Selin ONGUN - T24
songun@t24.com.tr
Esmeray, renklilik konusunda “hayat abi”nin “gel çocuğum, yerin önlerde” diyerek cömert davrandığı biri.
Türkiye’nin “öteki” listesindeki birçok madde onda mevcut; Kürt, travesti, feminist, solcu...
1974'te Kars'ın çoğunlukla Azeri ve Kürtlerin yaşadığı Eşmeyazı Köyü’nde doğdu, yedi yaşına kadar kendini kız zannetti. Köyündeki Avrat Metin’in yaptığı gibi annesinin elbiselerini giyip köy yerinde dolaşmadı. Ama annesinin tığını alıp, dantel örüyormuş gibi yapıp, bol bol “genç kızcılık” oynadı. Tabii sopayı da yedi; “Oğlum n'apıyorsun sen!”
Zeki Müren ekrana çıktığında köylülerin “Aaa deli çıktı deli” derken, “Sesi de pek güzel” övgüsünü duydukça düşündü: “Avrat Metin'in sesi güzel olsa daha çok itibarı olur muydu acaba?”
Büyüdükçe, başka sorular da çöreklendi zihninde: “Dağa çıkarsam, orada var olabilir miyim?”
Adını koyamıyordu, ama bir “şey”ler oluyordu.
‘Oğlum o ne biçim eda, seksonelsin sen’
15 yaşında İstanbul'a geldi. Badanacılık, börekçilik, bulaşıkcılık, garsonluk... Hangisi denk geldiyse o işi denedi. Börekçide çalıştı. Rutin bir iş anında, hamur açarken, bir mesai arkadaşının çıkışıyla kafası karıştı: “Oğlum o ne biçim eda, valllahi seksonelsin sen!”
Eşcinselliğin ya da transeksüelliğin “aslında ne olduğunu” keşfetmeden, hanesine bir soru daha düştü; “O ne ya? Seksonel ne?”
18 yaşına varmadan cevapladı; “Kadınmışım ben.”
Harbiye, Merter, Ülker Sokak'ta “seks işçiliği” yaptığı dönemde hanesine bu kez bir karar ekledi: “Seks işçiliği erkekliği yeniden var ediyor, buna katlanmayacağım.”
Solcu bir travesti arkadaşının vesilesiyle tanıştığı Duygu Asena kitapları, Pınar Selek'in atölye faaliyetlerinde yakınlaştığı feminist teori, Ülker Sokak'taki küfreden kadınlar ve erkekleri eşitledi Esmeray'ın gözünde; “Burada kadın kalamam.”
Esmeray'ın kendi hayat hikâyesinden hareketle yazıp oynadığı tek kişilik oyunu “Cadının Bohçası” işte bu hikâyeyi işliyor. İki yıl önce sahneye konan oyun, tam bir karnaval; Tarlabaşı'nda yaşayan Nijeryalıların Kürtçe ağızlı Türkçeleri, 12 Eylül'ün yasak koyduğu Bülent Ersoy'un “saray Türkçesi”, midye satan travestinin günahlarıyla barışan (!) Beyoğlu esnafı, sol partiye üye olan “seksonelin” serüvenleri...
Belirtmek gerek; Cadının Bohçası ile “artistik rüşdü”nün asla baraj sorunu olmadığını ispatlayan Esmeray, Nobel ödüllü İtalyan oyun yazarı Dario Fo’nun “Tecavüz” ve “Yalnız Kadın” oyunlarını sahneleyerek yola devam ediyor.
Şimdi soru belli; peki nerede?
Cevap da belli aslında; hangi tiyatro salonu kapısını Esmeray'a açarsa orada!
Temmuz ayında Beyoğlu, Tünel'deki Kumbaracı50 açtı o kapıyı.
Dileriz, 2010 yılı bitmeden İstanbul'un kültür başkentliğinden Esmeray'ın hanesine de bir “açılım” düşer.