www.t24.com.tr
Gündem  |  Haber Detay
31.07.2010
2 yıldır bekleyen şikayet dilekçesi
T24 - Kılıçdaroğlu ve Büyükanıt arasında yaşanan e-muhtıra gerginliğinin ardından ortaya yeni bir açıklama daha çıktı.




Diyarbakır Barosu’nun bundan tam 2 yıl önce eski Genelkurmay Başkanı hakkında verdiği şikayet dilekçesinin hala Genelkurmay’da bekletildiği açıklandı.Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu'nun haberi;

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Başbakan Erdoğan’la çıkar birliği yapmakla suçladığı ve “iktidarımızda yargılayacağız” dediği eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında Diyarbakır Barosu’nun şikayet dilekçesinin, 2 yıldır Genelkurmay Başkanlığı’nda beklediği ortaya çıktı. 

Erdoğan’la yaptığı Dolmabahçe görüşmesine yönelik iddialar ve Ak Parti’nin iktidara gelmesini sağlamak için 27 Nisan e-muhtırasını hazırladığı iddiaları nedeniyle CHP’nin önümüzdeki hafta hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlandığı Büyükanıt’la ilgili yeni dilekçenin de Genelkurmay’a gönderilmesi bekleniyor. 

27 Nisan e-muhtırasnın  ardından, Diyarbakır Barosu, Büyükanıt’ın anayasayı ihlal ettiğini belirterek, Diyarbakır Başsavcılığı’na başvurdu. Başvuruda, Büyükanıt’ın kaleme aldığı muhtıra nedeniyle yargılanması gerektiği kaydedildi. 

Diyarbakır Başsavcılığı ise, suç duyurusunu hazırlık kalemine kaydederek, evrakı, Genelkurmay Adli Müşavirliği’ne gönderdi. 


Bilgi verilmedi

Ancak Adli Müşavirlik’ten 2007’den bu yana dosyayla ilgili ne gibi bir işlem yapıldığı konusunda, Diyarbakır Başsavcılığı’na bilgi verilmedi.

Çağdaş Hukukçular Derneği ile Diyarbakır Barosu, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde, Şemdinli’deki Umut Kitabevi’ne bomba attığı iddiasıyla yargılanan astsubay Ali Kaya için, “iyi çocuktur” dediği gerekçesiyle de Büyükanıt hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
HSYK’nın meslekten ihraç ettiği Savcı Ferhat Sarıkaya’nın hazırladığı iddianamede de Büyükanıt’ın bu eylemiyle yargıyı etkilemeye çalıştığı belirtilmiş, dosyasının Genelkurmay’a gönderildiği ifade edilmişti. Büyükanıt hakkındaki bu başvurular da Genelkurmay Adli Müşavirliği’nde 2007’den bu yana işlem yapılmayı bekliyor.

Gözler 12 Eylül’de

Bu nedenle, CHP’nin yapacağı başvurunun da diğer başvurular gibi Genelkurmay Adli Müşavirliği’ne gönderilmesi bekleniyor. Ak Parti’nin, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi yasalaştırdığı dönemde, bu dosyaların sivil savcılığa aktarılabileceği belirtiliyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin düzenlemeyi iptal etmesi nedeniyle, bu mümkün olmadı. 12 Eylül’de referanduma sunulacak anayasa değişikliği paketinde de askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeler yer alıyor.
Bu nedenle, Adli Müşavirlik, 12 Eylül’e kadar harekete geçmez, referandumda, anayasa değişikliği yürürlüğe girerse, Büyükanıt’la ilgili dosyaların sivil savcılığa aktarılma ihtimali bulunuyor.




YORUMLAR
   
çarşamba günü(13 10 2010)saat16 ile19 arası facebookta okey oynuyordum profilinde subay elbiseli şahin karasu bana ve arkadaşıma hakaretve tehdit pisikolojik işkence yaptı tsk kıyafetli şahin karasuyu 2 gündür şikayet edecek yer aradım bulamadım mesajımı okuyanlardan ricam bu konudan tsk haberi olsun say gılarımla
   
Online Ziyaretçi-16.10.2010/08:31
Bir fert olarak Anlamadigimiz anlasilmayan veya anlatilmayanlari dile getirmek bence en dogrusu olacaktir.Diyelimki Sayin Buyukanit Parti genel baskanlari ile veya Basbakanlarla gorustum gorusebilirim ozel olarak demistir.Peki Bulundugu Mevki ve elinde bulunan yetkiler cercevesinde Bir devlet adami Uniformali veya uniforma giymeden bu turden ozel gorusmeler yapabilirmi yapmasi ne kadar devlet teamullerine uygundur.Bu tur en ust duzey gorevlerde bulunan kisilerin gorusmeleri gorusen iki taraf icinde kayit altina alinmasi zorunlu degilmidir.Hangi amac ve ile yapilan bu gizli gorusmenin kayit altina alinmasi engellenmistir.Adi ustunde zaten gizli gorusme.Bu bir curum olusturmazmi devlet yoneticileri acisindan.?Ikincisi diyelimki kayit altina alinmadi peki bahse konu iki devlet adami Biri Sayin Basbakan,digeri Genelkurmay baskani siradan iki bakanin veya iki is adaminin gorusmesi degil,bu gorusmenin icerigi hakkinda taraflar bu gorusme icerigi bizimle mezara gider,seklinde aciklamalarda bulunmus daha sonrasinda baskilar karsisinda Sayin Buyukanit belki yillar sonra bilgi verilebilir dediginde Sayin Basbakan imali bir sekilde eger Sayin buyukanit aciklarsa bende bildiklerimi aciklarim seklinde guya nazik ama bir o kadarda ustu kapali tehdit olarak algilayabilecegimiz bir aciklama ile yetinmis ardindan taraflar suspus olmuslardir.Bu konu sorusturulmayacakta acaba hangi konular sorusturulacaktir.?Ucunsu Bakanlar kurulu Bir emekliye ayrilan Orgenarele Devlet Ustun Hizmet Madalyasi verebilirmi ,bu madalya Meclis karari ile verilmezmiydi,Bu tur bir davranista bulunmak icin hangi sebep ve gerekce vardi,Bu Madalya neyin kilifi idi nelerin maskesi idi bunu devlet yonetimi aciklamak zorunda degilmidir? Dorduncusu tum bunlar olurken Anayasa degisikligi paketinde 12 eylul ihtilalcileri hakkinda yargilanmalarini saglamak icin yapilmak istenen anayasa degisikligi hukumetin soyledigine gore gerceklesebilecekmidir.Peki bu anayasa refarandumunda Evet cikarsa ve 13 Eylul sabahi 30 yillik zaman asimi suresi dolacagindan eger yargilamalar zaman asimi nedeniyle yapilamaz duruma gelecektir,Sayin Basbakan ve hukumet Hangi gerekcelerle bunu Millete anlatacak hangi bahanelerin arkasina siginacak ve hangi mazeretleri getirecektir.Bu durum Millete neden tum gercekligi ile anlatilmamakta ,yoksa degisikligin temelinde baska gerekcelerin bulunmasi nedeniyle Sayin Basbakan bu derece konularin uzerine yuzeysel bir sekilde yaklasarak her gecen gun daha fazla Digerleri hakkinda giybet ederek politika yapmaya ve daha cok asabilesmeye ve hircinlasmaya baslamistir bunlarin nedeni sorusturlulacakmidir?Son olarak 2003 yilinda ABD ile yapilan ve devlet bakanininda hukumet ve Turkiye Cumhuriyetinin temsilcisi olarak imzaladigi anlasma Prensipte hukumet tarafindan imzalanmis.Niyet ortaya konmustur.Bu anlasma imzalanmadan once Mecliste oluru alinmamistir.Ancak daha sonra sonuclarinin cok agir sonuclar doguracagi endisesi ve korkusu ile uygulamaya konulmamis olmasi atilan imzalarin ve ortaya konan Devlet niyetini yok sayilmasini mazur gosterirmi.?Eger gosterir ise o halde Adina Ergenekon denen Adina Balyoz denenve diger davalarda niyet olmakla beraber eyleme donusmemis imza ve kararlar nasil suc teskil etmektedir.Bu durumda Imzalan anlasma fiili olarak gerceklesmis olmazmi.Uygulanmasi veya uygulanmamasi sorumlulugu ve eylemi yok olarak olmamis olarakmi kabul eder?Acaba Kanun uygulayicilari ve su anda bu davalari yuruten savci ve hakimlerimiz bu durumda hangi kararlarin altina imza atacak bu durumu nasil mesrulastiracaklardir.Devletin Fiilen Imzalamis oldugu bir eylem planini daha sonra sumen alti ederek uygulamaya koymamasi ,bahse konu davalarin icerigi ile ayni nizam ve duzen icerisinde degilmidir.Bunun adina devlet ihaneti denilirmi,Oburune de devlet ihaneti denilebiliniyormu?Bu konuda tum yetkili kurum ve kuruluslar ile Yuce Turk adaleti cevap vermek zorunda degilmidir.Halkin dusunce duygulari cevap verilmez ise eger istismar edilmis olmazmi.Anlayislariniza sayg
   
Online Ziyaretçi-31.07.2010/11:17
YORUM YAZ

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    


1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
G
GAZETELER
AKŞAM
BUGÜN
CUMHURİYET
HABER TÜRK
HÜRRİYET
MİLLİYET
POSTA
SABAH
STAR
TARAF
AKİT
VATAN
YENİ ŞAFAK
ZAMAN
    İSTANBUL
    ANKARA
    İZMİR