www.t24.com.tr
Söyleşi  |  Haber Detay
21.09.2009
Kürt siyaseti PKK yörüngesine nasıl girdi?

Selin ONGUN / T24  
songun@t24.com.tr

Bir çavuş, arkasında 10 kişi, işkence timi, aniden koğuşa giriyorlar.

İçlerinden biri bağırıyor:

- Öğrenciler kenara çıksın. Bismilliler kenara çıksın. Avukatlar da çıksın...

Dayak başlıyor. Kenara çağrılmadım. Dayak yiyenlere bakıyorum, bakıyoruz. Dünyanın en büyük işkencesi budur; başkaları acı çekerken en ufak müdahale hakkınızın olmaması, dönüp bakamamak bile...

Acı artık içinizde.

Sonra o his: Ben bunu nasıl önleyemiyorum?

İnsanlığından nefret ediyorsun. İntihar etmeyi düşünüyorsun. O naralar gürleştikçe, dayanılmaz bir duygu geliyor, kendinden utanıyorsun.



***

Tekrar geliyorlar. Haberim yok, cezaevindeki son günümmüş. Bunun için bana o gün özellikle dayak atmaları lazım. Bir yol bulmaları gerek. Hemen o yol bulunuyor:

- Camdan bakanlar olmuş! Tek kişinin baktığını duyarsam, tüm koğuş ceza alacak! Doktor, buraya gel.

Hazıroldayım:

- Buyrun komutanım.

- Seni cam bekçisi yapıyorum. Tek tek kimin camdan baktığını not edeceksin!

- Aman komutanım. Ben bu yaşta (56) nasıl yapayım bu görevi? Yetişemem, 165 kişilik koğuş. Beni affedin.

- Hayır! Sana verdik bu görevi!

Ve çıkıyorlar...

Arkadaşlara rica ediyorum:

- Gözünüzü seveyim camdan bakmayın.

Bakmıyorlar, bakmıyoruz.



***

Yarım saat sonra tekrar geliyorlar:

- Asker görmüş, camdan bakan olmuş!

- Vallahi komutanım, kimse bakmadı.

- Türk askeri yalan mı söylüyor lan!

Yolculuk başlıyor, aşağıya, dayak yemeye gidiyoruz.

Ölesiye dayak... Koğuşa gelip, uzanıyorum. 10 dakika sonra bir er geliyor; tahliye olmuşum.

Son fasılı yemişim meğer!

Eşyalarımı alıp kapıya gidiyorum.

Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi İç Güvenlik Amiri Esat Oktay Yıldıran oturuyor, askerler dikiliyor.

Yine hazıroldayım.

Nutuk çekiyor:

- Bana bak doktor, buraya ikinci gelişin. Bu kez buradan cenazenin çıkmasını bekliyorduk. Yine sağ çıkıyorsun. Bir daha buraya gelirsen ve buradan sağ çıkarsan, anamla zina yapayım! Yanımdakiler de şahidim olsun.

Hâlâ hazıroldayım.



***

84 yaşındaki bedeninin bükülmesine inat, “hazırol” vaziyetinden uzak, ama bakışlarını kaçırarak anlatıyor bize bunları Doktor Tarık Ziya Ekinci. Sonra hemen toparlanıyor: “Yahu Kürt burjuvazisini konuşuyorduk, laf buraya nasıl geldi?”

1965’te TİP Diyarbakır Milletvekili olarak Meclis'e giren, 1967’de yapılan ve Kürt etnik varlığının Cumhuriyet sonrasında ilk kez kitle gösterilerinde dillendirildiği “Doğu Mitingleri”ni örgütleyen Tarık Ziya Ekinci bir Kürt aydını, sosyalist. 1925 Lice doğumlu, dahiliye doktoru. 12 Mart'ta ve 12 Eylül’de Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yattı. 1982'de yurtdışına çıktı, 1989'a kadar Paris'te hekimlik yaptı. 1989'da Türkiye'ye döndü, eski mahkûmiyetinden kalan kısa süreli cezasını çektikten sonra İstanbul'a yerleşti.

Ekinci'nin “Doğu Dramı”, “Devlet ve Ben”, avukat kardeşi Yusuf Ekinci'nin öldürülmesini konu alan “Faili Meçhul Bir Cinayet”, “Vatandaşlık Açısından Kürt Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi”nin de aralarında bulunduğu yayımlanmış 10 kitabı var.

1950'lerden itibaren Kürt siyasi hareketinin içinde olan Ekinci T24'e anlattı:

Abdullah Öcalan HEP'i nasıl fethetti? Kürt siyasi hareketinin PKK'nın yörüngesine girdiği tarih nedir? DTP neden “Biz Kürdüz” siyasetinin önüne geçemiyor? Eski kuşak Kürt milletvekilleri ve gençler arasındaki fark nedir? Kürt burjuvasi federe devlet ister mi? Ve İslamcı hareketin kat ettiği, ancak Kürt hareketinin geçemediği aşama ne?



- DTP Grup Başkan Vekili Selahatttin Demirtaş, T24'e verdiği röportajda İmralı'nın neden muhatap alınması gerektiğini anlatmaya çalışırken “DTP'nin çağrısıyla dağdan bir kişi bile inmez” dedi. Sizce DTP'nin PKK'yla meselesi, partinin yapacağı çağrıya PKK'nın uymayacak olması mı?

Sadece buradan yapılan tartışmalar, yıllardır sürdürülen yanlışları görmezden gelmeye benzer.



'Gürkan, bu parti Kürtlerin kucağına doğmuştur, diyerek gitti'



- PKK ile Kürt siyasi partileri arasındaki “hak-hukuk” temeli son 20 yıl içinde nasıl gelişti? Örneğin son kuşak DTP, PKK'nın söylemlerini etkilemek için ne yaptı?

DTP'yi şöyle inceleyin; “önce”ye bakacağız, en başa gideceğiz. HEP'in (Halkın Emek Partisi) ilk kurucularından birisi benim. HEP'in oluşması benim girişimim ile başladı. 1990'ların başında birkaç Kürt milletvekili önce SHP’den ihraç edildi, bazıları da ihraç olayını gerekçe göstererek partiden ayrıldı. Yeni bir hareketin başlatılması gerekiyordu. Aydın Güven Gürkan ve arkadaşlarıyla görüştük. Gürkan'ın başkanlığında bir hareket başlatıldı, adı da “Yeni Oluşum”du. Hareketin içinde sendikacılar, DİSK’liler vardı. Tanınmış aydınlar vardı, mesela Murat Belge vardı. Hatta Murat Belge iş taksiminde eğitim bölümünü almıştı. Mehmet Ali Aslan var, Abdullah Baştürk var. Geniş bir demokrasi hareketi, sosyal demokrat Türklerle birlikte geniş bir Türkiye partisi kurmayı hedefliyorduk. Bu hareket için program ve tüzük hazırlandı. İkinci veya üçüncü toplantımızda Gürkan “Ben yokum. Bu parti Kürtlerin kucağına doğmuştur, böyle bir hareketin içinde olmak istemiyorum” dedi. Tabir aynen bu. Rica, minnet, “Yapma, eyleme” dedik. Dinlemedi, gitti. -

- Gürkan'ın yerine onun işlevini görecek bir lider bulamadınız mı?



Abdullah Baştürk ile konuştuk. O da sırarla “Yokum” dedim.



'Kala kala Kürtler kaldık'



- Ya Murat Belge?



O da Aydın Güven Erkan'dan sonra bir daha gelmedi. Kala kala Kürtler kaldık. Abdullah Baştürk toplantıları yönetiyor. Ama bir süre sonra bırakacak. Başkanlık için Fehmi'yi (Eski DİSK Genel Sekreteri Fehmi Işıklar) öne sürdü. Fehmi Işıklar hakkında da o sırada birçok söylenti vardı. Hatta bizzat Ahmet Türk'ün bir ifadesi vardı. Fehmi'nin MİT'le ilişkili olduğunu Erdal İnönü söylemiş. “Dolayısıyla Fehmi netameli bir kişidir” falan gibi laflar etmişti. Dolayısıyla son aşamaya dek Fehmi'nin genel başkan olmasına karşı çıktık. Mesala Ahmet'i (Ahmet Türk) öne sürdük genel başkan olması için. O da “Abi yapamam, beni bağışlayın, ben bu işlerden anlamam” dedi. Ama şimdi yapıyor!



- Ya siz?



Mahkûmiyetim var, cezamı çekmişim ama Anayasa siyasi parti yöneticisi olmama müsade etmiyor. 142'nci madde henüz kalkmamıştı. Sağa koşuyoruz, sola koşuyoruz; olmuyor. Derken onca söylentiye rağmen Fehmi Işıklar seçiliverdi. Fehmi Işıklar niye seçildi? Bu soru çok önemliydi. Kimden direktif alındı, bu iş nasıl oldu? Öyle tahmin ediyorum ki, bu direktif yine Abdullah Öcalan'dan geldi. Ve partiye, harekete el atılması istendi.



'Hareket Işıklar'ın başkanlığı ile PKK'nın yörüngesine girdi'



- Siz Türkler ve Kürtleri bir araya getiren bu hareketi toplamak için uğraşırken, Öcalan'dan mesaj alıyor muydunuz?


Çok aleyhteydi. “Bunlar Kürt hareketini satıyorlar, bunlar burjuvazi ile anlaştı” gibi şeyler söylüyordu. O zaman çok marksistti! Fakat sonradan bunların hepsi unutuldu, bizim girişimimiz izlendikten sonra hareketimize el atıldı.



- Ne demek bu?



O gün Fehmi Işıklar'ın şahsında hareket fethedildi. Hareket Fehmi Işıklar'ın liderliğinde onların elinde kaldı. Şimdi bunu niye anlattım? Bu olay ile, o tarihten itibaren, Kürt hareketi bir Türkiye hareketi olma niteliğini kaybetti. Kürt hareketi PKK'nın yörüngesine girdi.



Yani “DTP neden İmralı'yı işaret ediyor” diyenlere İmralı'nın işaret noktası olma miladını mı söylüyorsunuz?

Doğru; işin miladı budur. O zaman bizim oluşumumuz içinde hemen hemen tüm eğilimlerden Kürtler vardı. Hareket yığınsaldı. Diğer yandan sosyal demokratlar, liberaller, sendikacılar...



'Bir Türk aydını başkan olsaydı Kürt hareketi çok farklı olurdu'



- O tarihte acaba Aydın Güven Gürkan'ın çekilmesinden sonra Baskın Oran ya da Murat Belge kulvarında bir Türk aydınını genel başkanlığa ikna edebilseydiniz, işler başka türlü olur muydu?



Ah, keşke... Mesela hatırlayın; PKK ve HEP dışındaki Kürtler, (Cem) Boyner hareketine de (Yeni Demokrasi Hareketi) çok sıcak baktı. Yığınla girdiler oraya, ama Boyner çok büyük bir stratejik hata yaptı. Sabırsız davrandı, hemen milletvekili olacak ya! Gitti, Mesut Yılmaz ile anlaşmaya girişti. Bu da hareketin kamuoyundaki itibarını sarstı. Yani isim yapmış liberal, demokrat ve Kürt sorununa da sıcak bakan daha sol nitelikte biri çıkmış olsaydı, hareket çok farklı olurdu, işler çok farklı olurdu. Bir Türkiye hareketine dönüşebilirdi. Oysa şimdi elimizde ne var; PKK odaklı bir harekete dönüşmüş bir Kürt hareketi ve Kürtler arasında yaygın olarak kabul gören şu anlayış: “Çektiğimiz acılar için intikam alacak hareket PKK'dır.” Bugün köyü yakılmayan, akrabası dağa çıkmayan, hakarete uğramayan, bir şekilde bir tanıdığı bu savaşta ölmeyen Kürt ailesi bulmak güç. Dolayısıyla legal siyasette ancak onunla bağlantılı bir parti varlığını sürdürebiliyor. Yoksa partiler var. Şerafettin Elçi'nin partisi var, Kemal Burkay ile bağlantısı olan HAKPAR var. PKK'nın aleyhindeler, üstelik PKK'nın çok ötesinde görüşler, talepler dile getirirler. Fakat kamuoyunda hiçbir etkileri yok. Çünkü kamuoyu organik olarak devletin baskısıyla oraya itilmiştir.



'DTP'nin Türkiye politikası geliştirebilecek yetkisi yok'



- DTP'nin “Biz Kürdüz” siyasetinden öteye geçememesi sadece bununla mı ilgili?

Türkiye politikası geliştirebilecek yetkileri yok. Bu bir potansiyel sorunu değil. Böyle bir politika geliştirmek için özgür olmanız lazım. Bakın, bundan iki üç yıl önce bana bir çağrı geldi: “Abi şimdiye kadar hep bir Türkiye partisi için ısrar ediyordun. Karar verdik, Türkiye partisi kuracağız, sen de gel.”



- Kimden geldi bu çağrı?



Ahmet Türk var, Feridun Yazar var, Murat Bozlak var. Yani hareketin kalburüstü bütün insanları vardı. Diğer yandan Mihri Belli'den eski SHP'lilere kadar sol kesimden insanlar var. Sonra Altan Tan, Mehmet Metiner var. Ve toplantılar düzenlemeye başlandı. Ben de, yukarıdan da böyle bir direktif geliyor, diye düşünüyorum. Hareketi ciddiye alıyorum.



- Bu girişim DTP'nin kurulmasından önce gelişiyor, öyle mi?



DTP'den bir evvelki parti... DEP miydi? Onun kurulması bu. Güçlü bir hareket, bir Türkiye partisi kurmak hedefleniyor. Toplantılar yapıyoruz. Bir tez geliştirdim. Ahmet'e (Ahmet Türk) dedim ki, “Aramızda SHP'de vaktiyle çalışmış, aday olmuş, milletvekilliği yapmış arkadaşlar da var. Tutarlı bir sosyal demokrat parti kurulsun, biz de oraya katılalım.” Yaklaşık bir buçuk yıl tartıştık. Ama sonuç yok. Nihayetinde “Oya sunulsun” dedim. Gerçi sembolik bir topluluğuz, ama bir fikir birliği gerekiyor. Kavga kıyamet, oylattık. Bir tek oyla, benim tezim kaybedince, bunlar “İki ay sonra tekrar buluşalım” dediler.



'PKK'dan direktif almaya alışmışlar!'



- Sonra ne oldu?



Bunlar kalkıp Almanya'ya gitmiş. Avrupa'daki önde gelen PKK sözcüleri ile konuşmuşlar, istişare etmişler. Görüşmeler sonunda Murat'ın (Bozlak) yeniden genel başkan olmasına, Ahmet'in filan yönetim kuruluna girmesine karar alınmış. Bir de “Sizlerle beraber çalışan arkadaşların hepsi de partiye katılsın” denmiş. Bunları duyunca öfkelendim: “Size kim Almanya'ya gidin dedi. Biz böyle bir karar almadık. Eski alışkanlığı sürdürüyorsunuz. Direktiflerle yürütülecek bir partinin içinde ben yokum” dedim. Bunlar direktif almaya alışmış, direktifle işbirliği yapan arkadaşlar. Olmaz böyle iş! Bugün bana genel başkanlık verecek, yarın “Görevden aldım” diyecek. Ya da gelecek komiser yanımda oturacak, ben karar alma gücüne bile sahip olamayacağım, ben yokum. Ve ne oldu? Partiyi kurdular. Ardından kurulan DTP'yi de böyle bir hareketle oluşturdular. Hatta o dönemde de Orhan Doğan telefon etti, “Abi bize katıl, gel” diyor. Katılmam efendim! “Ben sizin bu Türkiye partisi açılımınızı çok iyi biliyorum. Gelmem!” dedim.



'Bütün dertleri, Öcalan'ın serbest bıraktırmak'



- Kürt siyasetindeki “direktif alma ve tasfiye edilme” hali sizi öfkelendiriyor.



Burada tek odak, mihrak ve irade doğrudan doğruya Öcalan'dır. Bunun dışında başka irade yoktur. Kürt hareketinin temel gerçek iradesi odur. Bütün bunların çabası, dertleri de “Acaba Öcalan'ın serbest bıraktırabilir miyiz?” Bütün politikayı buna bina etmişler.



- Bugün Meclis'teki ikinci kuşak Kürt milletvekilleri ve Ahmet Türk kuşağı arasındaki...



Ahmet Türk ellinci kuşak olur belki! Kaç defa itilmiş, kakılmış, ayrılmış, çıkarılmış, tekrar gelmiş filan böyle bir hengâme...

'Onları seçen İmralı'



- Gençlerin, Sebahat Tunceller, Emine Aynalar'ın “İmralı” siyasetinin üzerine çıkmaları çok daha mı zor?



Onu seçen İmralı. Gerçek anlamda örgütlenmiş bir siyasi parti içinde o nitelikte insanların belli bir yere gelmesi mümkün değil. Orada iki şekilde bulunan insan var. Bir; gerçekten partideki çalışmalarıyla, emekleriyle oraya gelenler. İki; direktif üzerine oraya gelen insanlar. Ya dağ kadrosuyla şu veya bu şekilde ilişkileri var; kocası orada, oğlu orada, kardeşi orada, kendisi gitmiş gelmiş... PKK'nın çok aktif üyeleri, avantajları oradan geliyor.



- Bir yandan da siz, Kürtlerin “bilge, abi” saydığı kişilerden birisiniz. Gençlere “Benim tatlı oğlum, güzel kızım İmralı siyaseti çözüm değil” diyor musunuz?



Beni sizin söylediğiniz gibi gördükleri şüpheli. Eskiden toplantılarına çağırırlardı, gider söylerdik biz de. Ama benimle bir şekilde bağlantı kurdukları zaman, görüş ve düşüncelerimi e-mail ile onlara gönderiyorum. “Buyrun okuyun” diyorum.



- Okuyorlar mı?



Sonra kitaplarımı büyük paketler yaparak hepsine gönderdim. Kimi “Abi aldık, teşekkür ederim” diye telefon açtı. Okudular mı, okuyarlar mı; bilmiyorum.



'Kürt burjuvazisi ayrı devlet fikrine karşıdır'



- Kürt burjuvasinin Kürt siyasetine ilişkin ilgisi ne renk? Kürt burjuvalarının DTP ile ilişkisi nedir?



Kürt burjuvazisini ikiye ayırmak lazım. Toprak burjuvazisi ve ticaret birjuvazisi. Sanayi yok tabii. Kürt toprak burjuvazisi 1950'lere kadar hep devlet karşıtı bir konumdaydı. Karasaban tarım yapar, geniş arazilere sahip olmasına rağmen zorluk çekerdi. Çocuklarını okutma imkânı, alışkanlığı yoktu. Ama 1950'lerde Demokrat Parti iktidarıyla köklü bir değişiklik oldu. Toprak ağalarına büyük imkânlar sağlandı. Modern tarım etkinliklerine girmelerini sağladılar. Kürt tarım burjuvazisi devletle bütünleşti. Hatta artık devletsiz yaşama gücü yok. Bugün bir afet oldu mu; kredisini, yardımını alır. Mahsulünü de devlete satar. Kürt toprak burjuvazisi devletle olan bu organik bağından ötürü ayrılıp bağımsız bir devlet kurma, ortak pazar kurma talebine sahip değil. Bir ulusun bağımsız devlet olmasında öncülüğü yapan burjuvazidir. Burjuva kendi sınırlarını oluşturup kendi pazarını kurmak ister. Başkasının onu pazarına girmesini istemez. Ve bağımsız devlet böyle oluşur.



- Kürt ticaret burjuvazisinin durumu da aynı mı?



Kürt ticaret burjuvaları büyük ölçüde tarımda olanak sağlayarak ticarete atılan insanlardır. Diğer yandan Kürt ticaret burjuvazisi, Türkiye'deki büyük burjuvazinin temsilciliğini yapıyor orada. Onların malını alıp satıyor. Dolayısıyla Kürt burjuvazisi ayrılıp bir devlet kurulmasına karşıdır. Ne var ki Kürt burjuvazisi, özellikle toprak burjuvazisi, Kürt köylü yığınlarını denetleyebilmek için Kürtlerin diline, kültürüne sahip çıkar. Çünkü onlarsız var olamaz. O nedenle Kürtler ile irtibatını tümden koparmak, Kürt köylülerini karşısına almak istemez. Tabii toprak burjuvaları arasında da devletten aynı ölçüde zarar görenler oldu.


- Nasıl?


Misal, PKK evlerine misafir oldu. Ertesi gün hasımı gitti onu ihbar etti. Ardından ihbar edileni alıp götürdüler, tutukladılar, işkenceden geçirdiler. Bu nedenle Kürt burjuvaları, devletle ilişkiyi bozmamak ve tabanı da karşılarına almamak için varlıklarını iki arada bir derede sürdürüyor. PKK'ya karşı net bir tavır alamıyorlar. Almaları da mümkün değil.



'Dinciler ve Kürtler arasında ittifak olması şaşırtıcı olmaz'



- Sosyal antropolog Prof. Dr. Tayfun Atay, T24'e verdiği röportajda, “Abdullah Öcalan'da Gülencilere doğru bir meyil söz konusu” dedi. Katılır mısınız?



Şu var tabii, Türkiye'de devlete karşı konumu ile ittifak halinde olabilecek iki akım var; Kürt sorunu ve din sorunu. Bu iki hareket asker-sivil bürokrasinin alerjisi olduğu iki ayrı grup. Bu gruplar arasında ister istemez bir ittifak olması şaşırtıcı olmaz. Ama dincilerin büyük bölümünde Türk milliyetçiliği ön plana çıkıyor, Türk-İslam sentezi ağırlık basıyor. Fakat hayat onlara, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önemini gösterdi. Demokratikleşme konusunda da Kürt hareketine de destek vermek lazım geldiğini kavradılar. Ama Kürtler de hâlâ bu bilinç oluşmadı.



'DTP, Kürtlere lazım olduğu kadar bir demokrasinin peşinde'



- Nasıl bir bilinç oluşmadı?

Türkiye'nin demokratikleşmesini kendileri için bir yaşam biçimi yapma politikasını benimseyemediler. Hâlâ bağımsız mücadele ediyorlar. Oysa dinciler-muhafazakârlar, mesela AKP, bence Avrupa Birliği konusundaki tutumuyla Kürtler'i geçti. DTP'nin de bunu bir demokrasi sorunu olarak açması, vurgulaması lazım. Yalnız kendisi için demokrasi değil, Türkiye'nin tamamı için demokrasi. Ama onların demokrasi anlayışında topyekûn Türkiye'nin demokratikleşmesi yerine, Kürtlere lazım olduğu kadar bir demokrasinin peşindeler. Gerçi, bu da fena değil. Çünkü öyle bir demokrasinin kurulması yine bütün Türkiye'nin yararlanması demek. İşte burada DTP'lilerin Türkiye'deki demokratlarla ortak politika geliştirmek gibi bir politikaları yok. Kafalarında şu var: “Bana yardım etsin, bana destek olsun.” O kadar.



'Kürtler arasında dil birliği sağlamanın imkanı yok'



- “Kürt hareketindeki genç kuşağın sol çizgiden milliyetçi çizgiye kaydığı, Kürtler içinde milliyetçiliklerin serpildiği” söylemini gerçekçi buluyor musunuz?



Doğru, Kürtlerde gençler arasında milliyetçilik ön plana çıktı. Şimdi mesela Zazalık tezini savunanlar, “Zazalar ayrı bağımsız bir halktır” diyenler var. Geçen gün bir toplantıda “Ben Zazayım, Zazalar ve Kürtlerin alakası yok” diyen birine rastladım. Oysa Kırmanci ve Zaza, bunlar, farklı diyalektler. Kaldı ki Kırmanciler arasında bile o kadar çok lehçe farkı var ki. Tabii bir dil birliğini sağlamanın imkânı yok. Bir ağzı diğer ağız anlamakta zorluk çekiyor.


YORUMLAR
   
ben kendisi gibi düşünmeme me ragmen entelektüel olarak parlak ve saygıdeger bir inanır buluyorum kendisini.bir müslümanda böyle renkliolmalı ki zaten..........
   
Online Ziyaretçi-12.01.2010/23:20
mecliste tepinenlere anlatsın sayın ekinci
   
Online Ziyaretçi-11.11.2009/16:17
Az daha unutuyordum, en son kuyrukculukları da ergenekon(nato-gladyo-pentagon) kuyrukculuğudur.
   
Online Ziyaretçi-29.10.2009/19:48
Pkk hareketi Türkiye'deki sosyalist hareketin önünü kesmiştir. Daha da vahimi 12 eylül sürecinin bu kadar ağır yaşanmasında yardımcı olmuş, bu darbeci yapılanmanın önüne geçilmesine set çekmiştir. Zaten kuruluşundaki gizli(malüm) görevi de budur. Ne yazık ki bizdeki 'sol aydınlar' ın bir çoğu kuyrukcudur. Hatırlayın 'umudumuz Ecevit'ten ' başlayarak. Hatırlayın. En son olarak bu 'kürtcülük' kuyruğuna takılmışlardır. Bakalım bundan sonraki süreçte nerenin kuyruğu olacaklardır.
   
Online Ziyaretçi-29.10.2009/14:21
her ne kadar icacici bir manzara sunmasada, Kürt meselesini anlamak icin iyi bir reportaj, tesekkurler, Mancunian
   
Online Ziyaretçi-21.09.2009/20:24
13 36 yorumcu arkadaş güzel yakalamışsınız. kala kala kürtler kaldık. ilavaside şu olmalı. kalanlarda avrupada pkk yetkilileriyle görüşüp onlardan aldıkları emirlere göre çalışma yaptılar. demekki liberaller sadece rüzgara göre hatta rüzgarın gücüne göre kendilerini gösteriyorlar. birde kürt hareketi pkk gölgesinde kalmaya mahkum. çünkü şiddete devam etmek isteyenler çoğunlukta. dtp bile kendini kürtlerin sözcüsü olarak görmeyem aczini kabul eden bir parti.sonuç, henüz belli değil.
   
Online Ziyaretçi-21.09.2009/15:33
demokratik bir kürt muhalefetinin olmaması Türkiye'ye de kaybetirir. Yeni bir kürt gençliği birlikte yaşamaktan ziyade ayrı yaşamayı düşünüyor. Diyalog kuracak kuşak kaybolmak üzere.
   
Online Ziyaretçi-21.09.2009/15:01
İşin gerçeği basit aslında, 'Kala kala Kürtler kaldık, dikkat buyurun liberaller
   
Online Ziyaretçi-21.09.2009/13:36
işte uzmanından, hatta 12 eylülde diyarbbakır cazaevinin gerçeklerini birebir yaşamış bir kürt aydınının tespiti ve kürt dilini özgürce kullanmak konusunun ne kadar yüzeysel bir istek olduğunun imkansızlığı. bu konuda sayın ekinciyi suçlayacak kadar şaşırmış biri çıkarmı? çünkü kırmançı dilinin çok çeşitli lehçesi olduğunu ve birbirlerini anlamayacağını söylüyor sayın ekinci. o halde kürtçenin her alanda kullanılması gerçeğinin mümkün olmadaığı kabul edilmelidir.
   
Online Ziyaretçi-21.09.2009/11:35
YORUM YAZ

EN ÇOK OKUNAN SÖYLEŞİ HABERLERİ
 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    


1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
G
GAZETELER
AKŞAM
BUGÜN
CUMHURİYET
HABER TÜRK
HÜRRİYET
MİLLİYET
POSTA
REFERANS
SABAH
STAR
TARAF
VAKİT
VATAN
YENİ ŞAFAK
ZAMAN
    İSTANBUL
    ANKARA
    İZMİR