www.t24.com.tr
Politika  |  Haber Detay
03.03.2010
Kapatma için Meclis'ten izin alınacak
T24 - Hükümetin yapmayı planladığı anayasa düzenlemesinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın kapatma davası açmadan önce Meclis'ten izin alması öngörülüyor.

AKP'ye kapatma davasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya açmıştı.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, parti kapatmaları konusunda yapılması düşünülen değişiklikte Venedik Kriterleri'nin gözününde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

Avrupa'da 50 yılda 3-4 partinin kapatılmasına rağmen Türkiye'de bu sayının 25 olduğunu ifade eden Kuzu, parti kapatmaların, ülkenin birliğine ve bölünmez bütünlüğüne yönelik faaliyetler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

İspanya ve Almanya'da partilerin Meclisin izni ile kapatıldığını anımsatan Kuzu, şunları söyledi: ''Yapılacak düzenlemede, Cumhuriyet Başsavcısı, dava açmadan önce Meclisten izin almalı. Meclis'te yeterli veya nitelikli çoğunluk sağlanmalı. Siyasi partilerin, diğer partiler üzerinde baskı şansı yok denecek kadar az.

Mevcut kanunda, TBMM'de grubu olan siyasi partiler veya Hükümet, isterse bir parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabilir. Böyle bir yasal düzenleme olmasına karşın şimdiye kadar hiç başvuru yapılmamış.


‘İkide bir tehdit oluşturuyor'

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ikide bir partiler üzerinde tehdit oluşturuyor; Demokles'in kılıcı gibi duruyor. Parti, yüzde kaçla seçilirse seçilsin fark etmiyor. Türkiye'de Cumhuriyet Başsavcısı dikkatli olsa sorun yok. O kadar keyfi davalar açılıyor ki Anayasa Mahkemesi de kapatıyor. Parti kapatılması konusunda Türkiye kadar risk altında olan hiçbir ülke yok.''

Kuzu, yapılacak bir düzenlemeyle, siyasi partiler hakkında dava açılmadan önce, Başsavcının söz konusu partiyi hangi gerekçelerle kapatmak istediğine ilişkin Meclisi bilgilendirmesi, Meclisin de bu gerekçeleri değerlendirerek, dava açılıp açılmayacağına karar verebileceğini söyledi.


25 partinin kapısına kilit

TBMM Araştırma Merkezinin, Avrupada ve Türkiye'de parti kapatılması konusunda hazırladığı rapora göre, Türkiye'de 1961 yılından sonra Anayasa Mahkemesi tarafından 25 parti kapatıldı.

Buna karşı 1943 yılından bu yana Almanya'da 3, İspanya'da ise bir partinin faaliyetine son verildi.

Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan partilerin isimleri şöyle: ''1968'de İşçi-Çiftçi Partisi (İÇP), 1971'de Türkiye İleri Ülkü Partisi (TİÜP) ile Türkiye İşçi Partisi (TİP), 1972'de Milli Nizam Partisi (MNP) ve Büyük Anadolu Partisi (BAP), 1980'de Türkiye Emekçi Partisi (TEP), 1983'te Huzur Partisi (HP), 1991'de Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 1992'de Sosyalist Parti (SP), 1993'te Halkın Emek Partisi (HEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) ve Sosyalist Türkiye Partisi (STP), 1994'te Yeşil Partisi (YP), Demokrasi Partisi (DEP) ve Demokrat Parti (DP), 1995'te Sosyalist Birlik Partisi (SBP), 1996'da Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP), 1997'de Emek Partisi (EP) ve Diriliş Partisi (DRP), 1998'de Refah Partisi (RP), 1999'da Demokratik Kitle Partisi (DKP), 2001'de Fazilet Partisi (FP), 2003'te Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), 2009'da Demokratik Toplum Partisi (DTP).''


Kapatılma gerekçeleri

Türkiye'de kapatılan 25 partiden 14'ünün kapatma gerekçesi ''bölücülük'' oldu. ''Bölücülük'' gerekçesiyle TİP, TEP, TBKP, SP, HEP, ÖZDEP, STP, DEP, SBP, DDP, EP, DKP, HADEP ve BDP kapatıldı. İÇP, TİÜP, BAP, YP ve DP ise ihtara rağmen kongresini yapmamak, hesabını süresinde vermemek, mevzuatını düzeltmemek, aykırılıkları gidermemek gerekçeleriyle faaliyetlerine son verildi.

DRP, 2 seçime katılmadığı, CHP ise kapatılan partinin devamı olduğu gerekçesiyle kapatıldı. MNP laikliğe aykırı eylemler, HP laikliğe aykırı program, ÖZDEP bölücülüğün yanı sıra kısmen laiklik karşıtlığı, RP ve FP ise laikliğe aykırı eylemlerin odağı oldukları için siyasi faaliyetlerine son verildi.


Dünyadaki durum

TBMM Araştırma Merkezinin raporunda, 15 ülkedeki parti kapatma konusundaki yasal düzenlemeler ile uygulamalarına da yer verildi. Bu ülkelerden 11'inde siyasi parti kapatılması yaşanmadı. Rapora göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da yaygınlaşan Nazi akımının önlenmesi amacıyla 1949 yılında Nazi Partisinin faaliyetine son verildi.

Almanya'da 1952'de SPR (Sozialistische Reichspartei Deutschlands), 1956 yılında ise KPD (Kommunistische Partei Deutschlands) kapatıldı.

İtalya'da Benito Mussolini tarafından kurulan Partito Nazionale Fascista (PNF) 1943'te Hükümet tarafından siyasi faaliyetten men edildi. İtalya'da faşist partisi kurulması yasaklandı.

Belçika'da ise 2004 yılında Flaman Blok Partisi, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı bağlamında aykırı davrandığı gerekçesiyle 40 bin avro para cezasına çarptırıldı. Bu karar doğrultusunda parti lideri partiyi feshedip, Vlamms Belang adıyla yeni bir parti kurdu.

İspanya'da faaliyetlerinde ETA terör örgütüyle bağlantısı olduğu ve ETA'nın eylemlerini kınamadığı gerekçesiyle Herri Batasuna Partisi 2003'te kapatıldı. İspanya'da bu partinin kurulması da yasaklandı.

Raporda ayrıca, bazı ülkelerde, yasalarında yer almasına rağmen şimdiye kadar kapatılan bir parti olmadığı, bazı ülkelerde ise parti kapatılmasına ilişkin yasal düzenlemenin bile bulunmadığı belirtildi.



YORUMLAR
   
HİÇ KENDİ KENDİLERİNİ İNFAZ EDECEKLERİNİ SANMIYORUM ,MECLİSTEN DİREKT RET BU TASARI DÜNE KADAR MECLİSTENMİ İZİN ALINIYORDU.
   
Online Ziyaretçi-06.03.2010/10:30
Millet iradesini yürütme mi temsil eder, yasama mı? Milletvekilleri üzerinde bir sulta varsa, yürütmenin yasama üzerindeki etkileri ne olur? Milletvekilleri seçilebilmek için bir takım kişi, kurum ya da cemmatlere vaadlerde bulunarak diyet borcu altına girerlerse, bunun yasamaya yansıması ne şekilde olur? Adi adli davalardan dahi sorgulanamayan vekillerden oluşan yasamanın millet iradesini gasp! etmeyeceğinin garantisi varmıdır? Sayın Kuzu konunun bu kısmını nedense es geçiyor.
   
Online Ziyaretçi-03.03.2010/21:20
başbakan bunu ilk söylediğinde kendinde değil galiba böyle bişey olabilirmi diye düşündüm yok bundan daha saçmalayamaz. bu örnek şuna benzer herkes kendi kendisini yargılasın adam hırsızlık yapsın sonra kendisi kendisine ceza versin yada vermesin. meclisin izniyle dava acılması ancak dava acılacak partinin bu oylamada ou kullanmamasıyla gerçeğe dönüşmesi biraz olsun mantıklı olur
   
Online Ziyaretçi-03.03.2010/14:53
*Aldığı oy oranı yüksek olan parti(ler),Anayasaya ve yasalara uymasa da olur.* deme anlamına gelen ifadeler;/*hukuk kurallarına da, profesörlük ünvanı*na da uy(a)maz...
   
Online Ziyaretçi-03.03.2010/14:04
Gayet de güzel olur ama bir etik kural var o da uygulanmalı. kişiler kendileri hakkında yapılan oylamada oy kullanmamalılar.
   
Online Ziyaretçi-03.03.2010/13:48
Yetmez milletvekilleri ayrıca yarı-tanrı ilan edilmeli. Başbakanın ünvanı Zeus olarak, savunma bakanının ünvanı Ares olarak değiştirilmeli. Gemicik sahibi başbakan oğullarına Pseidon ünvanı verilmeli. Gözü yaşlı başbakan yardımcılarının Zeus'un yer yüzündeki gölgesi olduğu ilan edilmeli.
   
Online Ziyaretçi-03.03.2010/13:44
Yani bunun meali şu; ben yolsuzluğa, hırsızlığa, üçkağıtçılığa bulaşan bürokratlarımın yargılanmasını engelleme hakkına sahibim ama henüz daha Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın benim kanunsuz eylemlerimin önünü kesmerek Türk Milleti adına hesap sorması yetkisinin önünü kesemiyorum. İşte bu yüzden bu Anayasa değişikliğini yapıp, ortalıkta daha da rahat at koşturmak istiyorum. Benim amacım sadece üzüm yemek değil, üzümü salkım salkım götürürken bağcıyı da dövmek istiyorum.
   
Online Ziyaretçi-03.03.2010/12:37
YORUM YAZ

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    


1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
G
GAZETELER
AKŞAM
BUGÜN
CUMHURİYET
HABER TÜRK
HÜRRİYET
MİLLİYET
POSTA
SABAH
STAR
TARAF
AKİT
VATAN
YENİ ŞAFAK
ZAMAN
    İSTANBUL
    ANKARA
    İZMİR