kısmını şöyle tamamladı:

Dert sadece Mahir Ünal derdi değil. Zaten Mehmet Y. Yılmaz da ‘arketip’ demek suretiyle geçmişte bidon kafalı, bacağı kıllı olarak nitelendirilen inançlı kesimi hedef alıyor. Ekranlardan darbe çağrısı yapanlara, darbe olursa elinde liste olduğunu söyleyenlere, bazı kadın gazeteci ve siyasetçilere sosyal medyadan iğrenç saldırılarda bulunanlara, kavanozun içine mermileri doldurup tehdit edenlere de karşıyım. Ama o iğrençlikleri kullanarak, tüm pislikleri inançlı bir kesimin kültürel kodları olarak gösteren faşizan kafaya da karşıyım.

Selvi’nin yazısının tamamı…

Kabataş’ta ne olmuştu?

Gezi Parkı eylemleri sırasında 1 Haziran 2013'te Kabataş'ta, "belden yukarıları çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik bir grubun, başörtülü bir kadını dövdüğü ve üzerine idrarlarını yaptığı" iddiaları hükümete yakın gazetelerde çıkan haberlerle gündeme gelmişti. AKP'li milletvekillerinin de "ellerimizde kayıtlar ver, yayınlarsak infiale yol açar" iddialarının ardından Star yazarı Elif Çakır'ın Kabataş’ta saldırıya uğradığını öne süren Zehra Develioğlu ile yaptığı söyleşi (13 Haziran 2013) aylarca tartışmaya konu olmuştu.

Güvenlik kamerası görüntülerinin ardından 232 farklı kameradan 2 bin 560 saatlik görüntülerin yer aldığı polis raporuyla da doğrulanmayan "Kabataş saldırısı" iddiası, Gezi olayları sırasında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından meydanlarda "Benim başörtülü bacıma saldırdılar, yerlerde sürüklediler" söylemi ile dile getirilmişti.

Dönemin Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, Hürriyet yazarı İsmet Berkan’ın Gezi Parkı protestoları sırasında Kabataş’ta başörtülü bir kadının "belden yukarıları çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik bir grup tarafından taciz edildiği iddiaları ile ilgili olarak Twitter’dan “Çok ama çok acı bir öykü. Maalesef gerçek. MOBESE görüntüleri dahil pek çok şey var, savunulur tarafı olmayan bir olay” şeklinde paylaşımlarda bulunmasını eleştirmişti.

İsmet Berkan’ın konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda hata kaptığını kabul etmesine rağmen okuyucu tepkilerinin dinmediğini belirten Bildirici, “Berkan’ın attığı o tweet’lerin ne denli etkili olduğu ortada. “İki tweet” deyip geçmek mümkün değil. Aksini söylemek, Berkan’ın yazar kimliğine ve yazdığı gazete olarak da Hürriyet’e haksızlık olur. O yüzden Berkan’a düşen, toplumsal çalkantının zirve yaptığı o günlerde attığı iki tweet’in önemini kabul edip, yüzleşmesi. O tweet’leri neden, niçin, hangi görüntülere dayanarak yazdığını samimi bir dille okurlara açıklaması, yanlış yaptığına inanıyorsa da özür dilemesi en doğrusu...” ifadelerini kullanmıştı. Berkan Bildirici’nin çağrısının ardından özür yazısı kaleme almıştı.

Selvi, 27 Ekim 2015'te Yeni Şafak gazetesindeki "Kabataş tacizcilerine" başlıklı yazısında,  "Birçok yalanlar söylendi Kabataş'ta. Hamile kadının Tomalar tarafından ezildiği gibi. Onlara ses çıkarmadınız. Ama başörtülü kadınlar, dindar insanlar bir kaygı yaşadı Gezi'de. Bir bakan, '12 yıldır Ankara'dayım. İlk kez kendimi yabancı hissettim' demişti. Görülüyor ki, Zehra Develioğlu'na yapılan saldırı, Kabataş meydanında durmuyor, tacizci kafalarda devam ediyor. Gazeteci Elif Çakır açıklama yaptı. Röportajımın kayıtlarını savcılığa vermeye hazırım dedi. Çünkü Elif Çakır sanal değil gerçek bir röportaj yaptı. Murat Seçkin'in ortaya attığı cümlenin ise önü-arkası var. Elif Çakır, tacize maruz kalan Zehra Develioğlu'nun içinde bulunduğu psikolojiyi yansıtan bir cümle kuruyor. Ama cümlenin tamamı bundan ibaret değil ki? Elif Çakır röportajının arkasında durmaya devam ediyor." ifadelerini kullanarak 'Kabataş Yalanı'nı savunmuştu.

Elif Çakır'ın o dönemdeki avukatlarından Fidel Okan, Zehra Develioğlu’nun, dönemin Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun gelini olmasına da atıf yaparak, "Olayın gerçek olmadığını sadece gelin bilmektedir. Olayı ilk abartan yalanlarla süsleyen gelindir. Diğerleri ise yalanlara ekleme yapmıştır" demişti.

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Gezi eylemleri sırasında Star'da Elif Çakır'ın yazdığı ve söyleşiyi içeren “Kadınlar küfrediyor, erkekler vuruyordu” başlıklı metnin gazetenin internet sitesinden kaldırıldığını duyurmasının ardından yazı yeniden siteye yüklenmişti.